HELİKOPTER AİLE OLMAK…

Bir yazarın kitabında yer aldığı üzere bir çocuğun annesine ‘’etrafımda helikopter gibi dönüyorsun’’ demesiyle ortaya çıkan helikopter aile kavramı literatüre bu şekilde girmiş ve kalıplaşmış sözcükler arasında kendine yer bulmuştur.

Helikopter ailelerin çocukları üzerinde aşırı müdahaleci oldukları ve onların hayatlarını bir bakıma kendilerinin planladıklarını söyleyebiliriz. Çocuklarının sorumluluğunda olan birçok şeyi kendilerinin üstlendiği bu tip aileler için kontrol saplantılı kişiler demek abartı olmaz. Bu yaklaşımlarıyla çocuğun fiziksel bilişsel, sosyal ve psikolojik gelişim süreçlerinde ters etki yaparak ya engelleyici ya da sağlıksız gelişime neden olmaktalar.

Helikopter ailelerin çocuklarında görülen önemli bir eksiklik de çocuğun toplum içinde kendini ifade etmekte zorlandığı ve öz güven problemi yaşamasıdır. Bireyselleşme ve sosyalleşme konularında kendi fikriyle değil de ailenin verdiği kararı yaşamak zorunda kalmaları birçok sorunu beraberinde getirmektedir.

Helikopter ailelere has bir diğer özellik de eğitim alanında çocuklarından çok fazla başarı beklemeleridir. Çocuklarının eğitimlerindeki ufak tefek aksaklıkları dünyanın sonu gibi görüp aşırı kaygılanmaları, ödev kontrollerini abartmaları hatta çocuğun tüm eğitim hayatını kendi hayatlarıymış gibi yönetmeleri, ergenlik çağına gelmiş ve meslek seçimine göre üniversite tercihlerini kendileri yaparak çocuğa seçme hakkı bırakmamaları da helikopter ailelerin ortak özelliklerindendir. Bu tip ailelerin davranışlarına örnek olarak, çocuğun düşük not aldığında hocasıyla derhal iletişime geçmek, arkadaşlarını belirlemek, çocuğun gideceği ya da gitmesi gereken yerlere kendileri karar vermeyi sayabiliriz. Çocuk üzerindeki hakimiyeti uç noktalar taşıyabilen helikopter aileler bu tutumlarından ileriki yıllarda da vazgeçmeyerek, hatta daha ileri giderek onların yerine eş seçiminde dahi bulunurlar.

Bu tür yaklaşımlar çocuğun üzerinde uzun veya kısa vadede psiko-sosyal problemler yaşamasına neden olabilir.

Ne yapmalı?

Ailelere düşen görev çocuklarını kendilerine ait olarak değil birey olarak görmektir. Çocuklarına seçme hakkı tanıyarak, kendi hayatlarına ait kararları onların vermesine fırsat verip sadece yön göstermelidirler. Çocuklarına verdikleri desteğin dozunu kaçırdıklarında çocuğun ileride sorumluluk alamayacak bir yapıya bürüneceğini unutmamaları gerekir. Öz güvenlerini geliştirici tavır ve davranış içinde olmaları gereken ailelere düşen en önemli görev çocuklarına yaşlarına uygun şekilde yaklaşmalarıdır.

ÇOCUĞUNUZ BOŞ ZAMAN GEÇİRMESİN, HOBİLERE YÖNELSİN!

Çocuklar sanılanın aksine çok güçlü bireylerdir. Hayal dünyalarının inanılmaz genişliğiyle yapamayacakları şey yok gibidir. Bir yere sığmayan enerjileri ve engel tanımayan hayal kurma güçleriyle potansiyelleri oldukça yüksektir. Peki bu kadar enerjik ve potansiyel sahibi iken zamanlarını boş geçirmeleri, gelişimleri açısından sizce de kayıp değil mi?

O halde bu enerjilerini ilgi alanları doğrultusunda hobi edinmelerine yönlendirmek, duygusal gelişimleri için mükemmel bir itici bir güç olacaktır.

Çocuğunuzun yöneleceği hobi ve yapmaktan hoşlandığı alışkanlıkları, onun hayatının şekillenmesinde çok önemli rol oynar. Bu yüzdendir ki becerisinin yatkın olduğu bir hobiyle dolu bir zaman geçirmesi ileriki hayatında yol gösterici olup iş, kariyer hatta eş seçimini dahi etkileyebilir. Mesela sporu hobi olarak görüp basketbol oynayan bir çocuğun kariyeri profesyonel basketbolcu olarak şekillenebilir. Hobisi olan çocuğun yakın tarihli yaşantısına etkisi ise duygusal ve sosyal gelişimi için mükemmel bir araçtır.

Gelişen ve dijital dünyanın olumsuz yanları çocukların bilgisayar ekranlarına kilitlenmesidir. Yapılan araştırmaların ortak sonuçları, üretken hobilerle uğraşan çocukların eğitimlerinde daha başarılı oldukları, sosyal ve ahlaki yönden yüksek seviyelere ulaştığıdır. Mesela hobisi olan çocukların olaylar karşısında sabırlı ve soğukkanlı oldukları, işine odaklanmayı, azimli ve sonuna kadar gitmekte ısrarcı oldukları, idareci yanlarının geliştiği ,hızlı karar verebilmeyi öğrendikleri çocuk gelişimi uzmanlarının araştırma sonuçları olduğunu söyleyebiliriz.

Bu özellikleri kazanabilmesi ve hobiye yönelebilmesinde görevin anne babaya düştüğünü söylemeye gerek yok sanıyoruz. Telefon, tablet, bilgisayarda adeta hipnoz olmuş gibi zaman geçiren çocukları ne yazık ki birçok tehlikenin içine atmış olmakla beraber, derslerindeki başarını düşmesi, dikkat eksikliği, odaklanamama gibi olumsuz süreçlere maruz bırakabilirsiniz. Birçok anne babayı endişelendirmeyen bu tehlikenin daha üç yaşından itibaren başladığına dikkat çekmek isteriz.

Halbuki bunun bilincine varmış ailelerin hobiye yönlendirdiği çocuklar eğlenirken öğreniyor hem de boş vakit geçireceklerine kaliteli zaman dilimiyle deneyim kazanıyorlar.

Küçük yaştaki çocukların girişkenliğini ve sosyalleşmesini sağlayan hobi edinimi, ince motor ve kaba motor becerilerin geliştirirken dil becerilerini de yükseltiyor.

Organickid Ailesi!

ÇOCUĞUMUN CİNSEL KİMLİK SORGULAMASI!

Çocuklara cinsiyetçi yaklaşımlarda bulunmanın onların gelişiminde olumsuz etkileri o kadar çoktur ki saymakla bitmez. Hep çevremizde duymuşuzdur, kız çocuklarına sen onu kaldıramazsın erkek gücü lazım, sen prensessin, erkek gibi kızsın, ya da erkek çocuklarına kız gibi gülme, kız gibi hanım hanımcık konuşma, sesin erkek gibi güçlü çıksın, kız kardeşin yalnız gitmesin yanında erkek olarak sen de git ya da erkekler ağlar mı?… gibi ardı arkası gelmeyen cinsiyetçi söylemlere hep şahit olmuşuzdur. Bu yaklaşım kız çocuklarında hep korunmaya muhtaçmış algısı yaratmak ve onu ileride kendisinin başaracağı tüm zorluklara karşı zayıf hissetmesini sağlamaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Kızlarını prenses gibi büyütüp beyaz atlı prensi beklemeye yönlendirmek, onların var olan güçlerini kullanmaya engel olan yaklaşımdır.

Erkek çocuklarına ise duygularını ifade edemeyen, hep güçlü görünmek zorunda kalan biri olarak hayata atılmalarını sağlayan bu cinsiyetçi davranış şekliyle toplumun ve geleneksel kültürün dayatmalarından bir an önce kurtulmak gerekiyor. Çocuk doğduğundan itibaren bu cinsiyetçi davranış ve dayatma başlıyor. Erkek çocuğu olacak anne, hazırlıklara mavi renk ile başlıyor sanki başka renk yokmuş gibi, kız çocuğu için ise pembe renk, tüm hazırlanan eşyalarda kendini göstererek keskin ve net sınırlar koyulup, cinsel kimlik adeta perçinleniyor.

Bunlar değişemez mi? Tabii ki değişir, kural, gereklilik, değişmez, değiştirilemez sandıklarımız sadece toplum ve kültürlerin dayatmaları olarak algılanır ve ona göre çocuk yetiştirilirse sorun kendiliğinden ortadan kalkar. Ebeveynlerin, bilişsel esneklik, değişime, gelişime açıklık, adaptasyon beceri ile çocuklarına yaklaşmaları gerekir.

Ortalama olarak iki yaş civarındaki çocuklar, cinsel kimliklerinin farkına varırlar ve ona göre kendine rol modeller seçerler.  Öğrenmeye ve geliştirmeye başlayan çocuk, genetik kodlarında ve fiziksel gelişiminde bir problem yoksa, etrafında kendi kimliğini kabul etmesini sağlayan farklı kimlikler ve kendi cinsiyetinden olan olumlu modeller bulunuyorsa, yoğun aile çatışmalarının, yaşandığı bir çevrede değilse ve bu ortamda büyüyüp gelişmek zorunda değilse, genelde problemsiz olarak kendi kimliğini oluşturabilir ve bu kimlikten yakınmadığı bir hayata başlamış olur.

KIŞ HASTALIKLARINDAN ÇOCUĞUMU NASIL KORUMALIYIM?

Çocuklar kış aylarında soğuk, rüzgâr, kalabalık sınıf ortamları derken daha çok hastalanırlar. Sömestr tatilinin de kışın ortasında olmasıyla sineme, AVM gibi kalabalık yerlerde bulunmaları hasta olmalarına ortam hazırlar. Bu aylarda bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirmek gerektiğini belirten uzmanlardan hasta olmama önerilerini sırasıyla paylaşacağız bu yazımızda.

  • Düzenli ve sağlıklı beslenme: Bağışıklık sistemini güçlendirebilmek için çocuğunuzun sağlıklı yeterli ve düzenli beslenmesine özen göstermelisiniz. Dengeli besinler kapsamında et, süt, tahıl, sebze içerikli yiyecekleri çocuğunuzun menüsünde yer almasına dikkat edin. Ana ve ara öğünleri düzenli olarak almasını sağlayın. Uyku ve dinlenme rutininin olması önemlidir.
  • C Vitamini desteği şart: İnsan vücudu C Vitaminini depolamadığı için günlük olarak bu vitaminden zengin sebze ve meyveleri tüketmesini sağlamalısınız. Böylelikle vücudun savunma sistemini güçlendirerek kış aylarının olumsuz etkilerinden korumuş olacaksınız.
  • Düzenli olarak kan değerlerine baktırın: Çocuğunuzun vücudunun güçlü olduğundan emin olmak için kan değerlerine baktırarak eksik olanları gözlemleyin. Doktorunuzun önerileri doğrultusunda besin takviyeleri kullanabilirsiniz.
  • Probiyotikleri unutmayın: Probiyotikler vücudun sağlığındaki önemli rolleri paylaşan aktörlerdir. Antikorları üreten bağışıklık hücrelerinin %70’i sindirim sistemi içinde yaşar ve probiyotikler hastalıklara sebep olan mikroorganizmaların çoğalmalarını önlerler. Bu nedenle probiyotik tüketen kişilerin hasta olma oranı diğer kişilere göre yarı yarıya daha azdır. Özellikle ev yoğurdu, doğal ayran ve kefiri, evde yapılan lahana turşusunu, ev yapımı bozayı probiotik olma özelliğinden dolayı düzenli olarak tüketmelerine özen gösterin.
  • Protein tüketimine özen gösterin: Yeterli ve kaliteli protein tüketmek büyüme ve gelişmenin temel taşıdır. Ama hastalanmış bir vücutta protein atılması olacağından, bu dönemde proteinden zengin besinleri tüketmek ayrıca önem taşır. Balık, tavuk, kırmızı et kaliteli protein kaynağı olduğundan vücut savunmasını güçlendirici besinlerdir. Mineral bakımından da zengin bir kaynak olan bu besinleri omega-3 alımına verdiği destekten dolayı da çocuğunuzun beslenmesinde eksik etmemeye dikkat etmelisiniz.

 

ÇOCUĞUNUZUN AŞIRI ŞEKERLİ TÜKETİMİNE DİKKAT!

Hangi çocuk şekeri sevmez ki. Bu masum gibi görünen ama sinsi bir yapısı olan şekere çocuğunuzun hayatında ne kadar yer vermelisiniz. Yasaklamak mı yoksa istediği sürece yemesine izin vermek mi? İşin püf noktasına değinerek, şekeri bu yazımızda masaya yatırmak ve bu konuda uzman görüşlerini sizinle paylaşmak istiyoruz sevgili anneler.

Vazgeçilmez gıdaları arsında yer alan şekerli besinleri çocukların kontrollü olarak tüketmesi gerektiği, uzmanlar tarafından artık çok daha sık dillendirilmeye başlandı. Porsiyon kontrolü ile şekerin zararlarını frenleyebilir, çocuğunuzun karşılaşabileceği olası sağlık sorunlarını önleyebilirsiniz.

Peki kontrolün dışına çıkan şeker tüketiminin yan etkileri neler? Birlikte bakalım.

  • En başta çocuğunuzun bedeninde yağ depolanması başlar.
  • Vücudun kan şekerinde ani dalgalanmalar yaratır.
  • Alerjiyi tetikler.
  • Sindirim sisteminde birçok sorununu yaşanmasına ortam sağlar.

Nasıl kontrol altına almalı derseniz bir küp şekerini ölçek olarak kabul ettiğinizde günlük tüketimin 1 -4 küp şekeri aralığında olması gerektiğini belirten uzmanlar, çocuğun beslenmesinde şeker içeren gıdalardan zaten enerji alımını gerçekleştirdiğini bunun için ayrıca şekere ihtiyaç gerekmediğini söylemekteler.

Çocukların genelde tükettiği gıdaları baz aldığımızda ne kadar şekeri vücutlarına aldıklarını daha iyi görebiliriz.

  • Bir bardak asitli içecek: 7 küp şeker
  • Bir baklava dilimi: 2 küp şeker
  • Bir kek dilimi: 3-4 küp şeker
  • Bir tane bisküvi: yarım küp şeker
  • 1 Paket jelibon: 9 küp şeker
  • 30 gram çikolata: 3 küp şeker
  • Küçük şekerlemeler: yarım küp şeker

Çocukların şeker tüketimini nasıl kontrol edebilirsiniz:

Yiyecek seçimlerinde farklılık yaparak şeker tüketimlerini normal seviyeye çekebilirsiniz. Örnekleme yaparak anlatmak istediğimiz şeker porsiyonlarına göz atacak olursak: Şeker oranı yüksek kadayıf gibi şerbeti olan tatlılar yerine sütten yapılan tatlıları, meyve salatalarının üzerine koyulan 1-2 top dondurmayı, gazlı içecekler yerine evde hazırlanan sütlü meyveli içecekleri ve ev yapımı limonataları tercih edebilir ayrıca sütlü içeceklerle kan şekerini kontrol altında tutabilirsiniz. Sağlıklı yaşamak için şekere dikkat diyerek sevgili annelere önerilerimizi aktarmış olalım.

Organickid Ailesi..

BEBEĞİNİZE EV MAMASI HAZIRLARKEN…

Her anne babanın en kıymetli varlığı dünyaya gelmelerine vesile oldukları bebekleridir. Onları her tehlikeden korumak istedikleri gibi her besinin en iyisini, en faydalısını yedirerek büyütmek isterler.

Günümüzde her türlü hazır mamaların olduğu gibi, bebeğiniz için evde mama hazırlama alternatiflerine de sahipsiniz. Büyümelerinde çok büyük değerleri olan mamaları evde hazırlamak istediğinizde bilinmesi gerekenleri göz ardı etmemeniz gerekiyor.

Aslında evde hazırlayacağınız mamaların maliyeti oldukça düşük olduğu gibi hazır mamalara karşı çok daha güvenlidir. İçeriğine tamamen hakim olduğunuz sağlıklı ve güvenli olan evde yaptığınız mamaları hazırlarken nelere dikkat etmek gerektiğini de bilmeniz gerekir.

Az çaba gerektiren ev mamalarını her annenin özveriyle hazırlayacağını düşünerek, bilinmesi gerekenlere beraber bakalım.

Bebeğinizin sağlığı her şeyden daha önemlidir. Sağlıklı olmanın başında temizlik koşulları geldiğine göre bebeğinize mama hazırlarken en başta dikkat edilmesi gereken şey hijyendir. Mama yapımında kullandığınız her şeyin çok temiz olduğundan emin olmalısınız. Bu temizlik, kullandığınız araç gereçlerden, mamanın malzemelerini içeren besinlerin bütünüdür.

Dikkat edilmesi gereken bir konuda, yaptığınız mamanın bebeğinize yedirmeden önceki sıcaklığıdır, ılık olması gerekir. Mamanın hepsini yedirmeyecekseniz mutlaka üstü kapalı olarak buzdolabına kaldırmaya özen gösterin.

Eğer bebeğinize evde mama hazırlamaya karar verdiyseniz mutfaktaki araç gereçlerinizi gözden geçirerek eksiklerinizi temin etmeyi ihmal etmeyin. Mama hazırlarken en büyük yardımcınız blenderdir, yanı sıra sebze meyve öğütücüsü, buharda pişirme aparatı ve püre yapmaya yarayan ezici gibi ekipmanlar işinizi kolaylaştıracaktır.

Evde bebeğiniz için kendiniz hazırlayacağınız mamaların fazlasını pratik bir yöntemle saklayabilir, istediğiniz zaman elinizin altında hazır bulabilirsiniz. Nasıl mı? Fazla mamayı buz kalıplarına döküp üstünü streç filmle kapladıktan sonra buzlukta dondurun, donduktan sonra küp halindeki mamaları buz dolabı poşetine doldurarak ihtiyacınız kadarını çözdürüp tüketebilirsiniz. Burada dikkat etmeniz şey, gereken mamayı hazırlama tarihini not etmek ve en fazla 1 ay içinde tüketmek olmalıdır.

Organickid Ailesi…