BEBEKLER İÇİN BULAŞIK SEÇİMİ VE BEBEK BULAŞIKLARINI YIKAMAK

Doğduğu andan itibaren sağlığına, beslenmesine ve mutluluğuna katkı sağlamak için büyük özveri gösterdiğiniz bebeğinizin bulaşık seçimi de oldukça önemli. Mutfakta kullanacağınız ve bebeğinizin leziz menülerini servis edeceğiniz bebek bulaşıkları nasıl olmalı? Bu bulaşıklar kullanımdan sonra nasıl temizlenmeli ve sterilize edilmeli? Bebeğinizin rahat kullanabileceği mutfak malzemeleri nasıl olur? Yazımızda tüm bu soruların cevaplarını bularak bebeğiniz için mutfak hazırlıkları hakkında bir fikir edinebilirsiniz.

Biberon nasıl seçilir?

Bebeğinizin anne sütü  döneminden sonra en çok kullanacağı eşyası, elbette biberonu olacak. Bebekler için sağlıklı ve kolay kullanım sağlayan biberonlar seçerek hem onun mutluluğunu hem de kendi kolaylığınızı sağlayabilirsiniz.

Bebeğinize biberon seçerken, öncelikle cam olmasını tercih edebilirsiniz. Cam, mutfakta kullanabileceğiniz en sağlıklı malzemelerden biridir  ve plastiğin toksik artıklarını gıdaya geçirme riskini de taşımaz.

Biberonun emzik kısmında, hava alan bir delik bulunmasına dikkat edin. Bu delik ile biberon içindeki sıvının akışı korunacak ve bebeğinizin daha rahat bir beslenme deneyimi yaşaması kolaylaşacaktır.  Bebeğiniz biberonu emerken, deliğin üst kısımda kalmasına dikkat etmeniz gerekiyor.

Emzik seçimi de çok önemli!

Kimi bebekler emzik ile çok zaman geçirir kimileri ise emziği kesinlikle reddeder. Eğer sizin bebeğiniz de emzik sevenlerden ise onun rahat kullanabileceği, sağlıklı bir  emzik edinmenizin vakti geldi demektir.

Bebeğiniz için anne memesine en yakın şekillerdeki emzikleri seçmeniz, onun emziğe alışmasını kolaylaştıracaktır. Emzikler genellikle 0-6 ay ve daha büyük aylar olarak iki şekilde boyutlandırılır. Seçeceğiniz emziğin sağlık belgelerine sahip olmasına ve toksik madde içermemesine kesinlikle dikkat edin.

Bebeğiniz gün içerisinde emziği sıklıkla düşürecektir. Bir emzik her düştüğünde, bebeğe geri verilmeden önce sterilize edilmek zorunda. Eğer sterilizasyon ile sürekli olarak uğraşmak için yeterli vaktiniz yoksa, 2-3 emzik edinmenizde fayda var. Bebeğinizin kullandığı emziklerin her 3 ayda  bir mutlaka değiştirilmesi gerektiğini de unutmamalısınız.

Peki bebek bulaşıkları nasıl yıkanır?

Sıra geldi bulaşıklara. Porselen ve cam malzemeler, püre ve katı gıdaya geçen bebekler için  en sağlıklı seçimlerin başında geliyor. Küçük kazalar sırasında bir sorun yaşamamak için kırılmaya dayanıklı tabakları tercih edebilirsiniz.

Kaşık ve çatal seçiminde ise çelik veya plastik tercih edebilirsiniz. Ancak seçeceğiniz ürünler kesinlikle sağlık belgeleri ve onaylarına sahip olmalıdır.

Bebek bulaşıklarını yıkarken;

Kendi deterjanınızı kullanmayın. Yağsız bulaşıklarda beyaz sabun işinizi görebilir. Daha zorlu lekelere sahip bulaşıklar için, bebekler için özel olarak üretilen doğal içerikli bulaşık deterjanlarını kullanın.

Fırça önemli. Biberon  ve bulaşıkları temizleyen fırçanızın  lekeleri çıkaracak sertlikte, ancak bulaşıklarınızı çizmeyecek yumuşaklıkta seçmelisiniz.

Eğer bulaşıkları, bulaşık makinesinde yıkayacaksanız, yıkamadan sonra ekstra durulama yapın ve makinenizin parlatıcı gözüne sirke koyun.

BEBEKLERDE GLUTEN ALERJİSİ VE GLUTENSİZ BESLENME

Gluten, özellikle son 10-15 yıldır adını duyduğumuz ve farkındalığını yeni yeni sağlamaya başladığımız bir kavram. Glutensiz beslenmenin daha sağlıklı bir yaşama ve daha formda bir görünüme katkı sağladığının düşünülmesi ile birlikte iyiden iyiye popüler olan glutensiz beslenme düzeni, dikkat edilmesi ve azami şekilde özen gösterilmesi gereken bir konu.

Peki nedir bu Gluten?

Gluten; buğday, arpa, yulaf ve bunun gibi tahıllarda yer alan bir çeşit protein. Ekmek ve benzeri ürünlerin kabarmasını ve kıvam almasını da sağlayan bu protein, sindirim sürecinin son halkası olan bağırsaklarda emiliyor. İnce bağırsakta yer alan villus çıkıntıları tarafından emilen gluten, bazı insanlarda alerjik etki yaratıyor ve villus çıkıntılarının yok olmasına yol açıyor. Besin değerlerinin emilimini sağlayan villus çıkıntılarının yok olması da, alınan yiyeceklerin besin değerlerinden tam olarak yararlanılamaması sonucunu doğuruyor.

Gluten alerjisi, hayatın herhangi bir döneminde ortaya çıkabiliyor. Ancak bebeklik döneminde hassas olan bünye, bu alerjiden daha fazla etkileniyor.

Villus çıkıntılarının yok olması sonucunda besin değerlerinin alınamaması, bebeklerde bağışıklık sisteminin zayıflaması, büyüme geriliği, kusma, ishal, karında şişlik, iştah kaybı gibi sonuçlar ortaya çıkıyor. Ancak bebeğinizde gluten alerjisinin var olması, kesin olarak çölyak hastalığına sahip olduğu anlamına gelmiyor. Bebeklerin bünyesi, ilk aylarda birçok besine karşı alerjik reaksiyonlar oluşturabilir. Özellikle ilk 8 ay ortaya çıkabilen bu alerjik reaksiyonlar, bebeğinizin bünyesinin güçlenmesi ile birlikte ortadan kaybolabilir. Bunun için, bebeğinize tahıl ve benzeri içeriklerden oluşan gıdaları vermek için 8. aydan sonrası daha doğru bir zamanlama olacaktır.

8. aydan sonra bebeğinize tahıl vermeden önce uygulayabileceğiniz bir kural var. 3 gün kuralı. 3 gün kuralını uygulamak için, 8. aydan sonra bebeğinize küçük bir miktarda tahıllı bir yiyecek verin. Daha sonra 3 gün boyunca onu gözlemleyin. Bebeğinizde kusma, ishal, iştahsızlık ve benzeri bir belirti olması halinde hemen doktorunuza başvurun.

Bebeklerde tahıl ve glutene yönelik alerji olup olmadığını belirlemek için genetik yatkınlığı da sorgulamalısınız. Ailenizde daha önce gluten alerjisinden şikayetçi olan biri olup olmadığını belirlemelisiniz. Doktorunuza danışarak testler yaptırabilir ve bebeğinizin glutene alerjisi olması halinde buna uygun bir beslenme planı uygulamalısınız.

Glutensiz beslenme, keyifli sofralardan ve lezzetten uzak kalmak anlamına gelmiyor. Glutensiz beslenme farkındalığının yaygınlaşması ile birlikte, hem lezzetli hem de sağlıklı ürünleri bulabilmeniz mümkün. Örneğin, gluten hassasiyeti olan bebeğinize, hem organik hem de glutensiz bir makarna ile lezzetli bir öğün sunabilirsiniz.

İtalya’dan kapınıza kadar gelen organik, glutensiz makarna için, linke tıklayabilirsiniz.

ÇOCUKLARDA OMEGA 3 NEDEN ÖNEMLİ?

Omega 3 nedir?
Omega 3 esansiyel bir yağ asitidir ve vücudumuzun üretemediği , mutlaka dışarıdan almamız gereken yaşamsal değerde önemli bir ihtiyaçtır.
Omega-3’ün her yaş dönemi için, özellikle de çocuklar için ayrı bir faydası bulunmaktadır.Günlük yaşamda özellikle balıkta yüksek miktarda bulunan omega-3 ün, balık yemeyen ve sevmeyen kişielrde mutlaka dışarıdan takviye edilmesi gerekiyor. Vücudun Omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılıkta da ihtiyaç devam eder.
Omega-3 yağ asitleri genel olarak hücre zarının esnekliği, akışkanlığı, yani temel vücut sağlığı için çok önemli ve gereklidir.
Çocuklar için omega 3’ün gerekliliği:
• Çocuklarda omega 3 sağlıklı zihinsel gelişim ve konsantrasyon için son derece gereklidir.
• Beyin ve vücut gelişimindeki rolü çok önemlidir.
• Çocukların okul, aile ve sosyal yaşamlarındaki davranışlarında oadaklanmayı sağlayarak daha dikkatli, toleranslı ve anlayışlı olmalarına büyük katkı sağlar.
• Bir çocuğun zihin gelişiminde günlük alınması gereken omega-3 takviyesi, onların yaşamlarında daha dikkatli bir dinleyici olmaları, daha sağlam bir karakter olmaları, odaklanma ve dikkat yoğunlaştırmada daha kontrollü olmalarını sağlar.
• Omega 3 takviyeleri , sağlıklı büyüme ve gelişim için birçok faydayı bünyesinde taşır.
• Enerji sağlanması ve vücut ısısının muhafaza edilmesi görevlerine de yardımcı olurlar.

Omega 3 eksikliğinde görülen rahatsızlıklar:
• Yara iyileşmesinde yavaşlık,
• Kan basıncında artma,
• Depresyon,
• Kan dolaşımında olumsuzluk,
• Saç dökülmesi,
• Görme fonksiyonunda azalma,
• Egzama,
• Büyüme geriliği,
• Pıhtılaşma eğiliminde artma,
• Bağışıklılığın zayıflaması,
• Kolesterol ve trigliserit seviyesinde artma,
• Hafıza zayıflığı.
Omega 3 ömür boyu gereklidir, tabii ki herşeyde olduğu gibi bunun alınmasında da doğru dozu ayarlamak çok önemlidir.

Okulda Koruyucu Anne Lezzeti: Kışa Özel Beslenme Çantası Nasıl Olmalı?

Kar keyfi, evde geçen sıcacık akşamlar ve okul günleri… Kış ayları hem sizin hem çocuğunuz için çok güzel geçse de bu güzel beyaz mevsimin de bir kusuru var elbette. Kış hastalıkları!

Soğuk havanın yüzünü göstermesiyle birlikte ortaya çıkan soğuk algınlığı, grip, nezle, farenjit gibi rahatsızlıklar, toplu mekânlarda hızla salgın haline gelebiliyor. Kışın keyfini çocuğunuzla birlikte sağlıkla geçirebilmek için toplu taşıma, servis ve okul gibi yerlerden gelecek hastalıklara karşı en büyük silahınız, direnç artırıcı bir beslenme düzeni olacak.

Çocuğunuzun kış hastalıklarına karşı dirençli bir bünyeye sahip olması için yeterli ve dengeli bir beslenme çantası ona okulda da güç katacak. Metabolizmayı güçlendirmek ve hastalıklara karşı önlem almak için kış aylarında sağlıklı, vitamin içerikli ve besleyici bir menü, lezzetiyle de çocuğunuzun iştahını kabartacak.

Meyvenin gücü adına!

Rengârenk meyveler, yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da ideal sağlıklı atıştırmalıklar olarak beslenme çantalarındaki yerini almalı. Hastalıklara karşı önlem almada büyük önem taşıyan C vitamini ve antioksidanlar, özellikle turunçgiller gibi kış meyvelerinde bolca bulunarak anneleri mutlu ediyor.

Küçük atıştırma sürprizleri

E vitamini, kış ayarında en çok ihtiyaç duyulan güçlü bağışıklık sistemi için çok yararlı. Çocuğunuzun beslenme çantasında küçük bir lezzet sürprizi olmasını isterseniz, bir miktar fındık gibi kuruyemişi tercih edebilirsiniz. E vitamini ayrıca yeşil yapraklı sebzelerde de bolca bulunuyor. Bu sebzelerden yapacağınız yemekleri de uygun saklama kapları kullanarak beslenme çantasına koyabilirsiniz.

Güneşin eksikliği onu etkilemesin

Yaz aylarında bol bol yüzünü gösteren güneş, kış aylarında kendini özletiyor. Güneş ışınlarının azalması ise vücudun D vitamini ihtiyacını artırır; çünkü besinlerde pek fazla bulunmayan D vitamini, güneş ile birlikte deri tarafından üretiliyor. Kış aylarında D vitamini ihtiyacını dengelemenin en iyi yolu ise balık tüketmek. Besleyici özelliği ve faydaları tartışmasız balık, D vitamininin yanı sıra kalsiyum, fosfor, selenyum, iyot gibi mineraller ile em bağışıklık sistemini güçlendiriyor hem de çocuğunuzun kemik ve diş gelişimine katkıda bulunuyor. Eğer balığı tabak yemeği olarak servis etmek istemezseniz, pratik bir seçenek olan ton balıklı sandviçi tercih edebilirsiniz. Bu sandviçi domates ve turşu gibi ek lezzetlerle renklendirerek çocuğunuzun iştahla yiyeceği bir menü yaratabilirsiniz.

Sebzelerle arasına mesafe koyuyorsa…

Kış sebzeleri genellikle çocukların tercih edeceği türden lezzetler değil. Zaten sandviç gibi yiyeceklere eğilimi olan ve sebze sevmeyen birçok çocuk, özellikle kış mevsiminde çoğu sebzeyi reddediyor. Bu yiyecekler için ısrarcı olmak ve zorla beslenme çantasına koymak işe yarar bir tutum olmayacaktır. Bu tutumunuz sonucunda ya çocuğunuzun o sebzeye karşı nefreti artar ya da okulda o yemeği yememenin bir yolunu bir şekilde bulur. Bunun yerine, bu sebzeleri daha cazip formlarda sunmanız işinizi kolaylaştırabilir. Çocuğunuza yedirmek istediğiniz sebzeleri, onun seveceği yiyeceklerin içine rendeleyerek ekleyebilirsiniz. Örneğin çocuğunuz karnıbahar sevmiyorsa, yoğurdun içine birkaç baharat veya ceviz gibi lezzet artırıcılarla birlikte ufak parçalar halinde karnıbahar ekleyebilirsiniz. Ya da ıspanağı reddeden çocuğunuza ıspanaklı krep, börek gibi cazip lezzetler sunabilirsiniz. Bu tip cazip sunumlarla ön yargılarını yıktığınız çocuğunuz, damak tadı alıştığında sebze yemeklerini tüketmeye de tepkili yaklaşmayacaktır.

Bağışıklık sistemini güçlendirerek koruma sağlamak için çocuğunuzun severek tüketeceği şekilde cazip hale getireceğiniz menüleri yanına, taze meyve suları veya süt de eklemelisiniz. Ancak meyve sularını hazırladıktan son kısa sürede tüketmek gerektiğinden, meyve suyu yerine süt tercih etmeniz daha iyi bir seçenek olacaktır. Ayrıca çocuğunuzun sağlığı için, sevgiyle hazırladığınız bu beslenme çantası menülerinin yanına, “Afiyet olsun!” gibi minik sürpriz notlar da ekleyerek çocuğunuzun aldığı lezzeti kat kat artırabilirsiniz!

Bebeklerde Omega 3 Neden Önemli?

Omega 3 nedir?

Omega 3 esansiyel bir yağ asitidir ve vücudumuzun üretemediği , mutlaka dışarıdan almamız gereken yaşamsal değerde önemli bir ihtiyaçtır.

Omega-3’ün her yaş dönemi için, özellikle de çocuklar için ayrı bir faydası bulunmaktadır.Günlük yaşamda özellikle balıkta yüksek miktarda bulunan omega-3 ün, balık yemeyen ve sevmeyen kişielrde mutlaka dışarıdan takviye edilmesi gerekiyor. Vücudun Omega-3 yağ asidine ihtiyacı daha anne karnında başlar, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılıkta da ihtiyaç devam eder.

Omega-3 yağ asitleri genel olarak hücre zarının esnekliği, akışkanlığı, yani temel vücut sağlığı için çok önemli ve gereklidir.

Çocuklar için omega 3’ün gerekliliği:

  • Çocuklarda omega 3 sağlıklı zihinsel gelişim ve konsantrasyon için son derece gereklidir.
  • Beyin ve vücut gelişimindeki rolü çok önemlidir.
  • Çocukların okul, aile ve sosyal yaşamlarındaki davranışlarında oadaklanmayı sağlayarak daha dikkatli, toleranslı ve anlayışlı olmalarına büyük katkı sağlar.
  • Bir çocuğun zihin gelişiminde günlük alınması gereken omega-3 takviyesi, onların yaşamlarında daha dikkatli bir dinleyici olmaları, daha sağlam bir karakter olmaları, odaklanma ve dikkat yoğunlaştırmada daha kontrollü olmalarını sağlar.
  • Omega 3 takviyeleri , sağlıklı büyüme ve gelişim için  birçok faydayı bünyesinde taşır.
  • Enerji sağlanması ve vücut ısısının muhafaza edilmesi görevlerine de yardımcı olurlar.

 

Omega 3 eksikliğinde görülen rahatsızlıklar:

  • Yara iyileşmesinde yavaşlık,
  • Kan basıncında artma,
  • Depresyon,
  • Kan dolaşımında olumsuzluk,
  • Saç dökülmesi,
  • Görme fonksiyonunda azalma,
  • Egzama,
  • Büyüme geriliği,
  • Pıhtılaşma eğiliminde artma,
  • Bağışıklılığın zayıflaması,
  • Kolesterol ve trigliserit seviyesinde artma,
  • Hafıza zayıflığı.

Omega 3 ömür boyu gereklidir, tabii ki herşeyde olduğu gibi bunun alınmasında da doğru dozu ayarlamak çok önemlidir.

 

Bebeklerde Biberon Çürüğü

Bebeklerde yaygın olarak görülen, yanlış beslenme alışkanlıklarına bağlı,  ciddi ve  tedavisi de güç olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Enfeksiyon hastalıklarının neden olduğu mikroplar biberon çürüklerinin oluşmasındaki baş etkendir.

Doğumdan sonra anneden geçebilen mikroplar yanlış beslenmeyle birleşince maalesef ki biberon çürükleri denen hastalığın oluşması kaçınılmaz olmaktadır.

Nasıl Oluşur:

Bebeğin 5-6. aydan sonra ilk süt dişlerinin çıkması ile birlikte katı yiyeceklere başlanır. Ancak bu dönemde süte de ihtiyaç duyacakları için, biberonlada süt içmeye devam ederler. Bilhassa gece uyumadan önce uyumasını kolaylaştırmak için biberonla içilen süte bal, pekmez gibi şekerli gdalar ilave edilmesi ve sabaha kadar ağızda oluşacak bakterilere imkân vermelisi “biberon çürüğü” adı verilen yaygın diş çürüklerine neden olmaktadır.

Biberon Çürüklerinin Önlenmesi:

  • Bebeğin ağzında biberonla uyumasına izin vermemek,
  • Bir yaşından sonra gece beslenmesi bırakmak,
  • İşaret parmağına sarılan ıslatılmış bir tülbent ile dişleri temizlemek,
  • Biberonla süt içtikten sonra mutlaka su içmesi sağlamak,

Bir yaşından sonra düzenli diş doktoruna göstermek,

  • 2-3 yaşına kadar fluoridsiz diş macunu ve küçük başlı, yumuşak kıllı bir diş fırçası ile dişleri günde iki kez fırçalanmak,

Sebze ve meyve ağırlıklı, lifli besinleri tercih edip, diş üzerine yapışıp kalan yiyecekleden kaçınmak ile biberon çürüğünün oluşmasının önüne geçmek mümkündür.

Biberon Çürüğünün Bebekteki Olumsuz Etkileri:

Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır bu da beslenme düzeninin bozulmasına yol açar. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına neden olur. Sonrasında konuşma problemleri dâhil birçok rahatsızlığa sebep olabilir.

Emzirme Döneminde Anneler Nasıl Beslenmeli?

Anne Sütü Bebek için En Faydalı Besindir

Doğum sonrası bebekle ilgili tüm konular (en küçük ayrıntılar bile) anne için çok önemlidir. Konuları önem sırasında dizmek ise maalesef pek mümkün olmaz. Fakat annelerin doğum öncesinde bile en çok önem verdiği konu emzirmedir. Sütüm olacak mı, bebeğim süt emecek mi gibi endişeler annelerimizin en büyük endişelerindendir.

Anne sütü hazır, olması gereken sıcaklıkta ve sağlıklıdır. Anne konforu açısından da en kolay besindir. Her seferinde mama hazırlama, ısıtma gibi durumlara gerek kalmaz. Emzirmeyi öğrenme süreci haricinde hiç bir zorluğu yoktur.

İlk altı ayda bebeğin anne sütü dışında bir besine ihtiyacı yoktur. Altı aydan sonra da 2 yaşına kadar ek besinlerle birlikte bebek emzirilmelidir. Yeterli miktarda emzirilen çocuklar, emzirilemeyenlere göre daha güçlü bağışıklık sistemine sahiptir. Yetişkinlik dönemlerinde ise daha az hastalanır kalp rahatsızlıkları, kanser gibi ciddi rahatsızlıklara yakalanma ihtimalleri de azdır.

Bu kadar uzun süren emzirme,  annenin de sağlına ve beslenmesine dikkat etmesini gerektirir. Anne sütü annenin kaynakları (depoları) kullanılarak oluşturulur. Bu kaynakların sürekli eksilmesi ya da dengeli beslenememe durumunda annenin sağlığının kötü yönde etkilenmesine sebep olur. Dengeli ve düzenli beslenerek annenin depolarından eksilenler tamamlanır ve bu süt üretiminin sürekliliğini sağlar.

Sıvı Tüketiminin Önemi

Annelerin emzirme sürecinde dikkat etmeleri gereken en önemli konu sıvı tüketimidir. Anne sütünün %85 inin su olduğu düşünülürse, sıvı tüketiminin önemini anlamak o kadar zor olmaz

Emzirme döneminde önerilen sıvı tüketimi 10-12 bardaktır.

EAnnelerin Sütünün Artması İçin 3 Anahtar; Gıda, Huzur, Sakinlik…

 Bebekler ilk altı ayda annelerinin beslenme şeklinin de etkili olduğu gazlı bir dönemi atlatırlar. Bu süreçte çok fazla gaz yapma ihtimali olan yiyecekleri tüketmemeye ya da az tüketmeye çalışılmalıdır. Daha çok hayvansal proteinler tercih edilmelidir. Kuru fasulye, mercimek, nohut, bezelye gibi bitkisel proteinler bebekteki gazı arttırabilir.

Tüm bunlara rağmen bebekte görülen gaz sancılarını ya da kolik sancıları engellemek, %100 yok etmek mümkün değildir. Bu dönem için gaz yapmayanları yemeye dikkat ederek her besin grubundan düzenli ve dengeli bir beslenmek annelerin yaşam biçimi olmalı. Sütün miktarı ve kalitesinin artmasında beslenmenin yanı sıra sakin, huzurlu ve bol bol dinlenmek de çok önemlidir. Anne ne kadar sakin dingin, dengeli beslenen, huzurlu bir anne olursa, bebek de o kadar iyi olur.

6 Ay ve Sonrası, Enerji İhtiyacı ve Diyet

Emzirme konusunun faydasına inanmış ve bu konuda bebeğini iki yaşına kadar emzirmeyi düşünen bir anne; altıncı aydan sonra yavaş yavaş kendi beslenmesi ile birlikte bebeğinin beslenmesine de özen göstererek emzirme serüvenine devam eder.

Bu süreçte anne, yavaş yavaş gazlı gazsız demeden tüm yiyeceklerin her gün her çeşitten yeterli miktarda yemeli ve yine sıvı tüketimine dikkat etmelidir.

Emzirme için vücudun ihtiyaç duyduğu fazla kalori 300- 500 kalori arasındadır. Vücudun alınan sıvıların harcinde ihtiyaç duyduğu besinler kalsiyum (süt, yoğurt, peynir), protein(et, süt, yumurta), demir, B12 vitamini yönünden zengin gıdalara ihtiyaç duyar.

Emzirme kilo verdirir. Annenin doğum öncesi kilosuna ulaşmasını sağlayabilir. Bu dönemde gereğinden fazla alınan besinler kilo yapar. İhtiyaç duyulandan az yenilirse bu seferde sağlık sorunları ve süt üretiminde azalma ortaya çıkabilir.

Bol sütlü ve sağlıklı günler dileriz 🙂

Çocuklarda Kilo Fazlası

Anne baba olmaya karar vermek büyük sorumluluk. Aynı zamanda büyük sabır ve özveri isteyen bir konu. Doğduğu andan itibaren ise en önemli konu sağlıklı büyüyebilmesi için doğru beslenmesini sağlamak. Fakat doğru sanılan yanlışlar sayesinde bazen sağlık sorunları ile karşılaşabiliyoruz.

Hamileliğin başladığı andan itibaren en hızlı gelişimi gösteren bebeğiniz, 40 hafta gibi bir sürede inanılmaz gelişimler geçirerek vücudunu doğuma hazırlar. Doğumdan sonra ise büyümesi, doğum öncesine göre biraz olsun yavaşlar. Fakat yine de ilk 6 ayına kadar hızlı bir büyüme ve gelişme süreci gösterir. İlk 6 aylık zaman içerisinde normal olan 600 ile 1000 gr. arasında arasında ağırlık kazanmasıdır. 6 ayına bastığında ortalama kilosu 8 kg. civarında ise büyümesi süreci gayet sağlıklı ilerliyor demektir. (Kişisel farklılıklar ve farklı rahatsızlıklar var ise süreç ve değerler değişeceği için verilen bilgiler geneldir, çocuğunuz için uzmanınızdan destek almalısınız)

6.aydan sonra ise büyüme yeniden yavaşlar ve bebekler 6 ile 12 ay arasında 400 – 600 gr arasında kilo kazanırlar.  6.ayından sonra kilo almasının azalması gayet normaldir, bazı anneler kilo almasının yavaşlamasını bir sağlık problemi zannederek uzmana koşarlar. Oysaki bu gayet normal bir süreçtir.

Bebeğiniz büyüdükçe de durum farklı değil aslında. Hareketsiz bir yaşam, televizyon ve bilgisayar kullanımında artış, apartmanda yaşamak gibi konular çağımızın çocuklarında gereksiz ve sağlıksız kilo artışına sebep oluyor. Ama üzülmeyin, her zaman yapılacak bir şey vardır J

Çocuğunuza gerçekçi hedefler koyun

Eğer çocuğunuz fazla kilolu ise ve diyete girecekse ona gerçekçi hedefler koyun. Sonucun başarısızlık duygusunu körükleyeceği bir diyet sadece ruhunu zayıflatacaktır.

Egzersiz yaptırın

Herhangi bir sportif aktiviteye yazdırın, yüzme, basketbol, tenis gibi sporlar büyük öneme sahip. Böyle bir imkanınız yoksa günde en az yarım saat yürüyüş yapmasını sağlayın. Böylelikle hem boyu uzayacak hem kalori harcayacak hem de kilo vermesi gerçekleşecektir.

Sağlıklı ve besleyici yiyecekler yemesini sağlayın

Çocuğunuzun 3 ana, 3-4 ara öğün yemesini sağlayın. Böylece uzun süre açlık hissetmeyeceği için öğünlerde de fazla yemeyecektir. Çocuklarınıza daha fazla sebze, meyve, tam tahıl ürünleri yemelerini, daha fazla su içmelerini sağlayın. 1 portakal, portakal suyundan daha az kaloriye sahip değildir fakat içerisindeki lif sayesinde çocuğunuz kendini daha tok hissedecektir. Yemeklerde de düşük yağlı süt, yoğurt, peynir tüketmelerini sağlayın. Böylelikle alacakları kaloriyi azaltmış olacaksınız.

Ailenin beslenme alışkanlığını değiştirin

Çocuğunuz yemek yemeği zorunluluk olarak yapıyorsa bu oldukça tehlikeli bir durumdur. Yemeğinizi mutfakta veya salonda yiyin ama televizyon gibi dikkati dağıtacak etkenler olmasın. Eğer çocuğunuz televizyon karşısında yemek yiyorsa ne kadar yemek yediğinin farkında olmayacağı için tehlikeli olabilir. Eğer siz evde sürekli atıştırıyorsanız, sebze yemeği veya salata tüketmiyorsanız, yemek sonrasında tatlı veya hamurlu yiyecekler tüketme alışkanlığınız varsa, günde maksimum 2-3 bardak su içiyorsanız bilin ki çocuğunuzda sizi taklit edecektir. Öncelikle siz sağlıklı beslenin ki çocuğunuz da sağlıklı beslenme bilincini edinsin.

Davranış değişikliği uygulayın

Beslenmeyle ve fiziksel aktivitelerle ideal bir kiloya ulaşmak için çocuğunuzun gözlemlediğiniz kadarıyla yediklerini kaydedin, mutfağınızda yüksek kalori içeren birçok yiyeceği kaldırın, öğün zamanlarında TV izlemek, televizyonun açık olduğu her an yemek yeme isteği doğurabileceğinden riskli diğer bir durumdur. Hedef olarak koyduğunuz egzersiz süresine ulaştıktan sonra ödüllendirin. Aile, haftalık aktivite düzenleme ve bir hedefe ulaşma konusunda bir grup olarak hareket edebilir.

Gelişimini kontrol ettirin

Çocuğunuzu en fazla iki haftada bir kilo ve boy kontrolü, hatta gerekirse 2 -3 ayda bir kan bulgularının kontrolü için doktoru ve diyetisyenine danışın. Her gün tartım işlemi yapmayın bu durum çocuğunuzu strese sokabilir.

Destekleyici olun

Çocuğunuza yardımcı olmak için ailenin beslenme alışkanlığını değiştirmesi önemlidir. Evinize abur cubur almayın, yağlı yiyeceklerden uzak durun. Unutmayın çocuğunuz sizden ne görürse aynısını yapacaktır.

Çocuklar İçin Sağlıklı Atıştırmalıklar

Anneler için en önemli konulardan biri çocuklarının beslenmesidir. Çocukların boş kalori almadan dengeli beslenmesini sağlamak ise en önemli konu. Özellikle hazır gıdalardan uzak ve çocukların da seveceği atıştırmalıklar hazırlamaya gayret edilmesi gerekiyor.

Neden Atıştırmalıklara İhtiyaç Duyulur? 

Çocuklar sürekli büyürler ve mideleri de küçüktür. Bu sebeple ana öğünlerle birlikte ihtiyaç duydukları besin maddelerinin bir kısmını ara öğün olarak alırlar. Bu enerji ve besin ihtiyaçlarını hazır, koruyucu maddelerle dolu ve çocuk için faydası olmayan gıdalarla gidermelerine engel olmak gerekir.

Çocukların Faydalı Atıştırmalık Yemesi İçin Neler Yapılmalı / Yapılmamalı?

Çocukların sağlıklı atıştırmalıklara alışmasının en kolay yollarından birisi; onlar için zararlı olan gıdaları bizim de yemememizdir. Ona zararlı olduğunu anlattığımız bir besini kendimiz tüketirsek bu inandırıcı olmaz.

Hamur işi kızartma gibi yiyecekler evde çok sık yapılmamalıdır. Tatlı ihtiyacı kuru meyvelerden ya da normal meyvelerden karşılanabilir.

Televizyon bilgisayar gibi teknoloji ürünleri ile yemek yedirmemek gerekir. Bunlara dalarak bir şeyler yedirmek gelecekte beslenme bozukluklarına ya da obeziteye sebep olabilir.

Yemek saatlerinde mümkün olduğunca evde olmak gerekli, ana öğünler mümkün olduğunca evde yenilmelidir.

Dışarıya giderken ara öğünler dışarıda geçirilecekse meyve benzeri atıştırmalıklar, evden çıkarken beslenme çantasına konulmalı ve bunlar verilmelidir. Hazır alınmış besinlerle bu ihtiyaç giderilmeye çalışılmamalıdır. Eğer evden onlara uygun bir şeyler alınmamışsa, bu durumda satın alınacak gıdaların kalitesine ve çeşidine dikkat etmek gerekir. Dışarıda su, meyve, yoğurt, kuru meyve gibi gıdalara ulaşmak ve almak artık mümkün. Bu ara öğün ihtiyaçlarını gidermek için mecbur kaldığımızda aldığımız ürünler çikolata, şeker gibi bol kalorili besin değeri düşük gıdalar olmamalıdır.

Sağlıksız Abur Cubur İsteyen Çocuk Nasıl Vazgeçirilir?

Eğer çocuğunuz çevresinde görerek kendisi için pek de faydalı olmayan bir yiyeceği istiyorsa (genelde iyi beslenme alışkanlıkları edinmiş, düzenli yiyip içen çocuk acıkmadan herhangi bir yiyeceğe ilgi göstermez), yanımızda bulundurduğumuz ve onun çok sevdiği bir alternatif sunabiliriz. “Şu an ondan almam mümkün değil ama istersen yanımda senin en sevdiklerinden biri var” deyip kendisine bunu sunabiliriz.

Misafirlikte ya da misafir geldiğinde genelde herkes yediği için çocuk da büyüklerin yediklerini içtiklerini isteyecektir. Bu durumda çok sınırlı miktarda kendisine özel bir tabakla verilebilir.

Çocuklar Hep Aynı Saatte Yemeyi Reddederse

Bazen çocuklar ihtiyaç duymasa da anneler sürekli onlara bir şeyler yedirmek isterler. Bu şekilde davranmak çocuğumuzun ya sürekli reddetmesine ya da obeziteye doğru giden bir yolculuğa çıkmasına sebep olur. Bunun için çocuğa sürekli bir şeyler yedirmek yerine düzenli ve belirli zaman aralıklarında yedirmek ve o an ihtiyaçlarını düşünerek hareket etmek en iyisidir.

Düzenli aralıklarla yedirmeye çalışsak da eğer ihtiyacı yoksa istemeyebilir. Bu durumda ısrarcı olmamak onun tercihlerine de uygun hareket etmek gerekir.

Sağlıklı Atıştırmalık Örnekleri

Yaşlarına ve enerji ihtiyaçlarına uygun porsiyonlar şeklinde bazı atıştırmalıkları ve kendi hazırladığımız atıştırmalıkları çocuklarımıza verebiliriz;

  • Meyveler
  • Kuru meyveler
  • Yoğurt
  • Evde hazırlanmış meyveli yoğurt ve sütler
  • Ceviz fıstık
  • Yumurta
  • Bunlar ve bunlara benzer sağlıklı gıdalardan hazırlanmış diğer yiyecekler

Çocuklarda Balık Tüketimi

Dünya üzerinde tam 8 bin 300 kilometrelik kıyı şeridiyle İngiltere, Fransa, Norveç gibi Avrupa ülkelerini uzak ara geride bırakan, Yunanistan’ı ise ikiye katlayan Türkiye için balık tüketimi inanılması güç bir şekilde çok ama çok az.

Nefes almaya başladığımız andan itibaren her yaş aralığında çok önemli olan balık tüketimi bebeklikte ise çok daha ayrı bir öneme sahip. Özellikle beyin gelişiminin çok hızlı olduğu anne karnından başlayan ilk 0-3 yaş dönemi için balığın ayrı bir önemi vardır. Biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel amino asit kaynağı olan balık, içerdiği omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri ile beyin gelişimine olumlu katkı sağlar. Bu nedenle özellikle gebelikten itibaren anne adaylarının ve 7. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeye başlayan bebeklerin tükettiği balığın beyin gelişimini olumlu yönde etkiler.

Özellikle bebeklikte ve çocukluk çağlarında aşırı yağlı, katı yağları çok kullanarak beslenen, bol kalori alan kişiler ilerleyen yaşlarında kalp ve damar hastalıkları gibi birçok hastalığa yakalanabiliyor. Bu nedenle küçük yaştan itibaren beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeliyiz. Çocuklarımıza küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme kuralları içinde balığın önemini mutlaka öğretmeliyiz. Üstelik fosfor ve mineral açısından zengin olduğu için okul çağlarındaki çocukların kemik gelişimine de katkı sağlar, kısacası bebeklikten itibaren her yaş aralığındaki çocuklarımızı balıktan olabildiğince faydalandırmalıyız.

Balığın tüketilmesi için çok çeşitli tarifler bulunmakla birlikte, bebeğinizin / çocuğunuzun damak tadına göre balığı tüketmesini sağlayabilirsiniz.

Balığın tazeliği nasıl ölçülür;

Balığın kalitesi, tazeliği ile ölçülür. Gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı veya pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olması ve sert etli kısmına parmak ile basıldığında parmağın bıraktığı izin hemen düzelmesi gerekmektedir.

Balık alırken;

Her balık bol bulunduğu mevsimde satın alınmalıdır.

Konserve balık satın alırken mutlaka etiket bilgisi okunmalı, son kullanma tarihi, üretim/ithalat izni bulunmasına, kutuda delik, hasar veya bombeleşme olmamasına dikkat edilmelidir.

Balık pişirirken;

Taze balıklar satın alındıktan sonra iki saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemeli, pişirilinceye kadar pulları ve içi hemen temizlendikten, yıkanıp, iyice kurulandıktan sonra uygun bir kapta buzdolabı ısısında muhafaza edilmelidir. Balıkların, buzdolabı ısında 1-2 gün, derin dondurucuda ise 3-6 ay saklanması uygundur.

Balık pişirmede en uygun ve sağlıklı yöntemler, buğulama, haşlama veya yağsız tavada pişirmedir. Kızartma yöntemi balığın besin değerinin azalmasına ve zararlı maddelerin oluşumuna neden olduğundan tercih edilmemelidir.

Çiğ balık ve deniz ürünleri parazitler, bazı bakteri ve virüsler açısından risk oluşturur. Ayrıca, B1 vitamininin yetersizliğine yol açması nedeniyle balığın çiğ veya az pişmiş şekliyle tüketimi sakıncalıdır.

 

Aklınızda bulunsun;

Balığa başlama ayı birçok kaynakta farklı verilebiliyor. 8. aydan 12. aya kadar tavsiyeler bulmak mümkün. Bebeğinize vermeden önce doktorunuza danışmanız önemli.  Zira alerjik bir yiyecek ve çocuğunuzun alerji geçmişi varsa buna dikkat etmeniz gerekebilir. Balığa başlarken tatları daha nötr olan beyaz etli balıkları tercih edin. Balık kılçığı tehlikeli olabilir. İyice ayıklayıp kılçık kalmadığından emin olun. Sebzelerde olduğu gibi balığın da fazla ısıya maruz kalması besin değerini düşürüyor. Buharda pişirmeyi tercih edin.