Röportaj: Bengi Kepkep

Bu ayın röportajını sevgili Bengi Kepkep ile yaptık. Sevgili Bengi bu ay ki yazımızda kızından, anne olmanın kendisine kattıklarından ve birlikte yaptıkları aktivitelerden bahsediyor. Eminiz sizlerde okumaktan çok keyif alacaksınız.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

İnternet ve teknoloji alanında on beş yılı aşkın deneyimi olan bir pazarlama profesyoneliyim. Pazarlama, İletişim, Teknoloji, Sinema ve Sanata ilgi duyuyorum. Ailem ve dostlarımla zaman geçirmeyi, yolculuk yapıp yeni yerleri keşfetmeyi severim. Evliyim ve 1,5 yaşında bir kız çocuk annesiyim.

Bengi Kepkep 1

Anne olacağınızı öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Çok çok mutlu oldum tabi.  İnsanın hayatta önem verdiği her şeyin sırası anne olduğu anda değişiyor…

Anne olmanın hayatınıza etkileri neler?

“Uykusuzluk” annelik paketi ile birlikte geliyor sanırım 🙂 Bir de insan daha önce dert ettiği ya da kızdığı konuların ne kadar ufak tefek ve önemsiz olduğunu fark ediyor. Hatta hemen hiç düşünmez dahi oluyor. Çünkü dediğim gibi, hayatta her şeyin önem ve öncelik sırası değişiyor.

Çocuğunuzla ilgili beslenme, giyim gibi konularda en çok nelere dikkat ediyorsunuz?

Ailemizde doktor çok, dolayısı ile onların söyledikleri benim için özellikle önemli ve değerli. Beslenmede hamilelikten beri protein ağırlıklı gidiyoruz -protein vücudun yapıtaşı –özellikle 0-3 yaş döneminde. Bunun dışında her türlü besini dengeli bir şekilde alıyor.

Giyim konusunda bebek ilk doğduğunda duyduğum klişe söze halen katılıyorum: “Çocuğun yediği helal giydiği haramdır” 🙂  Şaka bir yana ben çocuğumu kendi yaşını, rahatını ve sağlığını düşünerek giydirmeye çalışıyorum. Fakat maalesef çoğu Türk annesi gibi “aman çocuk üşümesinci” oldum 🙂 Oysa üşümesin derken terletmemek de gerekiyor. Çok zor bir iş doğrusu…

Organik ürünlerle ilgili düşünceleriniz neler?

Doğal, organik ürünler hem vücut ısısını dengelemeye yardımcı olduğundan hem de zararlı kimyasallar içermediğinden tercih sebebim oluyor. Ancak gerçekten organik olan ürünleri ayırt etmek de her zaman kolay olmuyor.

Aşağıdaki cümleleri tamamlar mısınız?

  • Çocuğuma/Çocuklarıma en çok giydirdiğim renk: Turuncu, Turkuaz
  • Çocuğumla/Çocuklarımla en çok oynadığım oyun: Lego, Tahta Bloklar, Yemek Pişirme
  • Çocuğuma/Çocuklarıma okumayı en çok sevdiğim kitap: Pisi Pisi Mırnav serisi
  • Çocuğumla/Çocuklarımla birlikte en çok dinlediğim müzik/şarkı: Ali Baba’nın Bir Çiftliği Var, Klasik Müzik
  • Çocuğumla/çocuklarımla yapmaktan en çok keyif aldığım aktivite: Birlikte kitap okumak
  • Çocuğuma/Çocuklarıma en çok söylediğim şey: Seni çok seviyorum

Bengi Kepkep 2

Siz de bizlerle röportaj yapmak ve kendi hikayenizden bahsetmek isterseniz, bize info@organickidwear.com e-mail’inden ulaşmanız yeterli 🙂

Konuk Yazar: 💚Organik anne💚

Aşağıdaki yazı Yeterli Anne rumuzlu Organickid takipçisi tarafından kaleme alındı. Organik ürünlerin hayatımıza girişi, bize kattıkları ve öğretileri hakkındaki bu yazıyı okumaktan keyif alacağınıza eminiz!


Anne olmanın, her döneme, her çağa özgü zorlukları vardı muhakkak. Çoğumuzun büyükannelerimizin annelerimizi, annelerimizin de bizi büyütürken yaşadıkları sıkıntıları dinlemişliği vardır. Ama benim tüm anlatılanlardan çıkardığım sonuç, sorunun yoksunluktan kaynaklanıyor olması. Günümüzde öyle mi? Bizim sıkıntımız hangi markayı seçmemiz gerektiğine karar verememek… gibi görünmekte. Tabii bu buzdağının görünen kısmı. Zamane annelerinin esas sıkıntısı, dünyadaki en değerli varlıklarımız, çocuklarımız için, zararı olmayan, organik, doğal ürünler bulabilmek. Bu sebeple 10-15 sene önce günlük kelime haznemizde  pek de yeri olmayan “organik” kelimesi, artık “en iyi”ye eşdeğer oldu. Bir şey organikse, en iyisi odur.

Peki günümüzde herşeyin organik olanına, doğalına erişmemiz mümkün mü? Sadece organik yiyecekler yedirmek yeterli mi? Can boğazdan geliyor, peki ya dışı, ya kıyafetleri, oyuncakları?

Özellikle son yıllarda başına “organik” koyduğunuz herşeyi bulmak mümkün. Ve internet biz anneler için bence hazır bezden sonraki en önemli buluş 🙂 Gerek sosyal medya, gerek bloglar bu konuda sınırsız bir kaynak. E firmalarda bu alandaki gittikçe artan arz-talep ilişkisiyle doğru orantılı olarak ürün yelpazelerini genişletiyorlar.

Bence bu noktada önemli olan bilinçlenmek. Organik ve doğal kavramlarını bilmek. Mesela ben uzun süre organik ve doğalı aynı görmüştüm. Meğer öyle değilmiş. Ambalajında “doğal” ibaresini gördüğümüz ürünler “organik” olmuyormuş. Organik olabilmesi için yetkili firmalarca sertifikalandırılmış olması gerekirmiş. Mesela, “%100 organik” ibaresi ürünün tamamen organik bileşenlerle hazırlandığını gösterirmiş. Sadece “organik” etiketli olması %95.

Sonuç itibariyle can boğazdan geldiği için ve anneler her zaman çocuklarına en iyisini, en sağlıklısını yedirmek istedikleri için gıda endüstrisinde organik ve doğal ürün pazarı diğer sektörlere göre daha geniş ve karmaşık. Ama bu anneleri içinden çıkılmaz bir konuma düşürüyor mu? Hayır. Neden? Çünkü genellikle fısıltı gazetesinden, sosyal medyadan, eşten dosttan gelen haber ve tavsiyeleri kendi süzgecinden geçiren anneler, her zaman içgüdülerine güvenerek hareket ederler ve nihayetinde bir çocuk  da birkaç marka arasında beslenerek büyür.

Yiyeceklerimizden sonra en yakın ilişkimiz giyecekler ve oyuncaklar. Oyuncaklar için eskiden sadece Çin mali olmaması bir kıstasti. Ama şimdi kriterlerimiz değişti. Mesela tahta oyuncaklar, evde mutfak malzemeleri yardımıyla elde edebildiğimiz hamurlar, pinterest ve bloglar sayesinde öğrenip evde çocuğumuzla beraber uygulayabildiğimiz aktiviteler; plastik, boyalı oyuncakların yerini almaya başladı.

Giyecekler, organik konusunda çelişkilerin en fazla olduğu bölüm bence. “Çocuğun yediği helal, giydiği haram” mottosuna sahip bir toplum olarak, çocukların kılık kıyafetine bakış açımız açık aslında. Ama durum bu kadar basit değil artık. Tekstil sektöründe kullanılan pamuk ve özellikle boyanın insan vücuduna zararlarının artık ayan beyan ortada olması, bizleri özellikle bebek/çocuk giyimi konusunda bilinçlendirdi. Aynı gıda sektöründe olduğu gibi, tekstil sektöründe de “organik” üretimin kademelerini belirten sertifikalar olduğunu öğrendim. Bir kıyafetin sadece pamuğunun organik olması yada pamuğundan baskısına, etiketinden nakışına kadar organik olması gibi.

İstatistiksel bir araştırmam yok ama, hepsinde olmasada çoğu Avm’de muhakkak organik ürünler satan bir mağaza olması, oda olmasa çoğu markanın ürün yelpazesine muhakkak organik sertifikalı ürünler katması bu işin gün geçtikçe daha da ciddileşeceğini göstermekte. Üstelik artık eskisi gibi organik kıyafet demek naturel, soluk renkler demek değil. Hele hele canlı renkler ve desenli body ve tulumlarla görmeye alıştığımız bebeklerimiz için seçenekler fazla.

En başa dönersek, tabiiki fiziksel, maddi ve manevi imkan ve imkansızlıklar olarak kendimizi bundan 50-60 sene evvel annelik yapanlarla kıyaslamamız gerek. Sadece günümüzde yediklerimizin, içtiklerimizin, giydiklerimizin, eskisi gibi olmadığının farkında olmamız, her şeyde olduğu gibi, organik ve doğal ürünler konusunda da bilinçlenmemiz, gelişmeleri takip etmemiz gerekiyor. Çünkü artık cehalet mutluluk getirmiyor, insanlar farkında oldukları kadar yaşıyor.

Röportaj: Berna Kasapoğlu Serdarlı

Bundan sonra Organickid ekibi takipçileri için her ay  annelik üzerine bir röportaj düzenleyecek. İlk röportajımızı sevgili VloggerAnne Berna Kasapoğlu Serdarlı ile yaptık. Çok keyifli ve eğlenceli bu röportajı okumaktan ve sevgili Berna’yı tanımaktan memnun olacağınıza eminiz.


Biraz kendinizden bahseder misiniz?

İlkokuldan beri çok kariyer odaklı bir kişiliktim. Ta ki anne olana kadar. İktisat ile ilgili en büyük başarım istemediğim bir bölüm olmasına rağmen dört yılda bitirebilmektir. Aklım hep iletişimde, özellikle televizyonda idi. Önce halkla ilişkiler, sonra TRT’de televizyon deneyimleri yaşadım.

Eren bir yaşındayken Amerika’ya gittik. NYU’da televizyonculuk sertifika programına devam ettim. Bir Türk yapım ekibiyle çalışma fırsatım oldu. Döndükten sonra TRT’de çalıştım. İkinci hamileliğimde ayrılmak zorunda kaldım işimden. Sonra televizyonculuk ile anneliği nasıl aynı zeminde birleştirebilirim diye düşündüm ve projemi kağıt üzerinde hazırladım. O arada üçüncü çocuğa niyetlendik. Son hamileliğimde de projemin çekimlerine başladım. Türkiye’nin aile odaklı ilk video blogu ailemizle.tv böylelikle yayına başladı.

Şu anda da hem ailemizle.tv ’yi yürütüyorum, yeni videolarla içeriğini zenginleştiriyorum. Hem de bir sosyal sorumluluk projemi, “ANNE DİREKSİYONDA”yı hayata geçirdim. Bir de 28 Nisan’da ilkini yapacağım 40 yaş paneli var, “yaş almak güzeldir” sloganımız.

Bir oğlum, iki kızım, bir video blogum, bir sosyal sorumluluk projem, bir etkinliğim var. 40 yaşında 34 beden üç çocuklu bir anneyim. Sosyal medyada yeni ismim VloggerAnne.

Anne olacağınızı öğrendiğinizde ne hissettiniz?

Şok. Kararsızlık. Halkla ilişkilere son vermiştim, çocukluk hayalim televizyonculuk için eğitim alıyordum ve çok başarılı ilerliyordum. Büyük bir haber kanalında stajım bile hazırdı. Hamileliğin ve bebeğin beni durduracağını düşünüyordum. Ancak bugün geriye dönüp baktığımda ne doğru bir kararmış hamileliğe devam etmek. Evet bir dönem yavaşlamış hatta durmuş olabilirim ama dünya bir yere kaçmıyormuş, sonra istediğim şeyleri yapma fırsatlarını hep yakaladım.

Anne olmanın hayatınıza etkileri neler?

28 yaşımda anne oldum. Planlı bir hamilelik olmadığı için bir süre alışmam gerekti. Birinciden sonra iki düşükle üç bebek kaybettim. 34 yaşımda ikinci, 37 yaşımda üçüncü kez anne oldum. Oğlum bir yıl, kızım 28 ay, en küçüğüm 21 ay anne sütü aldı. Neredeyse kızlarımdan dolayı 4 yıla yakın aralıksız emzirdim.

Ben aslında onları büyütürken kendim de büyüyorum. İlk annelik yaklaşımımla üçüncü arasında çok net farklar var. Eren için hep acemi anne olacağımı biliyorum. O yüzden de sürekli okumaya çalışıyorum.

Başak burcu olarak hep düzenli ve planlı biriydim ama kendi kafama göre yaşamayı da severdim. Üç çocuklu anne olunca her şeyin yolunda gitmesi için çok daha sistemli olmak zorunda kalıyorum. Fakat Alman disiplinini de sevmiyorum. Her şeyi dengede tutmak gerektiğini düşünüyorum.

Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Çocukları

Çocuğunuzla ilgili beslenme, giyim gibi konularda en çok nelere dikkat ediyorsunuz?

Doğallık önemli. Doğru bilgiye ulaşmaya çalışıyorum. Ama ne yazık ki çok kafa karışıklığı var. Süt mutlaka içir diyen de doktor, sakın süt içirme diyen de doktor. Beslenme konusunda çocuklarımı çok sıkmadan ama en yararlı şekilde doyurmaya çalışıyorum. Giyim konusunda da organik olması önemli. Ancak yaş büyüdükçe bulmak da zorlaşıyor. Keşke daha kolay erişebilsek.

Organik ürünlerle ilgili düşünceleriniz neler?

Besinler konusunda dürüst davranıldığı hakkında şüphelerim var. Bu güvensizlik bir şekilde giderilmeli. Besinlerin, oyuncakların ve giysilerin organik ürünler olması önemli bir kriter. Erişim daha kolay olabilse çok mutlu olurum.

Aşağıdaki cümleleri tamamlar mısınız?

  • Çocuğuma/Çocuklarıma en çok giydirdiğim renk: onların seçimine bağlı ancak kızlar daha çok pembe, mor seçiyorlar. Oğlum ergenliğe girmek üzere, o yüzden de siyahı tercih ediyor bu aralar.
  • Çocuğumla/Çocuklarımla en çok oynadığım oyun: Kızlarla hamur oynarız. Oğlumla son dönemde isim-şehir-hayvan oynuyoruz. Ben çocukken oynadığımda bile bu kadar keyif almazdım. Çok gülüyoruz.
Berna Kasapoğlu Serdarlı - Kızlar

Berna Kasapoğlu Serdarlı – Kızlar

Isim - Sehir Oyunu

Isim – Sehir Oyunu

  • Çocuğuma/Çocuklarıma okumayı en çok sevdiğim kitap: Oğlum kendi okuyor. Kızlara da içinde çaktırmadan mesaj veren kitapları seçiyorum.
  • Çocuğumla/Çocuklarımla birlikte en çok dinlediğim müzik/şarkı: Arabada radyo maximusic dinliyoruz. İrem Derici’nin Kalbimin Tek Sahibine hepimizin birlikte yüksek sesle söylediğimiz son dönem şarkımız. Ama en özeli babamız Ersel Serdarlı’nın albümü, yine onun Sertab Erener’e, Ferhat Göçer’e verdiği parçalar. Bir de son dönemde Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar albümünden Müzeyyen Senar parçaları. Her çeşit müziğe kulakları alışmalı bence.
  • Çocuğumla/çocuklarımla yapmaktan en çok keyif aldığım aktivite: İstanbul’u gezmek, vapura binmek, kek/kurabiye yapmak, sinemaya gitmek.
  • Çocuğuma/Çocuklarıma en çok söylediğim şey: O kadar çok şey var ki. Bazen çok mesaj içerikli konuştuğumu bile düşünüyorum. Ancak yaşadığımız, duyduğumuz olaylar bizi buna yöneltiyor. Son yıllarda artan kötü haberlerden dolayı büyüklere bağırabileceklerini, vurabileceklerini, bir şey olduğunda mutlaka bana gelip anlatabileceklerini söylüyorum. Hayallerinin peşinden gitmelerini söylüyorum. Kendi bildikleri, istedikleri gibi yaşamaları gerektiğini anlatıyorum. Ama yine de en çok “çiş-diş-yatak” listemde birinci sırada, çünkü her akşam sekizde bunu duyuyorlar benden 🙂
Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Kizi

Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Kizi

Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Kizi

Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Kizi

Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Oglu

Berna Kasapoğlu Serdarlı ve Oglu