ÇOCUĞUM ISIRIYOR!

Isıran çocuklar anne babalar için ızdıraplı bir konu olup, davranış bozukluğu olarak yorumlanır. Oysa ısırmanın ana sebebi beceri eksikliğinden kaynaklanır. Kendini ifade etmenin yolunu bilemeyen çocuk için çıkış yollarından biri ısırmaktır. Ama bu masum ısırmaları çevresindeki kişilere karşı kullanmasını kabul etmek elbette ki doğru bir yaklaşım olmaz. Sizi, bakıcısınI ya da arkadaşını ısırmasını alışkanlık haline getirmesini önlemek gerekir.

Özellikle 2-3 yaş arasındaki çocuklar bazen heyecanlı ve hatta mutlu olduklarında da ısırırlar. Sonuçlarını düşünmeden hareket eden çocuk, başka bir çocuğu ısırdığında, karşısındaki çocuk kadar şaşkın ve üzgündür.

Isırmayı alışkanlık haline getirmiş bir çocuğun ebeveyni olmak utandırıcı ve üzücü olabilir, özellikle de tanıdık ortamlarda ve her seferinde ısırıyor ise daha bir sıkıntılı duruma düşebilirsiniz. Alışkanlık halinde ısıran veya ısırmaya aday çocuğun anne-babası olarak yapacaklarınız hiç de zor değil. İşte yapmanız gerekenler.

Isıran çocuğa nasıl yardım etmelisiniz?

Çocuğunuz başka birini ısırdığında hiç vakit geçirmeden kararlı bir tavır takının. Bu yaştaki çocukların ilgi süresi kısa olduğundan çabuk ve net geri bildirime ihtiyaç duyarlar. ‘’Arkadaşına böyle davranma ya da yaptığın hiç hoş değil’’ gibi belirsiz cümleleri anlayamayacaktır. Bu nedenle başlangıç noktasında yumuşak kararlılıkla tavrınızı koymanız etkili olacaktır. Sesinizdeki karlılıkla ‘’sandviçlerini ısırabilirsin ama insanları asla ısırmamalısın’’ gibi belirleyici cümlelerle onu uyarmalısınız.

Bazı ebeveynlerin yaptığı gibi karşılık olarak onu ısırmak inanın işe yaramayacaktır. Bu, ona göre ısırmanın kabul edilebilir ve normal bir davranış olduğunu öğretmeye neden olacağından tam tersi bir etki yaratacaktır. Anne babasının niçin kızdığını anlamayacak ve durumdan sadece korku hissi duyacaktır. Kararlı tavrınız zamanla onu ısırmaktan alıkoyacak ve bu davranışından vazgeçecektir.

BEBEĞİNİZİN SOSYAL GELİŞİMİ

Bebekler dünyaya geldikleri ilk andan itibaren ağlayarak ya da mimik ve jestlerini kullanarak en başta annesi olmak üzere çevresindekilerle iletişim kurmaya başlarlar. Ebeveyn olarak size düşen bazı görevlerle bebeğinizin sosyal gelişimini sağlayabilirsiniz. İşte yolları…

Onu anlamaya çalışın

Bebeğiniz ne zaman, neye ihtiyaç duyar, bunu anlamanız onun için çok önemlidir. Ne için ağladığını bilerek ihtiyaçlarını karşılamak onun kendini güvende hissetmesini sağlar. Bebeğin annesi ile kurduğu bu bağ ve güven duygusu sayesinde duygusal ve sosyal gelişimi hızlı bir şekilde ilerleyecektir.

Yabancılara karşı hissettiği korku duygusunu yenmesine yardımcı olun

Bebeğiniz altıncı ayına geldiğinde evdekilerin dışındaki kişileri yabancı olarak görür ve onlara karşı tepki gösterir. Bu olumsuz tepkiyi bertaraf etmesi için onu yeni insanlarla karşılaştırırken, karnının tok, uykusunu almış ve huzurlu olduğu zamanları kullanmaya özen gösterin. Huzursuz ve huysuz olduğu zamanlarda bağ kurması zorlaşır. Daha bu aylardan itibaren yeni kişilerle tanışması, bebeğinizin sosyal gelişim sürecinin bir sonraki evrelerine de olumlu yansıyacaktır.

Çok fazla ağlamasına izin vermeyin

Huzursuz ortamda büyüyen bebeğin, sosyal gelişimi de istenilen doğrultuda olmaz. Tüm bebekler ağlar ama önemli olan bebeğin ne için ağladığını anlayarak ona göre yaklaşmaktır. Bebeğiniz durmaksızın ve hıçkırarak ağlıyorsa sakin bir ses tonuyla kucağınıza alın ve sakinleştirmeye çalışın. Acıkmış, uykusu gelmiş, ya da altını kirletmiş olabilir. Özellikle de diş çıkarma, katı gıdaya geçiş döneminde ya da bir rahatsızlıktan dolayı ilaç alıyorsa, pişik olma riski artabilir. Bu nedenlerden dolayı, her alt temizliğinde hassas cildini koruyan pişik önleyici kremler kullanmalısınız.

Huysuzlandığında üstüne gitmeyin

Bebekler zaman zaman huysuzlanır. Bu süreçte davranışınızı tekrar etmeyin, tam tersi sevdiği şeyleri yapın. Bu sizi şımaracak diye endişelendirmesin, aksine huzurlu olmasını sağlamış olacaksınız.

Müzik dinletin, kitap okuyun

Bebeğiniz ilk önceleri kelimeleri anlamayacaktır ama ayırt edebilecektir. Sakin ritimli müzik dinletin, yüksek sesle ve tane tane kelimelerle ona kitap okuyun, bu onun sosyal gelişimi için önemli basamaklardır.

Bırakın bebeğiniz dış dünyayı keşfetsin

Bebekler çevresindeki nesnelere çok meraklıdır ve bu merakları giderek artar. Sosyal gelişimlerinde son derece gerekli olan meraklarını gidermeleri için, ev içerisinde özgürce dolaşarak eşyaları yakından tanımalarına izin verin.  Kendi başına bir şeyler yapmak, bebeklerin özgüveni için bulunmaz fırsattır.

BEBEĞİMİN KIYAFETLERİNİ NASIL YIKAMALIYIM?

Özellikle anneler bebeklerine aldıkları kıyafetlerin özel olmasını isterler çünkü o kadar hassas ciltleri vardır ki giydikleri giysinin narin ciltlerinde probleme sebep olmaması gerekir. Bebek giysilerinin onlarda soruna yol açmayacak doğal malzemeden üretilmiş olması çok önemlidir. Özellikle polyester gibi hava geçirmeyen, alerjiye neden olabilecek kıyafetleri bebeklere giydirmemeye özen gösterilmeli. Bir diğer önemli konuda aldığınız doğal malzemeden yapılmış bebek kıyafetlerinin temizliğidir. Maalesef ki birçok ebeveyn bu konu da çok da dikkatli değil, bebek giysilerinin nasıl yıkanması gerektiği es geçiliyor.

Bebek kıyafetleri nasıl ve neyle yıkanır?

Bebeklerin en hassas oldukları etkenlerden biri de ciltlerindeki asit baz dengesinin yetişkinlere göre daha bazik olmasıdır. Bu da onları dış etkenlere karşı savunmasız yapar. Bebek birkaç ayını doldurmadan cildinde koruyucu tabaka oluşmamıştır ve dışarıdan gelen birçok şeye karşı çok hassas bir haldedir.

Yapılması gerekenlerin başında bebeğinizin kıyafetlerinin üzerindeki yıkama talimatları doğrultusunda yıkamaktır. Onun kıyafetlerini sizin kıyafetleriniz gibi yıkadığınızda hem tahrişe neden olabilirler hem de çok çabuk yıpranırlar. Dikkat etmeniz gereken diğer şey de kıyafetlerini aldıktan sonra bebeğinize giydirmeden önce bir kere yıkamalı, boya ve temizleyici gibi kimyasallardan arındırmalısınız.

Bebeğinizin kıyafetlerini yıkarken kendi kıyafetlerinizde kullandığınız deterjan, yumuşatıcılardan uzak durmalısınız. Kimyasal içerikli bu temizleyiciler yerine bebekler için hazırlanmış, içeriğinde onun hassas cildine zarar vermeyeceğinden emin olduğunuz deterjanlardan kullanmalısınız. Yetişkinler için satılan deterjanlar bebeğinizde alerjiye sebep olabilir, bu nedenle bebek kıyafetlerine özel deterjanları tercih etmek gerekir.

Özen göstermeniz gereken bir diğer konu da onun kıyafetlerini tek başına yıkamanız gerektiğidir, aksi halde sizin kıyafetlerinizdeki bazı zararlı maddeler bebeğin kıyafeti tarafından emilebilir. Bu arada evdeki tüm kıyafetleri bebek deterjanı ile yıkamanın da doğru olmayacağını hatırlatmak isteriz.

Yıkama derecelerine gelecek olursak, pamuklu giysiler için 60 derece ve üstü ile bebeğinizin giysilerini temizlemeniz uygun olacaktır. Çünkü 60 derecenin altındaki sıcaklıklarda tüm mikroplar ölmezler, öncesinde daha düşük sıcaklıklarda bir ön yıkama ile bebeğin kıyafetlerinin mikroplardan daha iyi arınmasını sağlayabilirsiniz.

BEBEK CİLDİ NEDEN BU KADAR ÖZEL?

Bebek cildi bir yetişkinin cildinden çok daha incedir. ‘’Korun’’ denen cildin en üst tabakası daha gevşek ve dirençsizdir. Dışarıdan gelen etkilere karşı bariyer etkisi iyi gelişmediğinden, bebeğin cildinin ortama verdiği tepkiler daha hassastır.

Ciltte bulunan doğal asit koruma tabakası yeni doğan bebeklerde ancak ilk birkaç haftada oluşur ve de bebeklikten çocukluğa geçenlerde bir yetişkine göre daha yavaş yenilenir. Bu koruma tabakasının bakteri ve patojenleri uzak tutma gibi çok önemli bir fonksiyonu vardır.

Çocuklardaki korun tabakası yetişkinlere göre yüksek bir nem içerir. Bu şu anlama geliyor, bebekler ve çocukların ciltleri çok ince bir su ve yağ katmanından oluşmakta ayrıca kolayca kuruyabilmektedir. Soğuk ve yaralanmaya karşı savunmaları oldukça zayıftır.

Bebek Cilt Bakım Ürünlerini neden Kullanmak gerekir?

Doğumdan itibaren bebeğin cildi hızlı bir şekilde yeni bir ortama adapte olmaya çalışır. Anne karnında sıvı içerisinde geçen aylardan sonra havaya ve çevresel etkilere uyum sağlaması gerekir. Günümüzden önceki zamanlarda bebek cildinde banyo ürünlerinin kullanılmaması gerektiği düşünülüyordu. Bugün ise sadece su ile yıkamanın bebek cildini kuruttuğunu bilmekteyiz. Bebek cildinin çok hassas olması nedeniyle bir yetişkinin cildinin tolere ettiği bakım ürünlerine aynı etkiyi gösteremez. Bu nedenle bebeğiniz için kullanacağınız bakım ürünlerinin istenmeyen içeriklerden temizlenmiş ve hassas bebek cildinin gereksinimlerini dikkate alan özel bebek cilt bakım ürünü olmasına özellikle dikkat etmelisiniz.

Bebeğim ne zaman özel cilt bakımına gerek duyar?

Bebeğinizin cildinin en çok kış aylarındaki soğuk havalarda, sıcak ortamlarda ve banyo sonrasında özel bakıma ihtiyacı vardır. Cildi kurumaya karşı savunan ve soğuk havalarda havanın neden olduğu cilt tahrişlerine karşı koruyan ürünleri kullanırken, ayrıca hızlı bir şekilde emilir olmasına dikkat etmelisiniz. Cildin kurumasını önlemek için hafif ve nemlendirici banyo ürünlerini tercih etmek bebeğinizin hassas cildi için doğru seçim olacaktır.

BEBEĞİNİZ BÜYÜME ATAĞI GEÇİRİYOR OLABİLİR

Bebeğinizde zaman zaman her gün gördüğünüzün dışında farklı davranışlar görebilirsiniz. Her gün uyuduğu saatlerde uyumamakta direnir, kucağınızdan inmek istemez, mızmızlıkta ve huysuzlukta kendini hiç frenlemez. Sebep yokken ağlama krizi yaşayan bebeğinize neler oluyor diye telaşa kapılabilirsiniz. Büyüme atağı geçiriyor olabileceği aklınıza geldi mi?

Büyüme atağı geçiren bebekler bu dönemlerde sürekli memede kalmak isteyebilir. Bu yüzden hemen telaşa kapılıp ‘’sütüm az mı geliyor acaba’’ düşüncesine kapılmayın.

Ani huy değişikliklerinin altındaki nedenlerinden olan büyüme atağı sonrası bebeğinizde önemli gelişimsel değişiklikler olur. Bu bağlamda sabırla bebeğinizin ihtiyaçlarına karşılık vermeli, dinlemeli ve ona karşı sakin bir yaklaşım sergilemelisiniz.

Bebeğinizdeki ani huy değişikliklerini büyüme atağının bir parçası olarak değerlendirmek gerektiğini belirten uzmanlar, bebeğin hem fiziksel hem de zihinsel açıdan bir büyüme atağında olduğunu belirtmekteler.

Büyüme atağı sürecinde çevresinin farkına vardığını belirten uzmanlara göre bebeğiniz normal gelişim sürecindeyken aniden bir değişim yaşamaya başlar ve bu durum onun tüm rutinini etkiler. Çevresinde bazı değişiklikler olduğunu düşünmeye başlayan bebeğiniz, bu durum karşısında oldukça heyecanlı ve şaşkındır. Yeni farkındalıklar edinmeye başlayan bebeğiniz, neler olduğunu anlamaya çalışır, önceden fark etmediği şeyleri artık fark eder hale gelir.

Hangi zamanlarda büyüme atağı görülür? Büyüme atağındaki süreçte uyku düzeninde değişiklik, ilgisizlik gibi yeni huylar kazanan bebeğiniz ile iletişim kurmak hiç de kolay değildir. Her bebeğin gelişimi farklı olduğundan büyüme ataklarının görüldüğü dönem değişiklik gösterebilir ama genelde 5., 8., 12., 19., 26., 27., haftalarda yaklaşık 2 yaşına kadar 10 kez büyüme atağı dönemi yaşar. Bu ataklar 2-3 gün yoğun olarak görülse de, birkaç hafta da sürmesi doğaldır.

Ne yapmalı?

Büyüme atağı geçiren bebeğinize huzursuz olduğu zamanlarda, uyumamak için direndiğinde ılık bir banyo ve sonrasında masaj uygulayabilirsiniz. Bu onu rahatlatarak sakinleşmesini sağlayacaktır. Memede kalmak istediği zamanlarda buna izin vererek gerekli duygusal ihtiyacını karşılamış olursunuz.

ÇOCUKLARDA DÜZENSİZ UYKUYA DİKKAT!

Özellikle okul çağındaki çocuklarda uyku düzeni bozukluğu sıklıkla görülmektedir. Bunun en önemli sebebi de düzensiz uyku saatleridir.

Hafta sonu ya da diğer tatil zamanlarında akşam geç yatıp sabah geç kalkarak uyku saati değişen
çocuklar okul zamanında uyanmakta zorluk yaşamaktalar. Yeterli uyuyamayan okul çağındaki
çocuklarda ders başarı grafikleri düşerken, problem çözme becerisi ve derslere olan ilgisi azalıp
odaklanma ve konsantrasyon eksikliği gibi birçok olumsuzluklar görülmektedir.

Uzmanlara göre düzenli uyku uyuyan çocuklarda hiperaktivite, anksiyete ve depresyona daha az
rastlanmaktadır. Gerek okul öncesi gerekse okul çağındaki çocuklarda, uykuya yatma zamanının gece 10.00 dan önce olması gerektiğini belirten uzmanlara göre, uyku saatlerinin bir rutine oturtulmasına erken bebeklik döneminde başlanmalıdır.

Bebeklik döneminde annenin göğsüne yaslanarak, beslenerek veya sallanarak uyutulmaya alıştırılan çocuklarda şartlı refleks oluşacağından, uyandığında tekrar uyuyabilmek için bu koşulların yerine getirilmesini bekleyecektir. Bu durumda anne ve çocuk için zorlu dönemler kaçınılmazdır. Bu bağlamda bebeklik döneminden itibaren çocuğunuzun bağımsız olarak uykuya geçebilme alışkanlığını vermeniz hem onun hem sizin için kaliteli uyku sağlayacaktır.
Kaliteli bir uykuyu engelleyen faktörlerden biride beslenme ile ilgili etkenlerdir.

Karbonhidrat ağırlıklı yiyeceklerle beslenme sonucu uykuya geçilmesi halinde kan şekerinin hızla düşmesi, uyanmaya sebep olacağından bu tür gıdalardan uzak durmak uykunun kaliteli olmasına destek verecektir. Ayrıca gıda alerjileri, astım ve sindirim problemleri de uyku kalitesini bozan faktörler arasındadır. Kalsiyum, magnezyum gibi mineraller ile B Vitaminin eksikliği durumunda da gece uyanmalarını artar. Ayrıca yatmadan önce yenen çikolatada da uyarıcı etkisi nedeniyle uykusuzluğu tetikler.

Düzenli uyku için çocuğunuzu fiziksel ve zihinsel olarak rahatlatmak da uyku kalitesi açısından önemlidir. Uykudan önce masal ya da yumuşak bir müzik, çeşitli bitkisel yağlarla yapılan masajlarda uykuya geçmede zorluk çeken çocuklar için etkili çözümler olarak gösterilebilir. Uyumaya gitme zamanında ailesi ile sevgi ortamı yaşayan çocuğun kaliteli uyku uyuma olasılığı çok yüksektir.

ÇOCUĞUM SEBZE YEMEK İSTEMİYOR

Bebeklikten çıkıp katı beslenmeye geçen çocukların sebzelerle tanışmaları pek de istenilen sonuç vermeyebilir. Sanılanın aksine çocuğunuzun sebzeleri severek tüketmesi çok da zor değil. Nasıl mı? İşte madde madde püf noktaları:

  • Kararlı ve sabırlı olun

Çocuğunuza sebzeleri severek yedirmenin yolu kararlı ve sabırlı olmaktan geçer. Ancak ısrarcı davranmak ve onunla inatlaşmak ters tepki vermesine yol açabileceğinden dikkatli olmak gerektiğini belirten uzmanlara göre, sebzeleri dayatma şeklinde çocuğa yedirmeye çalışmanın onu reddetme yönünde güdeleyeceğine dikkat çekiyorlar. Ona söz hakkı tanıyarak sebze yemeğinden yemek ister misin diye sormak, stres dolu yemek deneyimi yaşamasının önüne geçecektir. Yemeyeceğini söylemesi durumunda, sebzelerin faydalarından söz edebilir, alışverişe birlikte gidip onun seçtiği sebzeleri alarak dikkatini çekebilirsiniz.

  • Sebzeleri tanıtın

Çocuğunuz sebzeleri yeni tanırken karışık sebze yedirmeyin. Bir lezzeti kabul edebilmesi için birçok kez sofrada görmesi ve tanıması işleri kolaylaştıracaktır. Sofrada sık sık gördüğü ve aile bireylerinin yediği bir sebze yemeğine kendisi de sıcak bakacaktır.

  • Sofraya ailece oturun

Çocuğunuzla birlikte sofraya oturmak ve ona rol model olmak, sebzeyi sevdirmenin en önemli yollarından biridir. Hep birlikte sofraya oturmak ve yemeğe zaman ayırmak gerektiği algısını vererek   aynı saatlerde sofrada birlikte olmanız, sağlıklı ve düzenli yeme alışkanlığını çocuğunuza kazandırmanız çok önemlidir. Aile damak tatlarının bu şekilde oluştuğundan yola çıkarak çocuğunuzun sebze yemeklerine ilgi duymasını sağlayabilirsiniz.

  • Sebze konulu sohbetler edin

Sofra sohbetlerinde çocuğunuzun duyacağı şekilde eşinize ya da yakınlarınızla sebzelerin tadı hakkında yorumlar yapabilir, faydalarını anlatabilirsiniz. Özendirici anlatımlarla sebzelere ilgi duymasını sağlayabilirsiniz.

  • Çocuğunuza rol model olun

Unutmayın davranışlar sözlerden çok daha etkilidir. Bu sebeple çocuğunuzun yanında hepinizin sebze yemesi gerektiğini söyleyerek ilk önce ebeveyn olarak siz sebze yemelisiniz. Örneğin baba sebze yemeğini iştahla ve özendirici sözlerle tabağına alırsa çocuğunuz sebzenin iyi bir şey olduğunu düşünecektir.

  • Sebzeleri ön plana çıkaracak çekici menüler hazırlayın

Sebze yemeklerini çekici hale getirmek için sunumdan faydalanabilirsiniz. Renk uyumlu sebzelerle görsel sunumlar onun ilgisi çekeceğinden sebzelere karşı ilgisi artacaktır.

  • Birlikte yemek hazırlayın

Çocuğunuzla birlikte yemek hazırlamak sebzelerin hangi aşamalardan geçtiğini görmesini sağlamakla beraber kendisinin de bu konuya dahil olması sebzeyi yemesini sağlayabilir. Yemek hazırlamayı sanki oyun oynar gibi keyif aldığı bir zaman olarak gördüğünde hazırladığı sofrada sebzeye itiraz etmeyecektir.

BEBEĞİMİN KIYAFETLERİNİ NASIL YIKAMALIYIM?

Bebekler her halleriyle özeldir. Yiyeceklerinden giyeceklerine kadar titiz bir bakım ve özen isterler. Her şeyin en güzeline sahip olmalarını istediğimiz bebeklerimizin kıyafetlerinin de özel olmalarını isteriz. Bu özenle alınan bebek kıyafetlerinin hassas cilt yapısına uygun, probleme yol açmayacak doğal malzemeden yapılmış olmaları gerekir. Suni malzemeden yapılmış, hava aldırmayan alerjiye yol açabilecek polyester gibi kumaşlardan yapılan kıyafetleri bebeklere giydirmemek gerekirken, alınan doğal malzemeden yapılmış kıyafetlerin temizliği de aynı oranda özen gerektiriyor.

 Bebek kıyafetleri nasıl yıkanır, nelere dikkat etmeli? İşte ayrıntılar.

Bebek cildinin asit baz dengesi yetişkinlere göre daha bazik olması nedeniyle dış etkenlere karşı savunmasızdır. Özellikle bebekler birkaç aylık olana kadar ciltlerinde koruyucu bir tabaka olmayacağından dış etkenlere çok hassastırlar.

Bu nedenle yapılması gereken ilk şey, bebeğinizin kıyafetinin temizliğini yaparken üzerindeki yıkama şartlarını okumak olmalıdır. Yetişkin kıyafeti gibi yıkanması onun cildinde hem tahriş edici olabilir hem de çok çabuk yıpranmasına zemin hazırlar. Ayrıntılardan bir diğeri de aldığınız kıyafeti bebeğinize giydirmeden önce mutlaka bir kere yıkamalı, boya ve temizleyici gibi kimyasallardan temizlemelisiniz.

Bebeğinizin kıyafetlerini yıkarken kendi çamaşırlarınız için kullandığınız deterjan, yumuşatıcı gibi kimyasal içeren temizlik malzemelerinden uzak durmalı, bebekler için özel olarak formüle edilmiş deterjanları kullanmaya özen göstermelisiniz. Ayrıca bebeğinizin kıyafetlerini yıkarken tek başına yıkamanız gerektiğini de unutmayın, çünkü diğer kıyafetlerdeki bazı zararlı etkenler bebeğin kıyafetine geçebilirler. Bu nedenle her şeyi bebek deterjanı ile yıkarsam sorun kalmaz mantığında iseniz bundan vazgeçmelisiniz.

Bebek kıyafetlerini yıkarken kullanacağınız sıcaklık değerlerine gelince pamuklu giysiler için 60 derece uygun bir sıcaklıktır. Pamuklular dışında başka malzemelerden üretilmiş kıyafetleri yıkamada ise, 40 derece civarı uygun bir sıcaklıktır. Fakat 60 derecenin altındaki sıcaklıklarda bazı mikroplar hala aktif oldukları için, daha düşük sıcaklıktaki yıkamalarda ön yıkamalı bir program seçmelisiniz.

ANNELERİN UZAK DURMASI GEREKEN DAVRANIŞLAR!

Bir insanı yetiştirmek, doğduğu andan itibaren tüm gereksinimleriyle ilgilenmek takdir edersiniz ki çok zor ve zahmetli bir süreçtir. Anne olduktan sonra en zor işin başındasınız demektir. Her anne çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Gönüllü ve bin bir fedakarlıkla bakımlarını üstlenen annelerin elbette ki hatasız davranışlarla bebeklerini büyüttükleri söylenemez.

Annelerin istemeden yaptığı hatalar çocukların ileriki yaşamlarında ciddi etkiler yaratabilmektedir. Bu sebeple bebeklikten itibaren ona karşı davranışlarınıza özen göstermeye, nasıl davranılması gerektiği konusunda araştırmacı olmaya gayret etmelisiniz.

Annelerin çocuklarına karşı yaptığı hataların neler olduğuna genel kapsamda göz atacak olursak ilk sırada gelişimlerini engelleyecek yanlış seçimler alıyor. Neler mi bunlar? Mesela sizin işiniz olduğu zamanlarda oyalanması için eline verdiğiniz cep telefonu ya da tabletlerle oyalamak, onun hem zihinsel hem de fiziksel gelişiminde önüne set çekerek gerçek hayatla arasına mesafe koyuyor. Böyle durumlarda yapmanız gereken çocuğun kendini oyalamayı öğrenmesine fırsat tanımaktır. Her istediğinin aynı anda yapılamayacağını öğrenmesi sabırlı bir insan olarak yetişmesine katkı sağlayacaktır. O açıdan gerçek hayatı tanıması ve bizzat uygulayabilmesine destek olmak için işlerinizi yaparken onu yanınızda bulundurmalısınız.

Yapılan bir diğer hatalı davranış ise bazı ebeveynlerin çocuklarını hayatlarının merkezine koymalarıdır. Anne baba onu mutlu etmeye o kadar kaptırır ki çocukları hayır kelimesiyle neredeyse hiç karşılaşmaz. Hayatta her şeye kolayca erişeceğini düşünen çocuk, istediğinin olmadığı durumlarda vahim bir tablo çizebilir. Hayır kelimesi kullanmadığınız, her istediğini yaptığınız çocuğunuzun psikolojisinde zamanla derin yaralar açmaya neden olursunuz. Oysa bazı şeylerin mümkün olamayacağını öğrenmesi onun psikolojik gelişimi için son derece olumlu etkiler doğuracaktır.

Bir diğer hatalı davranış şekline bakacak olursak, özellikle annelerin çocuklarının sevmediği şeyleri yapmaktan fazlaca korkmalarıdır. Çocuğunun elinde adeta kukla olan annelerin en büyük zaafları onların ağlamasıdır. Mesela çocuğunun sevmediği bir yemeği yapmak böyle anneler için kırmızı çizgidir, sürekli onu hoşnut etmekle çabalayan anne çocuğunu sınırlandırmaktan oldukça uzak bir davranış sergiler. Oysa anne çocuğunu yönetip, ona ağlayarak ya da yemek yemeyerek her istediğine ulaşamayacağını kesin bir dille aktarabilmelidir.

EN MASUM İLİŞKİ…ANNE BEBEK

Anne bebek ilişkisi, en masum ve çıkarsız ilişkidir, öyle ki aralarında yalnızca ikisinin bildiği ve anladığı ortak bir dil ile özgün bir iletişim vardır. Duygusal ve fiziksel olarak birbirini tamamlayan bu sevgi seli sonsuz ve gittikçe çoğalan bir yapıya sahiptir.

Zor, endişeli, heyecanlı, meraklı ve biraz da stresli bir hamilelik döneminden sonra buluşan anne bebek arasında kendine has dinamikler vardır. Doğduğu andan itibaren annesinin bir parçası olan bebek, anneye bağımlı olarak yaşamını sürdürür. Bebek çevresinin farkında olmadığı için onun için tek hedefi vardır; beslenme.  Bu dönemde fizyolojik ve duygusal olarak çok hızlı gelişim gösteren bebeğin annesiyle ilişkisi her geçen gün daha da sağlam zemine oturur.

Dünyaya gözlerini açmadan dahi annesinin kalp atışını tanıyan bebeğin, doğduktan sonraki ilişkisinin de temelleri böylelikle atılmış olmaktadır.  Daha doğmadan başlayan bu mükemmel ilişki doğumdan sonra güçlenerek gelişme sürecine girer. Bebeğin kendini güvende hissetmesi için sürekli annesiyle birlikte olmak ister. Bütün isteklerinin annesi tarafından karşılanacağını bildiği için tek iletişimi annesi iledir. Bu muhteşem ilişki meme emmeyle en üst seviyeye çıkar.

Anneye gelince yepyeni bu süreçte hayatı bütünüyle değişir. Hamile olduğu söylendiği ilk andan itibaren duygusallaşan anne adayını bebeği ile ilgili sorgulamalar meşgul eder. Bebeğini hayatına alarak kabullenip, sorumlulukları ile ilgili planlamalar yapar.

Doğum fiziksel olarak sadece annenin gerçekleştirdiği bir olay değildir, bebekte bu süreçte üzerine düşeni yapar. Birlikte gerçekleştirilen doğum olayı anne ve bebeğe yeni bir hayatın kapılarını açar. Bebeğin bildiği tek dil olan ağlama ile ihtiyaçlarını annesine bildirir. Bebek dilini ve işaretlerini tek anlayan kişinin annesi olduğunu çok iyi bilir. Açlığını, altını kirlettiğini, ya da sancısı olduğunu annesine ağlayarak aktarır. Bu yeni yaşamda özellikle annenin sabırlı ve sakin davranması her ikisini de huzurlu ve sorunsuz ortam sunar.

Anne bebek arasındaki ilişki tüm zamanlarda özelliğini ve özgünlüğünü asla kaybetmez.