EYVAH EYVAH! 2 YAŞ SENDROMU KAPIYA DAYANDI!

Kucakta, beşikte geçen dönemler, yavaş yavaş geride kaldı. Bebeğiniz büyümeye başladığı andan itibaren, kendi ayaklarının üzerinde durmak ve hayatındaki özerkliğini ilan etmek için sonu gelmez bir çaba halindedir.

Bu çaba, bebeğinizin artık çocukluk dönemine girerek kendi kendini idare edebilecek duruma gelmesi ve hayata hazırlanması açısından, aslında çok olumlu ve faydalı. Ancak bebeğinizin bu süreçte, adeta aynada kendini aslan olarak gören bir kedi olduğunu düşünmeniz gerekir. Bu yüzden onu korumak için sizin de yoğun bir enerji sarf etmeniz ve çocuğunuzun bu kontrolsüz gücünü olası tehlikelere karşı kontrol altına almanız şart.

2 yaş sendromu nedir, nasıl geçer?

2 yaş sendromu, bebeğinizin 1,5 yaşından itibaren kendini gösterir ve ailenin tutumu, bebeğin yapısı gibi değişkenlere bağlı olarak ortalama 2-3 yıl veya daha uzun sürebilir. Bu süreç; bebeğin kendi ayakları üzerinde durduğu, kendi işlerini kendisinin halledebileceğine inandığı ve fazlası ile itiraza meyilli olduğu, şiddet eğilimi gösterdiği bir dönemdir. Bu süreci olumlu etkilerle ve hem bebeğinize faydalı olacak hem de bebeğinizle iletişiminizi kötü etkilemeyecek şekilde geçirebilmeniz için, dengeli bir tutum sergilemeniz önemli.

Birden ortaya çıkan aşırı merak

O artık dünyayı keşfe çıkmaya hazırlanan bir kaşif! Ve elbette ki keşfine, kendisine en yakın yerden, evden başlayacak. Dolaplar, çekmeceler, arka balkonunuz onun için hazinelerle dolu ve hepsi keşfedilmeyi bekliyor. Bu süreçte, onu sürekli merak ettiği şeylerden uzaklaştırmak, onun hırçınlaşmasına sebep olur. Çocuğunuzu uzaklaştırmak yerine, ulaşabileceği yerlere tehlike oluşturabilecek eşyaları koymayın. Eğer gerçekten gitmemesi gereken bir yere yönelirse, ona sert bir “hayır” demek yerine, onu cezbedecek yeni bir şey öne sürün ve dikkatinin buraya yönelmesini sağlayın.

Sadece uyarı değil, sebep sunun

Onu sadece “Dokunma”, “Gitme”, “Cıss” diye uyarmanız, aslında işleri daha da zorlaştırır. 2 yaş sendromunda bebekler, ona karşı yaptığınız her itirazı bir inatlaşma sebebine dönüştürebilir. Bu yüzden yapmasını istemediğiniz şeylerin sonuçlarını görmesini sağlayın. Bebeğinizin sıcak çaya dokunmasını istemiyorsanız, kontrollü bir şekilde bardağın sıcaklığını hissetmesini sağlayın. “Buna dokunmamalısın!” yerine, “Buna dokunmamalısın, çünkü…” şeklinde kurduğunuz cümleler her zaman daha yapıcıdır.

Aidiyet duygusunu lehinize çevirin

“Ben” ve “Benim!” duygularının şaha kalktığı bu dönemde, bebeğinizin her şeyi kurcalama huyunu kontrol etmek için bu aidiyet duygusunu kullanabilirsiniz. Ona kendine ait alanlar yaratın. Kendi dolabı, kendi tabağı, kendi çekmeceleri olsun. Böylece kendisine ait hissettiği şeylerin değerini bilirken, size ait alan ve objelere saygı duymasını sağlamayı da kolaylaştırabilirsiniz.

Şiddete eğilimini kontrol edin

Çocuklar 2 yaş sendromunda önce kendisine, sonra size, daha sonra da yaşıtı olan oyun arkadaşlarına şiddet göstermeye meyillidir. Ancak ona hemen kızmayın! Şiddet duygusunu yeni keşfeden çocuğunuz, bunu nasıl kullanacağını bilemez ve bu konudaki kılavuzu sizsiniz. Bebeğiniz size veya başka bir kişiye yönelik şiddet uyguladığında gülmek, canınızın yandığını belirtmek veya kızıp bağırmak yerine ona ilgi göstermeyi kesin. Böylece sosyal rollerinde şiddet kullanmanın hem yanlış olduğunu hem de onu yalnızlaştıracağını anlayacak ve bu yüzden bundan kaçınacaktır.

Evde Yeni Bir Düzen Kuruluyor: Bebeğim Yürümeye Başladı

Bebeklerin hızla ilerleyen büyüme evreleri, gerçekleşen her gelişme ile daha da heyecan verici bir hal alır. Onların ilk anlamlı bakışları, gülüşleri, eşyaları yeni yeni kavramaya başlamaları ve tutabilme yetenekleri geliştikçe, size de bebeğinizin bu keyifli anlarına katılmak ve elbette desteğinizle katkı sağlamak kalıyor.

Peki bebekler ne zaman yürümeye başlar? Bebeğiniz bir yaşını geçtikten sonra, onun için kendi ayakları üstünde durabilme zamanının yavaş yavaş geldiğini anlayabilirsiniz. Yerde sürünme, yuvarlanma ve emekleme aşamalarını başarıyla tamamlayan bebekler, denge meselesinin bir miktar daha üstesinden geldiğinde ayaklanmaya başlarlar. Bebeğinizin ilk adımlarını attığı şu günlerde evde artık yeni bir devir başlıyor demektir; yürümeye başlayan bebeğin devri!

Bebeğinizin yürümeye başlaması ile birlikte, hem onun hem sizin hem de evinizin düzeninde birtakım değişiklikler olması kaçınılmaz. Bu değişimler karşısında parola; panik yok! Siz de bu sürece uyum sağlayarak ve panikten uzaklaşarak rahatlıkla atlatabilirsiniz.

Yürümeye başlayan bebeğin düzeni değişir

O artık bıraktığınız yerde kalan, dünyayı uzaktan seyreden bir bebek değil ve bunun fazlasıyla farkında. Dünyayı sadece izleyen bir bebekten, keşfetmeye başlayan küçük bir çocuğa dönüşen miniğinizin uyku ve yemek düzenleri de bu keşfetme tutkusundan dolayı bu süreçte değişimlere uğrayacaktır.Evde yürümek, koşmaya çalışmak, odadan odaya gitmek bebeğinize şimdilerde uyumaktan çok daha cazip geliyor. Bu yüzden özellikle gündüz uykularını reddetmeye başlayabilir.

Aynı şekilde yemek düzeni de bu süreçte sizi biraz zorlayabilir. Önceden saati saatine yemek yiyen bebeğiniz, bu dönemde yemeği reddederek keşfe çıkmayı tercih edebilir. Bu değişimler karşısında panik duyan veya kızan bir profil çizmek yerine onu anlayışla karşılayın.Unutmayın ki yürüme konusundaki hevesini aldığı zaman bebeğiniz kendi düzenine geri dönme eğilimine girecektir. Yemek yemeyen bebeğinize bu dönemde enerji değeri yüksek meyveler verebilirsiniz.

Bebeğiniz yürümeye başlayınca güvenlik önlemi almalısınız

Bazı çocuklar dikkatli, temkinli ve çekingen adımlar atarken; bazıları tüm enerjilerini aynı anda harcamak istercesine koşturmaya ve cesur adımlar atmaya eğilimlidir. Ancak nasıl yürürse yürüsün, bu dönemde her bebek bir şekilde kendine zarar vermeye eğilimlidir. Yürüme heyecanını doruklarda yaşarken etraftaki eşyalara dikkat edebilmesini bekleyemeyeceğimize göre, yapılması gereken bellidir; ev düzenini yürümeye başlayan bebeğe göre ayarlamak.

Öncelikle evdeki tehlike oluşturabilecek eşyaları belirlemelisiniz.Altına girip sıkışabileceği bir masa, çıkıntı oluşturarak çarpmaya zemin hazırlayan raflar, ranza vb. eşyaların merdivenleri potansiyel tehlikedir ve bunları yumuşatacak, önünü kapatacak veya ortadan kaldıracak önlemleri evinizin durumuna göre almalısınız.

Elektrikli eşyalar ve prizlere dikkat etmelisiniz. Bebeğiniz yürüyerek ulaştığı her durakta kendisini bekleyen yeni nesnelere ilgiyle yaklaşır. Prizleri mutlaka kapatmalısınız.Aynı zamanda boğaza kaçabilecek, bebeğinizin yutabileceği küçük eşyaları da daha yükseklerde saklamanın vakti artık geldi. Eğer kapı kolları bebeğinizin ulaşabileceği kadar alçak bir seviyede duruyorsa, bebeklerin korunması için satılan emniyet kitlerinden yararlanabilirsiniz.

Bebeğinizin bu keşif yolculuğunu daha keyifli bir hale getirerek, hem onun hem de sizin mutluluğunu garantileyebilirsiniz. Her yaptığı yenilikte annesinden onay almayı bekleyecek bebeğinizi, başarılarında “Aferin” diyerek teşvik etmeyi unutmayın.

BEBEKLERDE GÖZ HASTALIKLARI, TEŞHİSİ VE TEDAVİ SÜRECİ

Sizin için anne karnında oluştuğu ilk andan beri dünyadaki en değerli varlık olan bebeğinizin sağlığı, her şeyden önemli. Doğumdan itibaren sağlığına büyük önem verdiğiniz bebeğiniz için her detaya büyük ölçüde dikkat ederken, göz sağlığını da elbette göz ardı etmiyorsunuz. Bebeklerde göz hastalıkları, erken teşhis edilmesi ve kısa sürede müdahale edilmesi gereken rahatsızlıklardandır. Bebeklerde bir yaşına kadar çapaklanma, göz kayması, sulanma, akıntı ve kızarıklık, gözyaşı kanallarında tıkanıklık, gibi şikayetler belli başlı göz hastalıkları olarak sıralanabilir.

Bebeklerin göz hastalıklarını nasıl fark edebileceğiniz ve bu hastalıklara nasıl müdahale edileceği hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, bu yazımız sizin için.

Bebeklerde göz kayması

Bebeklerde göz kayması, şaşılık veya kayma olarak kendini gösterebilir. Bu şikâyetler, doğumdan itibaren veya ilerleyen aylarda görülebilir.

Bebeklerde göz kaymasının tedavi edilmesi için gözlük kullanımı, göz egzersizleri veya cerrahi müdahale uygulanır. Göz kayması ve şaşılık eğer erken teşhis edilmez veya müdahalede gecikilirse göz tembelliği veya kaymanın kalıcı olması gibi sorunlar görüldüğü de biliniyor.

Göz kaymasını artıran riskler; annenin hamilelik sırasında ateşli hastalık geçirmesi, bebeğin kafa üstü düşmesi, bebeğin ateşli hastalıklar geçirmesi veya genetik faktörler olarak sıralanabilir.

Bebeklerde göz kayması veya şaşılık fark edilir fark edilmez hemen doktora danışılmalıdır.

Bebeklerde gözyaşı kanallarında tıkanıklık

Gözyaşı kanallarında tıkanıklık, genellikle bebeğin doğumundan sonraki ilk aydan itibaren kendini gösterir. Bu tıkanıklığa, gözyaşı kanallarında yer alan bir zar sebep olur. Vakaların çoğunda bu zar bebek 1 yaşına gelene kadar büyük oranda küçülür ve bunu sağlamak için genellikle gözyaşı kanallarına yapılan masajlar, göz damlaları tedavide etkin rol oynar.

Bebeklerde gözyaşı kanallarında tıkanıklığın belirtileri genellikle gözde sulanma, kaşıntı, akıntı ve kızarıklıktır ve bu belirtiler görüldüğünde doktora başvurulması gerekir.

Bir yaşına kadar iyileşme göstermeyen durumlarda cerrahi müdahale de tedavi için seçenek olabilir.

Bebeklerde göz kızarıklığı

Bebeklerde görülen göz kızarıklığı birçok nedene bağlı olarak gerçekleşebilir. Bebeklerin dışarı ile temas ettiği anlardan itibaren görülebilecek alerjik reaksiyonlar, kızarıklığa sebep olabilir.

Bebeklerin gözlerindeki kızarıklığa önlem olarak, dışarı çıktıklarında şapka ile koruma sağlamak gereklidir.

Kızarıklık, bebeğin geçirdiği bir kazadan veya gözüne bir şey temas etmesinden de ileri gelebilir. Bunun yanı sıra bahar aylarında polen alerjisi de kızarıklıkların sebepleri arasında gösterilir. Bir göz doktoruna danışarak kızarıklığın gerçek sebebini ve uygun tedavi yöntemini belirlemeniz gerekir.

Bebeğinizin göz hastalıklarına karşı önlem almak için düzenli olarak doktor kontrollerine gitmeniz ve gerekli görülen durumlarda tedaviye erken başlamanız, göz hastalıkları ile mücadelede en etkili çözümdür.

Bebeğiniz ve size sağlıklı günler dileriz!

Aşılama Takvimi

9 aylık uykusuz, ağrılı, sancılı ama inanılmaz heyecanla beklediğimiz bebeğimizi kucağımıza aldıktan sonra onunla ilgili tüm detaylara ek olarak çok önemli bir detay olan aşı ve aşı takvimi konusu ile tanışırız. Doğumdan sonraki ilk üç gün içinde bebeğiniz pek de hoşuna gitmeyecek bu konu ile karşılaşır.

Bebeklerin içli ağlamaları annelerin yüreğini burksa da bu onların gelecekte sağlıklı yaşamalarının temelini oluşturacak bir konu olduğu için, bağrımıza taş basar dayanırız 🙂

Doğumdan sonra bulunulan hastanede, sağlık ocağında ya da bebek ile ilgili herhangi bir sağlık kuruluşunda aşı kartı verilir.

Aşı Nedir?

Aşı, bebeğimize gelecekte yakalanma ihtimali olan hastalıklara karşı bağışıklık sağlaması amacı ile zayıflatılmış mikrop, virüs ve proteinlerin enjekte edilerek kullanılmasıdır. Bu sadece bizim çocuğumuzun değil dünya sağlığının korunması ve bağışıklığın arttırılarak hastalıkların yok edilmesini sağlayabilen bir çalışmadır. Bu nedenle hem kendi bebeğimizin hem gelecek nesillerin sağlığı için aşı büyük önemdedir.

Aşı Kartı (Aşı Takvimi) Ne İşe yarar?

Her hastalığın etkili olduğu belli yaşlar vardır ve aşılama hastalığa yakalanma riskinin en fazla olduğu yaştan önce yapılmalıdır. Hastalık sayısı maalesef oldukça fazla olduğundan insanlara yapılması gereken aşı zamanlarını çeşitlerini takip etmek için aşı takvimi ya da aşı kartı kullanılır.

Hangi Aşı Ne Zaman ve Nerede Yaptırılır?

Bebeğimiz doğduğu andan itibaren onu koruyacak her şeye baştan “evet” diyen ebeveynler olarak uymamız gereken aşı takvimi var. Aşı zamanı geldiğinde sağlık ocaklarında aile sağlığı merkezlerinde, Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezlerinde(AOÇ/AP) yaptırılmalıdır, güvenilmeyen ve kayıt dışı hiçbir yerde bebeğinizin sağlığını asla riske atmayın.

Bir hastalık ya da farklı bir durum olmadığı durumlarda şu şekilde bir aşı takvimi uygulanır;

İlk aşı: Doğumdan sonra ilk 72 saat içinde Hepatit B.
İkinci aşı 1.Ay Hepatit B.
Üçüncü aşı 2.Ay BCG, DaBT – IPV – Hib, Pnomokok.
Dördüncü aşı 3.Ay Rotavirüs
Beşinci aşı 4.Ay Pnömokok DaBT – IPV – Hib.Altıncı aşı 5.Ay  Rotavirüs
Yedinci aşı 6.Ay Hepatit B, OPV (Ağızdan çocuk felci), DaBT – IPV – Hib,  Pnömokok.
Sekizinci aşı 18.Ay DaBT – IPV – Hib, OPV (Ağızdan çocuk felci), Hepatit A.
Dokuzuncu aşı 24.Ay Hepatit A.
Onuncu aşı 4-6 Yaş Kızamık – Kızamıkçık – Kabakulak – Su Çiçeği – Oral Polio – Dt.

Aşı Öncesi Yapılanlar ve Yapılması Gerekenler

 Genellikle gittiğiniz doktorunuz ya da sağlık ocağınız var ise aşı öncesinde genel sağlık muayenesi yapılır ve yakın zamanda bir rahatsızlığının olup olmadığı sorulur. Sonrasında aşılamaya geçilir. Bu sebepten aşıya götürmeden önce çocuklarımızı iyi gözlemlemeliyiz.

Aşı öncesinde kesinlikle ateş düşürücü ya da başka ilaç kullanılmaması ise oldukça önemlidir.

Aşı Sonrası

Aşıdan sonra çok fazla yan etki görülmemekle birlikte hafif ateş ve uyku eğilimi görülebiliyor. Eğer ateş düşmüyorsa ya da çocuğumuzda geçmeyen olumsuz değişim varsa doktorumuzla görüşmemiz gerekir. Aşı sonrasında da annelerin çocuklarını iyi gözlemlemesi gerekiyor.

Huzurlu, sağlık ve bol gülücüklü bir hayat dileriz.

Yaz Aylarında Bebek Bakımı

Yaz sıcaklarında, bebeklerin sağlığına çok daha fazla dikkat etmek gerekir.  Bu dönemde giyiminden beslenmesine kadar birçok faktör gözden geçirilmeli, isilik gibi,  yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için hassasiyet gösterilmelidir. Ayrıca bebekleri, güneşten alacakları D vitamininden faydalandırmaya önem vermek gerekir.

Kıyafet seçimi:

Bebeklerin vücut ısıları ortama göre adapte olmadığından, yaz döneminde uygun bebek kıyafetlerinin tercih etmek büyük önem taşımaktadır. Özellikle 12 aydan küçük bebeklerin, ince, pamuklu, ter çeken ve hava alan giysiler seçmelidir. Bebekleri sentetik kumaşlardan üretilmiş giysilerden ve kat kat giydirmekten uzak durulmalıdır. Bunlar göz ardı edildiğinde bebeğin vücut ısısının artmasına sebep olunacağından, sıvı ihtiyacının ortaya çıkması, su ve tuz kaybı halsizlik ve iştahsızlığa neden olur. Aşırı sıcağa maruz kalan bebeklerde,  fazla çalışan ter bezleri tıkanır ve deride benek benek isilik lekeleri otaya çıkar. Bunun oluşmaması için ince,  bol ve pamuklu organik giysiler giydirilmelidir.

Yaz aylarında banyo ve alt değişimi:

Yaz sıcaklarında bebeğinizi en çok rahatlatan yöntemlerden biri de ılık suyla günlük banyo yaptırmaktır. Pişik ve isiliğin oluşması için sıcaklar uygun ortam sağladığından, bezini sık sık değiştirmek, bebeğin poposunu silmek yerine ılık suyla yıkayıp, olabildiğince açıkta bırakmak ve hava temasıyla cildin kuru kalmasını sağlamak, zararlı kimyasallar içermeyen koruyucu kremlerin ince bir tabaka halinde kullanılmak pişiğin oluşmasını önleyecektir.

Yaz aylarında bebeğin sıvı ihtiyacı:

Sağlıklı bir yaz geçirmesi için bebeğinizin beslenmesine dikkat etmeniz gerekiyor. Özellikle sadece anne sütü alan yenidoğanların ayrıca su ihtiyacı olmadığı düşünülür am çok sıcak yaz aylarında annenin de sıvı gereksinimi artacağından bazen süt içeriğinde su oranı az olabilir. Uzmanlar bu durumda annenin bol su tüketmesi ve bebeğine de mutlaka kaynamış su içirmesini öneriyor.

Yaz aylarının olası rahatsızlıklarından korunma:

Sıcaklarda mikroorganizmaların daha hızlı üremesi ve yiyeceklerin daha çabuk bozulması, ishale neden olacağından çok dikkatli olunması gerekiyor. Hijyen kurallarına uymak da bunun önüne geçmede etkili olacaktır.

Yaz aylarındaki böcek ve sinekler:

Yaz aylarında gerek kapı pencerenin açık oluşu, gerekse açık alanlarda daha çok zaman geçirildiği için sinek böcek gibi istenilmeyen haşerelerle karşılaşma olasılığı daha çok olmaktadır. Bunlardan bazıları alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Bebeğinizin odasında sineklik ve cibinlik kullanarak onu koruyabilirsiniz. Kimyasal içeriği bulunan sinek veya böcek kovuculardan uzak durmak en sağlıklısı olacaktır.