KIZINIZ PRENSES Mİ OLMALI YOKSA….

Günümüze gelene kadar neredeyse her ebeveynin, özellikle de annelerin kızlarına biçtiği rol prenseslikti. Anne babanın yüklediği, kızlarının da keyifle kabullendiği prenseslik unvanı, şimdilerde çokça tartışılmaya ve iki farklı görüşün ortaya çıkmasına neden oldu.

Oyunlarda prenses olmak, her kız çocuğunun mutlaka birkaç kez oynadığı bir rol olmuştur. Hatta kıyafet seçimlerinde dahi prenses elbisesi giyme arzuları hep ön planda olmuştur. Annenin kızına verdiği bu statü konumlandırmasının kız çocuklarının üzerinde yarattığı ve ileriye dönük olumsuz yüklemeler olduğu görüşü ağır basmakla beraber, karşıt görüşü savunanların da kendince doğru buldukları savunmaları mevcut.

Peki günümüz şartlarında kız çocuklarının hayallerini süsleyen, onlar gibi giyinme ve yaşam tarzını benimseyen ‘’prenseslik’’ onların gelişimlerini nasıl etkiler? Nelere dikkat etmek gerekir? Bu yazımızda prenseslik konusuna birlikte bakalım, uzman görüşlerinin neler olduğunu öğrenelim istedik.

Prenseslik kavramına karşı çıkan ebeveynler, kızları için zayıf rol model olduğunu düşünüp korumak istiyorlar. Prenses gibi prensten yardım bekleyen, kendi başına bir şey yapamayan bu zavallı güzel ama güçsüz, zorluklar karşısında savaşamayan, sadece romantik ilişkilerin kahramanı olduğunu düşünen bir modeli örnek alarak kızlarını yetiştirmekten kaçınıyorlar. Kızlarının zorlu hayat koşullarına alışarak ve mücadele etmeyi öğrenip, hayata karşı güçlü ve yere basan realist birey olarak yetişmesinden yana olduklarını belirterek, prenseslik mertebesini hayalcilik olarak görüyorlar.

Karşıt görüşü savunan ebeveynler ise çocukların sevdiği prenseslik karakterini masum bir eğlence olarak görüp, bilakis hayal gücünün gelişmesinde itici güç olabileceği görüşünde birleşiyorlar. Amerika’da yapılan bir araştırmada, prenseslik kavramı yüklenen çocukların, potansiyel uzun vadeli riskleri olduğuna işaret ettiğini ortaya koymakla beraber, bunun sadece olumsuz yönlerini almanın konuyu eksik anlama olacağını belirtiyorlar.

Uzmanlar bu konuda, neyin doğru neyin yanlış olduğu yargısında bulunmadan önce prenseslik esaslarını tüm yönleriyle irdelemenin doğru karar vermede belirleyici olduğunu bildiriyorlar. Bunu yapmanın çocuğun prenseslik kavramının pozitif etkilerinden faydalanarak negatif etkilerinden korumak olacağı, yine uzman görüşlerini oluşturuyor.

ÇOCUK BÜYÜTMENİN ALTIN KURALLARI

Çocuk yetiştirmenin bir sanat olarak yorumlanması, bu konunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Hangi aileye sorsanız çocuk yetiştirmenin zor olduğunu ve bu konuya çok dikkat ettiklerini söylerler. Ama objektif olarak bakıldığında kimi aileler çocuk yetiştirme konusunda ya çok duyarsız ya da gereğinden fazla abartılı davranışlarda bulunmaktalar. Çocuğun üstesinden gelemeyeceği beklentilerde bulunmak, onun gelişimini olumsuz etkilemekte ve bazı psikolojik sorunların oluşmasına neden olmaktadır. İlgisiz ve umursamaz ailelerin çocuklarında da başta performans düşüklüğü olmak üzere, bir dizi davranış bozukluğu görülmesi kaçınılmaz olmaktadır.

Peki çocuk yetiştirirken ne gibi kuralları takip etmeli? İşte altın kurallar:

  • Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirmelisiniz

Çocuğunuzla aynı ortamda bulunmak onunla vakit geçirmek anlamına gelmez. Kaliteli zaman geçirmeli ve onun mutlu olmasına aynı zamanda da gelişimine katkı sağlayacak oyunlar ya da etkinliklerin yaşandığı birliktelik geçirmelisiniz. Ona yetişkin gibi davrandığınızda düşündüklerini sizinle paylaşacak ve sizden bir şey saklama ihtiyacı duymayacaktır. Hayal kırıklığı yaşamaması için düşüncelerini değer vermelisiniz.

  • Çocuğunuzun karakterini sağlam temeller üstüne oturtun

Genelde anne babalar evlatları kaç yaşına gelirse gelsin çocuk muamelesi yapmakta maalesef ki ısrarcı davranmaktalar. Onların seçimlerine saygı duymak gerektiği gibi, onları kontrolünüz altında tutmamanız doğru olandır. Kendi kararlarını kendisinin almasına izin vermelisiniz. Zorluklarla mücadelesinde hep yanında olarak hayatını kolaylaştırmanız onun savaşçı ruhunun gelişmesine engel olarak kırılgan ve çabuk vazgeçen bir kişi olmasına neden olur.

  • Çocuğunuza görev ve sorumluluklar verin

Çocuklar bir görev ya da bir sorumluluk verdiğinde, başarma isteği duyarlar. Ama sonuç her zaman olumlu olmayabilir. Başarısızlığının da bir öğreti olduğunu vurgulamalısınız ki yaptığı hatalardan ders çıkarabilsin. Deneyimleme yapmasına izin vererek o konu üzerinde zaman ve emek harcamayı öğrenmesi, önüne çıkan zorluklara karşı güçlü olmayı öğretecektir.

  • Çocuğunuzu şımartmayın

Çocuğunuzun tüm hatalı davranışlarını örtbas etme davranışı sergilemeniz onun her istediğini yapma şımarıklığına sebep olacaktır. Bazı hatalarında cezalandırma yöntemi uygulamanız onun eğitimi açısından son derece önemlidir. Çocuklarının sosyal hayatta yaptığı hatalarında hep yanında olarak onu haklı görmeye çalışmayın. Objektif olarak olayı değerlendirmeli, nerede ve nasıl davranması gerektiğini, eğer bir haksızlık ya da uygunsuz bir yaklaşımda bulunduysa doğruların neler olduğunu sakin, yargılamadan sonuçların neler olabileceğini anlatmalısınız.

  • Çocuğunuzdan abartılı beklentilerde bulunmayın

Çocuğunuzdan yüksek beklentiler içinde bulunmanız onu baskı altında tutacaktır. Beklentilerinize cevap verebilmek adına çaba içinde olacak ve bilinç altında yer edinerek, bu hissi ömür boyu taşımasına neden olacaktır. Her zaman için size kendini kanıtlama sıkıntısını taşıyacaktır. Oysa onun kendi hayalleri planları olabilir. Bunu gerçekleştirebilmesinde yanında olmak, onu hayatta daha mutlu ve başarılı olmasına destek olacaktır.

Organickid Ailesi…

MEME UCUM OLMADAN BEBEĞİMİ NASIL EMZİRMELİYİM?

Heyecanlı bekleyiş doğumun gerçekleşmesiyle sona erdi ve minicik, canınızdan parça bebeğinizi hemen kucağınıza alıp emzirmeniz gerekiyor.

Bebeğinizi emzirebilmek için meme uçlarınızın emmeye uygun olması gerekir. Zira süt göğüs kanallarından geçerek meme ucuna gelir ve bebek emme eylemiyle beslenir.

Fakat bazı kadınlar emzirebilmesine uygun değilmiş gibi görünen meme uçlarına sahiptirler. Sakın telaş yapmayın eğer sütünüz varsa bir şekilde mutlaka bebeğinizi emzirmenin bir yolunu bulup onu beslersiniz.

Aslında her kadının meme ucu vardır ama bazılarının şekil olarak uç kısımları içe göçük biçimdedir ya da istenilen esneklikte olmayıp yeterince uzamayabilir. Bebeğin meme emerken ki rahatlığı meme ucunun şekliyle yakından alakalı bir durumdur. Kendi meme ucunuzun olmadığını düşünüyorsanız bunu anlamanın yolları var tabii ki. Yapmanız gereken şey, meme başınızın uç kısmını yani en uç kısmını iki parmağınızın arasına alarak ucu dışarı doğru çekip uzatmaya gayret edin. Bunun sonucunda meme ucunuz sertleşerek ve esneme yaparak çektiğiniz yöne doğru uzuyorsa telaş yapmayın emzirmeye uygun bir memeniz var demektir. Burada en önemli olay meme ucunun sertleşmesi ve bebeğin ağzına gelecek büyüklüğe ve esnekliğe gelmesidir. Yalnız bazı kadınların çok soğuk hava koşullarında dahi meme başları sertleşme göstermez, o zaman yapmanız gereken çeşitli egzersizlerle meme ucunun gelişmesini sağlamak olacaktır.

Bu egzersizlerin neler olduğuna bakacak olursak; meme ucunu tutarak yukarı aşağı- sağa sola hareket ettirerek, hacim kazanmasına olanak tanımaktır.

Sonraki egzersiziniz ise meme ucuna yuvarlama hareketi yapmak olmalı, gün içerisinde aralıklı olarak çekerek uzatma ve yuvarlama yaparak meme ucunun oluşmasını ve emzirmeye uygun duruma getirmeye çalışmalısınız.

Tüm bunları yaptığınız halde yine de meme ucunun sertleşerek esnemediği durumlar söz konusu olabilmektedir. Memenizden süt sağmayı sağlayan aparatların çoğu meme ucunun ortaya çıkmasında etkili araçlardır. Bu aparatları da egzersiz aracı olarak kullanıp meme ucunun çıkmasında kullanmayı denemelisiniz. Sağdığınız sütünüzü biberona koyup bebeğinizi bununla beslerseniz bir daha bebeğiniz memenizi almak istemeyebilir, dikkatli olun. Zira zorlanmadan emeceği biberonu memenize tercih edebilir. Bunun için doktorunuzdan yardım isteyerek yönlendirmesi doğrultusunda hareket etmelisiniz.

Organickid Ailesi..

KAYGILI ÇOCUKLAR!

Kaygılı olmak yetişkinlere has bir duygu sanılsa da çocuklar da en az büyükler kadar kaygı duyabiliyorlar. Hayat hakkında yetişkinler kadar deneyim sahibi olmadıklarından dolayı kaygılarını kolay atamıyorlar. Karşılaştıkları olaylar karşısında ürkek bir yaklaşımla dış etkilere karşı koyamayıp kaygılarını beslemek zorunda kalmaktalar. Bu bağlamda çocuğunuzun kaygılı halini atlatabilmesinde görev her zaman ki gibi anne babaya düşüyor.

Çocuğun kaygısının atlatılmasında ebeveynlerin tutum ve davranışları önemli rol oynamakta. Mesela karşılaştığı problemleri onun yerine devamlı siz çözerseniz kaygılarını gidermek yerine beslemiş olursunuz. Yapılması gereken çocuğunuza problemlerini çözmekte cesaretlendirici yaklaşım içinde bulunmak ve sorunlarla mücadele etmesi için fırsat tanımak, kaygı grafiğinin düşmesine neden olacaktır.

Herhangi bir olaya karşı endişe duyduğunda, onun kaygılarını arttırıcı konuşmalar yapmaktan kaçınmalı aksine cesaretini kamçılamalısınız.

Ebeveynlerden bazılarının yaptığı hata, çocuklarında çok büyük baskıya neden olan mükemmel çocuk beklentisini sık sık dile getirmesidir. Bu baskı çocukta psikolojik problemlerin startını vermek olur. Çocuğunuzdan sürekli başarı beklemek, hata yaptığında tepki göstermek kaygı ve endişelerini arttırarak ileriki yıllara biriktirmesi demek olacaktır. Oysa çocuğunuza, başarısızlığın normal bir şey olduğunu söyleyerek teselli etmek, yeteneklerini tespit edip teşvik etmek ve cesaretlendirmek var olan kaygılarını yenmekte adeta sihirli değnek etkisi yapacaktır.

Çocuklar hayattan keyif almalı ve üzerinde olumsuz duygular taşımamalı. Bunun için gerekli ortamı hazırlamak gerekir. En değerli varlığımız olan çocuklarımızın negatif duygular etkisinde oluşabilecek çöküntüye maruz bırakmayı hiçbir ebeveynin istemeyeceğini biliyoruz.  Bunun için onu sevdiği ekinliklerin içinde bulunacağı zamanlar yaratmak gerekir. Okul, sınav derken bunalan çocukların elektriğini atacak oyunları birlikte oynamaya özen göstermeli kaliteli zaman geçirmeyi hedeflemelisiniz. Sizinle vakit geçirmek onu rahatlatacaktır.

Bazen de anne babalar çocuklarına yanlış örnek olabiliyorlar. Bir olay karşısında çocuğuna endişelenmemesini söyleyip, sergiledikleri davranışlarıyla kaygının devam etmesine sebep oluyorlar. Eğer çocuğunuzun kaygılarıyla mücadele etmesini istiyorsanız, siz de kendi kaygılarınızın üstesinden gelmelisiniz.

Çocuğunuzun düzenli uyumasına sağlıklı beslenmesine ve temiz hava almasına özen göstererek iyi hissetmesini sağlamalısınız. Olabildiğince düzenli hayat yaşaması onu tüm ruhsal dengesizliklerden uzak tutmaya yardım edecektir.

ÇOCUĞUM ÇOK GEÇ YATIYOR!

Çocuğunun geç yatmasından yakınan anne babaları mutlaka duymuşsunuzdur. Yatması gerektiği halde yatağa gitmekte ayak sürüyen, uykum gelmedi, siz niye yatmıyorsunuz ya da burada uyuyacağım gibi birçok bahaneler türeten sizin de çocuğunuz olabilir.

Geç yatmak birçok çocukta uyku bozukluğuna ve bununla birlikte çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Üstelik bu durum maalesef ki oldukça yaygın olarak görülmektedir. Akşam geç yatan çocuk sabah okul vakti geldiğinde uykusunu alamadığı için kalkmak istemeyecek ailesinin zoruyla yataktan çıktığı için isteksiz ve mutsuz okula gitmek zorunda kalmaktadır, dolayısıyla da okulda performansı da düşük olmaktadır.

Bu konuda anne babaya düşen görevlerin başında koyduğu kurallarda istikrarlı olmak ve esneklik göstermemek gelir. Çocuğunuz erken yatıp kalkmayı alışkanlık haline getirebilmesinde ki en önemli etken, sizin koyduğunuz kurallarda ısrarcı olmanızdır. Direnmeden yatağa gidecek ve sabah uyanmada zorluk çekmeyecektir.

Geç yatma isteğinin altında birçok neden olabilir. Bunların başında çocuğun odasında yalnız kaldığında korku hissetmesidir. Doğal olarak korkan bir insanın uyumakta güçlük çektiğini düşünürsek sağlıklı bir şekilde uyuyamayacağını da tahmin etmek zor olmasa gerek.

Çocuk yetiştirirken yapılan bazı yanlışlıklardan birde çocuğa yaptırılmak istenen şeyleri korkutma yoluyla yaptırmaktır. Örneğin yemeğini yemezsen falan teyze sana iğne yapar, amca kızar ya da yaramazlık yaptığında polisler seni götürürler gibi psikolojik baskılar çocuğun bilinç altına yerleşerek odasında yalnız kalma ve uyumasına izin vermeyecek şekilde onu kuşatabilir. Karanlığı bir korku unsuru olarak empoze etmemek de onun uymasında önemli bir faktördür.

Bazı anne babalarda çocuklarını ne zaman uykuya dalarsa o zaman yatağına götürmeyi uygun görüyorlar. Bu tutum uyku disiplinin oluşmasına engel teşkil eder. Kendi yatağında uymayı öğrenemediği gibi bölünmüş bir uykuyla yatağına vardığında işler daha da zorlaşır. Yatağının uykusuna başlaması gereken yer olduğu konusunda bilinç geliştiremez.

Anne babalar çocuğunun uykusu gelmese dahi kurallarına bağlılıkta ciddi olmalılar. Eğer çocuğunuz uyku disiplini oluşturmak istiyorsanız yatmasını istediğiniz saatleri sıkı tutmalı ve o saatlerde evde olmaya özen göstermelisiniz. Yani akşam bir programanız varsa çocuğunuza göre kendinizi ayarlamalı uyku düzeninin aksamamasını sağlamalısınız.

Çocuğunuz yatağa giderken çok isteksiz ise ilk başlarda ona yatakta kitap okuyabilir, masal anlatabilir, sohbet edebilir ve sevdiği oyuncaklarını yanına verebilirsiniz. Sonrasında uyku disiplini kazanacak ve zorluk çekmeyecektir.

Organickid Ailesi…

BEBEĞİME HANGİ BESİNLERİ VERMEMELİYİM?

Bebek vücutlarının işleyişi, ihtiyaçları ve sindirim sistemleri yetişkinlere göre oldukça değişiktir. Bu yüzden özellikle 1 yaşını tamamlamadan beslenmelerine dikkat etmek gerekir. Özel bir beslenme modeline olan ihtiyaçları nedeniyle yetişkinlerden farklı olarak tüm gereksinimleri anne sütünde mevcuttur. Bebeklerin sağlıklı bir gelişim sürdürebilmeleri için mutlaka anne sütü veya bu mümkün değilse anne sütüne yakın bir beslenme türüne ihtiyaçları vardır. Bu sebepten dolayıdır ki özellikle 1 yaş altı bebeklerin beslenmesi hakkında bilgi sahibi olmak çok önemlidir. Çoğu zaman eskimiş, kulaktan dolma ve hatalı bilgilerle bebeğe verilen besinlerin yan etkileri ona tahmininizden daha fazla zarar verebilmektedir.

Bebeklere verilmemesi gereken besinlere birlikte göz atarak hatırlamak ve bu konuda eksik bilgilerinizi tamamlamak amacıyla konuyu masaya yatıralım istedik.

Bebeğin ihtiyacı olmayan besinleri vermek hata olmaktan öte hayati tehlike oluşturabilecek boyutlara varabilir. Bebeğinize ilk 6 ay anne sütü dışında hiçbir şeye kesinlikle ihtiyaçları yoktur. Hatta suya bile ihtiyaçlarının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz, çünkü anne sütü tüm gereksinimlerini su dahil olmak üzere karşılamaktadır. Çevreden gelen ek gıda önerilerine aldırış etmeden bebeğinize anne sütünü içirmek, gelişimi için yapılabilecek en doğru beslenme şeklidir.

Altı ayını dolduran bebeğinize doktorunuzun yönlendirmesiyle ek gıda geçebilirsiniz ama bunlar sadece anne sütünü ek olarak verilmeli, yani anne sütüne devem edilerek verilmelidir. Bu dönemde bebeğinize inek sütüyle hazırlanmış ya da sadece inek sütü olan besinleri vermekten kaçının. Çünkü inek sütü insan yavrusu için değil ineğin kendi yavrusunun ihtiyaçlarını içeren bir besindir, bu nedenle 1 yaş altı bebeklerin vücuduna ağır gelen bir gıdadır. Aslında inek sütünün yetişkin insanlar için dahi faydası olmadığı yönünde bulgulara rastlanmış fakat kesin bir sonuca bağlanmamış bir araştırma konusudur.

1 Yaş altı bebeklere verilmemesi gereken maddelerden biride tuzdur. Anne sütünün sahip olduğu içerik ve altı aydan sonra alacakları ek gıdalar, tuzu bünyesinde barındırdığı için ilave tuza ihtiyaçları yoktur.

Bebekler için yasaklı olan diğer bir besin de baldır ve yaşamsal tehlike içerir. Bir yaşına kadar bebeğinizin menüsünde olmasına izin vermemelisiniz. Ayrıca tüm bunlara ilave bebek beslenme uzmanları çikolata, kakao, kuruyemişler, yumurta akı, ve çileğin de bebeklerden uzak tutulması görüşünde hemfikirler.

Sağlıklı bebekler büyütmek dileği ile…

Organickid Ailesi.

BEŞİK SEÇİMİNDE GÜVENLİK FAKTÖRÜ

Bebeğinizin doğumu ile birlikte hastaneden eve geldiğinizden itibaren bebeğiniz ilk altı ay sizinle aynı odada ama kendi beşiğinde yatmasının gerekli olduğunu belirten uzmanlara göre bebeklerin anne koynunda yatmaması ve bunun birçok tehlikeleri beraberinde getirdiğini belirtiyorlar.

Elbette ki bebeğin gelişimi için sağlıklı ve deliksiz bir uyku uyuması çok önemlidir. Ancak uyumanın dışındaki zamanlarını geçireceği beşiğinin güvenliği de bir o kadar önemlidir. Bebekler doğumdan itibaren annesinin her an gözetiminde olması gerektiğinden özellikle ilk altı ay annesinin yanında kendi beşiğinde uyumalıdır. Annelerinin koynunda yatan bebeklerde görülen ölüm sebeplerinin çoğunluğu birlikte yatmaktan kaynaklanmaktadır. Çoğu zaman anneler bebeklerini kendi yanlarına yatırmak isterler. Eğer bu şekilde halen yatmaya devam ediyorsa dahi, bebeğinizin yatağını ayırmakta gecikmiş sayılamazsınız, ten kokunuzun sindiği bir çarşafı beşiğine serdiğinizde kısa zamanda alışacak o da siz de rahat edecektir.

Doğru bilinene yanlışlardan biri de sırt üst yatırılınca kafası düz olur inanışıdır. Bebek kendi beşiğinde sırtüstü yatırılmalı ve pozisyon değişikliği için müdahale edilmemelidir. Zaten kendisi başını otomatik olarak sağa sola başını çevirecektir.

Bebek beşiği seçiminde güvenlik ön planda olmalı dedik ya, işte bunun için olması gereken tüm kriterler şöyle olmalıdır:

  • Güvenlik
  • Konfor
  • Taşınabilirlik
  • Fonksiyonellik
  • Fiyat

Bebeğin yatağı gözetim yapmanıza uygun yani taşınabilir özellikte olmalıdır. Hafif malzemeden üretilmiş olanları tercih ettiğinizde taşıma işi kolaylaşacaktır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken şey beşiğin hafif olmasından dolayı yapısının devrilmeye müsait olup olmadığıdır. Bu nedenle taşınabilir beşik alırken malzeme, montaj ve duruş kalitesine çok dikkat etmemiz gerekir. Ayrıca beşiğin iç yan kısımlarının koruma minderleriyle kaplanması, parmaklıklarla yaşanabilecek olası sorunları önlemek açısından çok önemlidir.

Bebeğinizin yatağına oyuncak, gereksiz süslemeler veya işlevsiz yastıklarla doldurmamaya özen göstermelisiniz. Üzerine örteceğiniz battaniye pike örtülerin hava sirkülasyonuna izin veren cinsten olması da sağlığı açısından önemli bir konu olup ağır yorganlar kullanmaktan kaçınmalısınız.

Organickid  Ailesi…

ANNE SÜTÜ NEDEN DEĞERLİDİR?

Yazılarımızda sık sık anne sütünü işliyoruz. Bunu bu kadar sık işlememizin sebebi anne sütündeki değerlerin anlaşılmasında daha çok kişiye ulaşabilmek ve her geçen gün yeni bir değeri keşfedilen bu değerli besin hakkında bildiklerimizi sizinle paylaşmaktır.

Bebeğin doğumundan itibaren en az 3 ay sağlıklı büyüyebilmesi için ihtiyaç duyduğu tüm temel gıdaların karşılanabilmesi anne sütüyle olur. Bu nedenledir ki annelerin dengeli ve sağlıklı olması gerekir. Beslenmesine dikkat ederek haftada en 1 kez balıkla beslenmesi, mevsiminde olmak şartıyla taze sebze ve meyvelerden yeterince tüketmesi, vitamin, mineral gibi temel elementlerden ve yağ asidinden zengin gıdaları tüketmesi gerekmektedir.

Anne sütünü bu kadar değerli yapan bileşenler nelerdir diye maddeleyelim:

  • Tüm önemli besinleri içerir
  • Omega-3 ve 6 yağ asitlerini barındırır
  • Doğal laktik asit kültürleri içerir
  • Bebek için gerekli besleyici lifleri bünyesinde barındırır
  • Değerli koruyucu bileşenlerle bebeğe yüksek koruma sağlar

Beyin sinir sistemi ve görme gelişimi için gerekli Omega-3 ve 6 yağ asitlerinin anne sütündeki varlığı, bebek için yaşamsal değerdedir. Bu yağ asitleri, doymamış yağ asitleri olup, sağlıklı gelişim için son derece önemli fonksiyonlardır ve anne sütünün bileşenlerinde mevcuttur. Omega-3 yağ asidi bebeklerin beyin ve sinir hücrelerinin gelişiminde son derece önemlidir.

Özellikle ilk iki yılında beyin gelişiminin belli bir oranı olgunlaştığı için, Omega-3 yağ asitlerinin düzenli emilimi gerekir, buna istinaden bir bebeğin günlük enerji alımının % 0.5’i Omega-3 yağ asitleri tarafından karşılanmakta olduğu düşünülürse anne sütün değeri ortaya çıkmaktadır.

Doğal laktik asit kültürlerine gelince, anne sütünde emzirilen bebeklerin sağlıklı bir bağırsak florası geliştirmesine yardımcı olacak çeşitli laktik asit kültürleri bulunur. Anne sütündeki koruyucu laktik asit kültürlerini, bebeklerine anneler emzirme yoluyla iletirler. Böylece doğal koruyucu kültürler bağırsakta kalır ve burada istenmeyen veya zararlı bakterilerin yayılmasına engel olurlar. Emzirilen bebeklerde bağışıklık sisteminin %70’i bağırsakta olduğu için özel bir koruyucu kabuk oluşturularak bebeğe kalkan görevi yapar. Böylelikle bebeğin sağlıklı bir bağırsak florasına sahip olması sağlanır.

Daha birçok yararlarının bulunduğu anne sütüne tüm bebeklerin hakkı vardır diyoruz.

Organickid Ailesi…