ÇOCUĞUNUZ MEYVE YEMİYORSA!

Meyveden hoşlanan çocuk pek nadirdir, zorla yedirmezseniz akıllarına dahi gelmez meyve yemek. Oysa içerdikleri vitaminler olsun antioksidanlar olsun mutlaka yemeleri gerektiği için bir yolunu bulup meyveden almaları gereken faydaların vücutlarına girmeleri gerekir.

Yeteri kadar meyve ihtiyacını karşılayamayan çocukların daha sık hasta oldukları bilinmekte, özellikle de vücut direncinin yüksek olması gereken kış mevsiminde. Peki çocuklara kendiliğinden meyve tüketmelerini sağlayacak bir yol var mıdır? Cevabı; evet!

Çocuklar ailedeki kültürün bir parçası olan ortak damak tadına sahip olarak büyürler. Hep birlikte sevilerek yenen yemekler, çocukların için ileriki yıllarında da lezzet tercihleri için belirleyici olacaktır.  Onun içindir ki her ailenin hatta her milletin kendi damak tadları vardır. Türk Mutfağı, Çin Mutfağı, Fransız Mutfağı diye kavramların oluşmasının sebebi budur.

Çocukların neden meyveyi sevmedikleri sorusunun cevabı belli aslında . Çünkü bizim kültürümüzde meyve yemek masasına getirilmiyor. Meyve, yemekten sonra bazı zamanlar yenen rutin olmayan yiyecekler gibi görüldüğü için çocuklar meyve ile istenilen iişkiyi kuramıyorlar. Ana yemek sınıfına girmeyen meyve, soyulup getirilmeye üşenilen, yenmese de olur mantığı güdülen yiyecekler sınıfına giriyor maalesef ki. Böylelikle meyve yemek konusunda çocuklarımızın bilinçaltına olumsuz mesaj göndermiş oluyoruz.

Çocukların meyve yemeleri konusunda ilk olarak yapmamız gereken meyveyi sürekli görebilecekleri masada yerini almasını sağlamak, ara ve ana öğünlerde başta siz olmak üzere onlara örnek olarak meyve tüketmek ve tükettirmek olmalıdır. Bundan vazgeçmemelisiniz ve yemek kültürünüze eklemelisiniz ki çocuğunuz da buna alışarak hayatı boyunca meyveyi yiyecek listesine ekleyebilsin.

Meyveleri eğlenceli ya da ilgi çekici sunumlarla masaya koyabilir, onun dikkatini çekebilirsiniz. Örneğin muz, kivi gibi meyveleri eğlenceli şekillerde kesip kürdan batırarak önlerine koyun, ilgilendiklerini göreceksiniz, ya da elmayı rendeleyerek üzerine tarçın ve bal gezdirerek ortaya getirebilirsiniz. Meyvenin fiziksel özelliklerine göre daha farklı sunumlar hazırlamak size kalmış.

Bunların yanısıra meyveleri yemenin gerekli olduğu vurgusunu sık sık yapıp örnek oluşturarak sizin de yemeniz etkili olacaktır.

Organickid Ailesi.

ÇOCUĞUNUZA EĞLENCELİ MENÜLER HAZIRLAYIN!

Çocuklar ister okula başlamış olsunlar isterse okul öncesi eğitim döneminde olsunlar hiç fark etmez, eve mutlaka acıkmış halde gelirler. Sürekli enerji tüketmeleri onları her zaman atıştırmalık bir şeylerin arayışı içine sokar.

Tam da bahar aylarına girdiğimiz şu günlerde bahar yorgunluğu denen dönemin ağırlığını atmak için de neşeli, sağlıklı ve eğlenceli atıştırmalıklarla onları mutlu etmek eminiz ki annelerin de mutluluğu olacaktır. Öyle şeyler hazırlamak gerekir ki hem kaybettiği enerjiyi yerine koysun hem de akşam yemeğine iştahı kesilmesin.

Şimdi çocukların hırçınlıklarını mutluluğa dönüştürecek, beklentilerine cevap verecek eğlenceli ama bir o kadarda sağlıklı atıştırmalıklara göz atıp nasıl hazırlandıklarına bakalım;

Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış ekmek arası:

Lif yönünden zengin, lezzetli bu atıştırmalık, içeriğini sevdiği yiyeceklerle zenginleştirmek onu tanıyan annesi olarak sizin becerinize kalmış. Hangi çocuk eve geldiğinde bu kadar lezzetli bir yiyecekle karşılanmak istemez ki 🙂 Çocukların büyük bir çoğunluğu annelerinin programlı oluşundan hoşnutturlar, herhangi bir program değişikliğinde farkı hemen anlayıp neden olmadığını sorgularlar. Yani demek istediğimiz onları böyle güzel atıştırmalıklarla karşılamanıza, belli etmeseler de bayıldıkları kesindir:)

Uğur böcekli kanepeler:

Çavdar unu ile hazırlanmış tuzlu bisküviler üzerine krem peynir ya da süzme yoğurt sürüp üzerine görseldeki gibi kesilen domates siyah zeytin ve biberiye dallarından oluşan uğur böcekleri yapıp neşeyle yemesini sağlayabilirsiniz.

Çilekli kızarmış ekmek dilimi:

Ekmek kızartma makinesinde kızartacağınız ekmek diliminin üzerine ince bir tabaka labne sürüp daha sonra küp küp doğradığınız (mevsim meyveleri de olablir) çilek ve şeftalileri koyduktan sonra, üzerine muhteşem aromasıyla ince kıyılmış taze nane yapraklarıyla süsleyerek sunacağınız harika bir atıştırmalık çocuğuınuz için sürpriz tadında olacaktırJ

Enerji ve vitamin deposu çikolatalı elma halkası:

Hem göze hem mideye hem de sağlığa hitab eden elmalı halka için önce bir elmayı rendeleyip bal ve bir tutam tarçınla karıştırıp püre hazırlayın. Halka halinde kesip ortasından çekirdeklerini çıkardığınız elmanın üzerine hazırladığınız püreyi yayarak sürün. Çikolata parçacıklarını ve rendelenmiş hindistan cevizini görsellik ve cazibe merkezi olarak kullanabilirsiniz. Çocuğunuzun vitamin deposunun bu şekilde sunumuna kayıtsız kalması çok zordurJ

Şimdiden afiyet olsun..

Organickid Ailesi.

AİLEDEKİ STRES ÇOCUKLARI NASIL ETKİLİYOR?

Stres büyük küçük herkesi olumsuz yönde etkileyen, çağımızın vebası bir hastalık. Hastalık diyoruz ama tedavisini kendimiz uygulayabileceğimiz bir rahatsızlık.

Aile içinde yaşanan stresi çocuklar daha yoğun olarak yaşar ve etkileri daha yıkıcı olabilir. Bu yıkıcı etkiler kâbus görme, altını ıslatma, agresiflik, yalana başvurma, mide rahatsızlığı, iştahsızlık, diş gıcırdatma, okul başarısında düşüklük, içine kapanıklık gibi rahatsızlıklar halinde kendini gösterebilir.

Her ailenin stresli dönemleri olabilir, yaşadığımız çağda bu durum normaldir, anne babanın bazı faktörlere dikkat ederek çocukların bundan en az seviyede etkilenmelerini sağlamak mümkündür.

Çocuklar üzerinde çok olumsuz etkiler bırakan ailesel streslerin en önemlileri, çiftlerin boşanması, ailedeki birinin işini kaybetmesi, maddi zorluklar, fiziksel ve duygusal şiddet, evde sürekli yaşanan kavgalar, sevilen birinin kaybı, yeni kardeşin eve gelişi ve çevre değişikliğidir.

Çocukların bunlardan başka stres yaptıkları diğer bir önemli konu ise anne babasıyla yeterince vakit geçirememelerinden kaynaklanmaktadır. Çocuktaki stresin etkilerini anlamak için davranışlarındaki sıradışı değişiklikleri fark edip gözlemlemek gerekir.

Çocuğunuzun tepki vermeyeceğini sandığınız bir olay ya da yorumlara duygusal tepkiler vermesi sizin için belirleyici olacağından dikkat etmeniz gerekir. Mesela; “sofra hazır haydi yemeğe gel” diye seslendiğinizde ani bir çıkışla “hayır, gelmeyeceğim” deyip sizi şaşırtabilir ya da parka gitme teklifinize gitmek istemediğini söyleyerek beklemediğiniz bir cevap verebilir. Bu sıradışı davranış şekillerinin altında yaşadığı stres olabilir. Strese maruz kalan çocuklar diğer çocuklara karşı hırçın davranabilir, ısırabilir vurabilir, iteleyip kakalayabilir.

Aile içindeki stresin olumsuz etkilerinden çocuğu nasıl korumalı?

Anne babanın yapması gerekenlerin başında çocuğun önünde yapacakları konuşma ve tartışmalarına ya da çocuğun o konuşmalar sırasında öğreneceği bilgilere dikkat edilmelidir. Eğer bu diyaloglar sağlıklı ve üretken bir platformda geçiyorsa, çocuğunuzun da olayları ya da hayata dair kararlarda anne babasının sorun çözme sürecine şahitlik etmesi, onun gelişimine katkı sağlacaktır. Ama yine de dikkat edilmeli, öğrendiklerini ya da alınan kararları yetişkin birey gibi yorumlayamayacağı için bunun seviyesi konusunda hassas olmak gerekir.

Çocuğunuzun stresle baş etme sürecine yardım etmeli, onun fikirlerine değer vererek dinlemelisiniz. “Sen anlamazsın” ya da “sen karışma” deyip onu dışlamayın, onu küçük görüp göz ardı etmeyin. Hissetiklerini kolay anlatabilmesi için kendini ifade edecek kelimeler konusunda destek vererek onu cesaretlendirin.

Yanlış duygu ve düşüncelere odaklanmaması için onunla konuşun, doğru davranışlarında övgülerinizi esirgemeyin, manevi olarak ödüllendirin.

Onu anlayabilmek için masal, resim ve hikayelerden yardım alın. Örneğin çizdiği resimdeki olumsuz bir görüntünün sebebini sorup ne anlama geldiğini sorarak duygularını öğrenin.

İletişimin doğru olduğu ailede her sorunun aşılacağına inanıyoruz…

Organickid Ailesi.

TEMİZ HAVANIN VE GÜNEŞ’İN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Bebeklerin sağlıklı büyüyüp gelişebilmeleri, fiziksel ve duygusal olarak dengeli aynı zamanda yeterli düzeye erişebilmeleri için açık ve temiz havaya ihtiyaçları vardır. Açık, güneşli ve temiz havada yapacakları hareketlerin olumlu etkileri bir hayli fazladır.
Uzmanlar açık ve temiz havanın kemik ve doku gelişimi için son derece gerekli olduğunu, bundan dolayı sık sık güneşli havadan bebeklerin ve çocukların faydalanmalarını öneriyorlar. Bebeklerin rahitis denilen ve D Vitamini eksikliğinde görülen hastalıktan korunabilmeleri için güneş ışığına ihtiyaçları vardır. ( Rahitis, büyümekte olan kemikte, D vitamini eksikliğine bağlı kemiğin mineralizasyon eksiliğidir) D vitamini, bağırsaktan kalsiyum ile beraber fosfor emilimini artırır, kemiklerde kalsiyumun depolanmasını ve mobilizasyonunu sağlar. D Vitamininin ise vücutta işlem görmesi için güneş ışığına ihtiyaç olduğu malumdur.
Bebeklerin yaz günlerinde güneşin ışınlarının dik olarak geldiği zamanlarda değil de 11 ve 15 saatlerinin dışında kalan zaman diliminde güneşten faydalanmaları uygundur ve ilk güneşlendiği günün zamanı kısa tutulup gittikçe artan zamanla güneşlendirmelidir. Çocuklar için trafiğe kapalı park ve bahçelerde açık ve temiz havanın muhteşem etkilerinden yararlanmaları için zaman buldukça imkân yaratılmalıdır.
Daha derinlemesine inip açık ve temiz havada güneş ışığının bebek ve çocuklar için mucizevi dokunuşlarına birlikte bakalım:
• Fiziksel gelişimleri için gerekli olan D Vitamini ihtiyaçlarını karşılarlar.
• Açık havada taze oksijen alırlar.
• Açık ve geniş alanda istedikleri gibi hareket etme özgürlüğünü yaşayarak özgüven pekiştirmesi yaparlar.
• Evde kısıtlanan seslerini istedikleri gibi kullanır , bağırarak kahkahalarla açık havanın tadını çıkarırlar.
• Doğadaki olayların, otun böceğin farkına varırlar. Bir karınca yuvasını keşfederek onları oyununa dahil edip hayal dünyasını geliştirme imkanı yakalarlar. Aniden yağan yağmurun toprakta oluşturduğu kokuyu hissederler. Bir arının çiçekten bal almasına şahitlik edebilirler. Bir kedi yavrusunu izleyip onun oyununa katılabilir, onunla koşturarak hayvanlarla iletişim kurma yolunda ilk adımlarını atabilirler. Kısacası açık hava ve doğanın, dünyayı keşfetme yolunda katkılarına olanak tanımış olurlar .
Organickid Ailesi…

ÇOCUĞUNUZU BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN

Bebeğin daha dünyaya geldiği ilk günden itibaren kıyaslanma çilesi başlar. “Senin bebeğin kaç kilo doğdu, benimkinin boyu şu kadar, seninki meme emiyor mu, onunkinin gece uykusu çok iyiymiş”… Bu soru ve cevapların ardı arkası kesilmeden bebekler kıyaslama bombardımanına tutulur. Oysa bu kıyaslamanın negatif etkileri ömür boyu sürüyor.

Bebeklikten çıkıp çocukluğa ilk adım attığından itibaren ise hepimize tanıdık gelen kıyaslamalar başlar. “Bak kuzenin nasıl yemeğini bitiriyor, bak ağabeyin odasını nasıl topluyor, biraz örnek al ablanı, Ayşe teyzenin oğlu ne kadar uslu sen neden öyle değilsin” gibi cümlelerin yıkıcı etkisinin seviyesi sanılandan daha yıpratıcıdır.

Ebeveynleri tarafından kıyaslanmaya maruz kalan çocuğun, maalesef ki duygusal olarak gelişimleri, beklentilerin altında kalıyor ve özgüvenlerinde ciddi düşüş gözleniyor.

Çocuğun yaşı ilerledikçe kıyaslamanın boyutu da artıyor. “Ben senin yaşındayken…” diye başlanan cümlelerin ne kadar sık kullanıldığıyla orantılı olarak çocuğun psikolojisindeki deformasyon değişiyor.

Çocuktaki beklenen davranışla, görülen davranış arasındaki farkın dile getirilmesine ve örnekleme gösterilmesine kıyaslanma denir. Her ebeveyn çocuğunun olumlu ve beğenilen niteliklere sahip olmasını ister, ama bazı anne babanın beklentileri çocuğun yeterlilik düzeyinin çok üstünde olur. Çocuğunun sosyal hayatında kusursuz, okul hayatının mükemmel olmasını, falanca kişi gibi olması gerektiğini sürekli dile getirerek duygusal baskı yaparlar farkında olmadan.

Anne babalar çevrelerinde kendi çocuklarından daha başarılı çocukları gördükçe,  kendi çocuklarını yetersiz görüyorlar. Ve çocuklarının zayıf yönlerini kuvvetlendirme eğilimine giriyorlar. Kendi çocukluklarındaki eksik kaldığını düşündükleri özellikleri abartarak çocuklarında görmek istiyorlar. Çocuğunu motive edeceğini düşündüğü, başarılı çocuklarla kıyaslamaya girişiyorlar. Bu durum genelde sanılanın aksine çocukta motivasyon düşüklüğüne sebep oluyor.

Devamlı kıyaslamaya maruz kalan çocuk kendini yetersiz ve değersiz hisseder. Ve bunun sonucunda mutsuzluk, kıskançlık, öfke, hırçınlık, küsme gibi davranışlar ortaya çıkar. Kıyaslanmanın etkisindeki çocuk sorumluluk almaktan kaçınır çünkü zaten başarılı olamayacağını, yine başkasının bunu daha iyi yaptığını duyacağını sanır. Ya da kendi yaptıklarının daha iyi olduğuna dikkat çekmek için başkalarını küçümseme, alay etme, agresiflik ve uyumsuzluk gibi davranışlar sergileyebilir.

Kıyaslama yerine…

Kıyaslama yerine her yaptığından başarı beklenmemeli, başarısızlığında ise aşağılanıp yüzüne vurulmamalı. Ona her koşulda yanında olduğunuzu, sevildiğini ve asla reddedilmeyeceği algısını vermelisiniz. Örneğin sınavdan düşük not aldığında, endişelmemesi gerektiğini zayıf yönlerini bulup düzeltebilecek yetkinliğe sahip olduğunu, yardıma ihtiyacı olduğunda yanında olduğunuzu belirtin, böylece yalnız olmadığını anlayacak ve sorunu bulup çözmeye yönelecektir.

Organickid Ailesi..

BIRAKIN ÇOCUKLAR YARAMAZ OLSUN!

“Çocuğum otur, yapma, bağırma, etrafı kirletme, odanı topla, koşma, oyuncaklarını etrafa saçma…”… Bu komutlar uzayıp gidebilir. Sürekli bu komutları siz duysanız neler hissedersiniz?

Çocuğunuz için çevrenizden gelen yorumlar; “ne kadar akıllı ne kadar uslu ya da ne kadar da söz dinliyor” şeklindeyse, mutlu olursunuz herhalde. Her anne baba için çocuğu hakkında övgü dolu sözler duymak çok hoştur, gurur duyulacak bir durumdur.

Otur deyince oturan, kalk deyince kalkan, yapma deyince yapmayan çocuk sizce gelişimi normal olan bir çocuk mudur? yoksa endişe edilmesi gereken bir çocukmudur?

Uzmanlara göre çocukların kıpır kıpır olması, merak eden, araştıran, soru soran hareketli olmaları gerekir. Bunları yaparken de haliyle ‘’yaramazlık’’ yapmaları gerekmektedir. Yine uzmanlara göre akıllı çocuk diye birşey olmadığı, yanlış eğitim verilmiş, gelişiminde yolunda olmayan birşeylerin olduğu çocuk vardır, denilmektedir.

Anne baba olarak çocuğunuzu baskıcı bir eğitimle terbiye etmek, onun karakterini değiştirmeye zorlamak çocuğu içine kapanmaya, özgüven eksikliğine ve kendi başına karar verme yeteneğinin gelişmemesine yol açacaktır.

Bunun yerine çocuğunuzu daha bebeklikten itibaren onu çok iyi tanımaya, dinlemeye, yeteneklerinin farkına varıp zayıf yönlerini, zaaflarını keşfetmeye yönelik yaklaşım sergilemeniz, onun kendinden emin, özgüveni yüksek, kendini ifade edebilen bir birey olarak gelişimini sürdürmeye yöneltecektir.

Bundan dolayıdır ki bırakın çocuklarınız kıpır kıpır olsunlar. Çok soru sormalarından rahatsız olmaktansa bıkmadan cevaplamalısınız, yanlış yaptıklarında tecrübe kazanmalarına izin verip bundan ders çıkarmalarına, doğruyu kendi deneyimleriyle bulmalarına fırsat vermeli, doğru davranışlarında onları överek bu hareketlerini pekiştirmelisiniz.

Neşeli kıpır kıpır çocuklarla hayatın çok daha güzel olduğuna inananlardanız…

Organickid Ailesi.

ÇOCUKLARA ÖZEL DOĞUM GÜNÜ HAZIRLAMANIN İNCELİKLERİ

Doğum günü çocuğunun annesi olmak o kadar da kolay bir iş değildir. Çocuğunuz 3 yaş ve üstüyse onun ve sizin için heyecanınızın yüksek olduğu bir gündür. Onun anılarına yazdıracak bir doğum günü kutlaması hazırlamak için tatlı bir telaş sarar sizi. Çocuk açısından da sürprizlere hazırlıklı olmak, nasıl bir gün geçireceğine ve ne hediyeler alacağına dair merak duygusu, günlerini kuşatmış durumdadır.

Eğer kalabalık bir listeyle doğum günü kutlama daveti veriyorsanız hem çocuğunuz hem misafirleriniz için lezzetli tariflerin oluşturduğu kusursuz bir sunumla hazırlanan menüyü şık bir masada ikram etme planları yaşayacaksınız demektir. Bu özel günün yılda birkez olması o günü daha da değerli kılar. Gerçi anneler için çocuğuyla geçirdiği onun varlığını hissettiği her anın özel ve değerli olduğunu söylemeye gerek yok düşünüyoruz J

Çocuklar için hazırlanan doğum günü partileri genellikle gündüz vakti yapılır. Bundan dolayı hem çocukların sevecekleri hem de gelecek olan annelerin damaklarına hitap edecek menü hazırlamak gerekir. Çocukların bayılarak yiyecekleri doğum günü pastasının yanısıra üzerine eğlenceli figürlerin bulunduğu kavanozlar içinde rengarenk şekerlemeler, mısır cipsleri, ayıcık, aydede…vs temalı kurabiyelerle şeker hamuruyla yapılmış ve de hayal gücü katılmış kurabiyeler onları masanın etrafında toplamaya yetecektir.

Konuk anneler için ise fıstıklı dolmalar, peynirli börekler, poğaçalar ve hafif tatlılar harika seçimler olacaktır.

Şayet sevimli çocuğunuzun doğum günü partisini akşam düzenlemek istiyorsanız menüyü biraz değiştirmek daha doğru olacaktır. İşten çıkıp gelmiş beyler ve hanımların konuk olabileceği varsayımını göz önünde tutmalısınız. Çocuklar için aynı menüyü hazırlayabilirsiniz ama yetişkinler için biraz daha ağır yemekler olabilir yemeklerin yanısıra patatesli köfteler, patlıcanlı börekler de menüye eklenebilir.

Meyve salatalarını şık sunumlar halinde yaratıcılığınızla birleştirerek çocuğunuzun doğum gününü unutulmazlar arasına yazdırabilir, kusursuz ve eğlenceli bir gün geçirmeyi sağlayabilirsiniz.

Önemli olanın çocuğunuzun ve sizin mutluluğunuzu dostlarınızla paylaşmak, hedefinizin birlikte güzel anılar biriktirmek olduğunu unutmamaktır.

Tüm çocukların geleceğinin mutlu olması dileği ile…

Organickid Ailesi.

BEBEĞİNİZ İÇİN ALTERNATİF EK GIDALAR

Çalışan ve bebeği olan anneler için yavrusuna yeterli zaman ayıramama kaygısı her zaman vardır. Ama biraz bilgi, biraz yaratıcılık ve pratiklikle her annenin yapabileceği, içine sonsuz sevgisini katabileceği sağlıklı mamalar, yemekler ve çorbalar hazırlamak mümkün. Üstelik evde hazırlandığınız yemeklerle bebeğinizin daha iyi beslenmesinin yanı sıra ona sağlıklı beslenme alışkanlığı da kazandıracağınızdan da emin olabilirsiniz.

Bu düşünce doğrultusunda Organickid Ailesi olarak sizin yaratıcılığınıza ilham verebilmek amacıyla hem biraz bilgi hemde bir tarif paylaşalım istedik. Ek gıdaya başladığınız zaman yaralanabileceğiniz bir tarife geçmeden önce 6.aydan itibaren verebileceğiniz sebzelerden olan bezelye hakında biraz bilgi ve sonrasında bezelyeyle yapılmış bir tarifi bebeğiniz için hazırladık.

Tam da mevsiminin olduğu taptaze ve yemyeşil bezelyelerin tezgahları süsülediği mevsimdeyiz. Bezelye içerdiği protein,karbonhidrat, A Vitamini, C Vitamini demir, kalsiyum bakımından zengin ve değerli bir besin kaynağı olarak bebeğinizin ek gıda ihtiyacının karşılanması için iyi bir yiyecek türüdür. Bebekleri meyveden önce sebzeyele tanıştırmak daha avantajlıdır, çünkü meyvenin tatlı lezzetinden sonra, sebzeyi tanıması çok da başarılı bir buluşma olmayacaktır.

Bebeğiniz için seçeceğiniz bezelyenin taze ve parlak yeşil renkte olmasına dikkat etmelisiniz. İşlenmiş ve kutulanmış olanları tercih listenizde bulundurmayın. Bezelye yapısı itibariyle hafif tatlı, pişmesi kolay, pratik yapıma uygun ve besleyici değeri yüksek bir sebze olduğu için bebeğinizin menüsünde rahatlıkla yer alabilir.

Bebeğiniz altı ayı doldurduğunda üç malzemeyle, çok vaktinizi almayacak bir çorba yapabilirsiniz. Bir çay bardağı taze bezelyeyi  ve bir küçük havucu soyarak, küçük bir tencerede iki su bardağı suda 20 -25 dakika haşlayarak yumuşayana kadar pişirin. Sonrasında süzgeçten geçirerek içine bir tatlı kaşığı kadar labne peynirini ilave edip yedirebilirsiniz.

Bebeğimizin sindirim sistemi katı gıdaya alıştıkça daha koyu bir püre hazırlayabilir, 12. aydan sonra ise bu çorbayı et suyuna katılır, içine ayrı zamanlarda olmak üzere tahin, süzme yoğurt,  bir çorba kaşığı kadar az yağlı kıyma,  ekleyebilir ona farklı bir lezzetler tattırabilirsiniz.

Organickid Ailesi…

1 YAŞINI AŞMIŞ BEBEKLER İÇİN MAMA TARİFLERİ

Bebeğiniz bir yaşını doldurdu ise zaman ve emek isteyen süreci geride bırakarak masaya hep birlikte oturma zamanı gelmiş demektir. Üstelik evde bebeğinizin ablası veya abisi varsa onların da yemekten keyif alacağı tarifleri uygulama zamanı da gelmiş demektir.

Bebeğinize 12 – 19 ayları arasında bal gibi, yumurta beyazı gibi alerjen gıdaları ufak ufak deneyerek test edebilirsiniz. Eğer alerji eğilimli bir bebekse, doktorunuzun önerilerini dikkate almanız iyi olacaktır. Artık bebeğinizin sizinle aynı yemeği paylaşması ile aile damak tadının yerleşmesi de gerçekleşmeye başlayacaktır. Sizin sevdiğiniz şeylere yavaş yavaş bebeğiniz de alışacak ortak yemek kültürünüz meydana gelmeye başlayacaktır.

Bir yaşını geçmiş bebeklere menüler

  • Sebzeli kıymalı kuskus: Makarnanın her türüne bayılan çocukların kuskus çeşidini de seveceğinden eminiz. Kıyma ile zenginleştireceğiniz kuskusa istediğiniz sebzeyi ilave etme şansına sahipsiniz. Tarife bir göz atıp çocuklarımızın beğenisine sunalım.

250 gr kuskus, 5 adet arpacık soğan, 1 adet soğan, 1-2  diş sarımsak, 200 gr kıyma, 1 adet patlıcan, bir tutam maydanoz, tuz, bir kahve ficanı sızma zeytinyağı.

Kuskusu tuzlu suda haşlarken başka tencerede zeytinyağı ilave edilmiş kıymayı soteleyelin, daha sonra soğan ve sarımsağı ilave ederek sotelemeye devam edin. Küp küp doğranmış domates ve patlıcanı ilave ederek pişirin. Haşlanan kuskusun suyundan 1 kahve fincanı kadar kıymalı karışıma döküp iyice pişmesini sağlayarak, haşlanan kuskusları da ilave edip maydanozla servis edebilisiniz.

  • Sarımsaklı elmalı çorba: Mevsim geçişinin olduğu şu günlerde soğuk algınlığı ve gribe karşı direnç sağlayan bir çorba tarifini uygun bulduk.

1 Adet soğan, 5-6  diş sarımsak,2 yemek kaşığı pirinç, 2 adet organik misket limonu, 2 adet yeşil elma, 1-2 adet havuç, yeşil nane, kekik sızma zeytinyağı, tuz, 5  su bardağı su.

Tencereye soğanı sarımsağı incecik doğrayıp, zeytinyağını koyarak soteleyin. Küp küp doğradığınız havuç ve elmaları ilave ederek baharatlarını ve tuzunu atın. İyice yıkayıp ince dilimlediğiniz limonları da atıp bir iki tur çevirmenin ardından 5 bardak suyunu (et suyu da olabilir) ilave ederek pişmeye bırakın. Kaynadıktan 5 dk. sonra limon dilimlerini çıkarıp pirinci ilave ederek kıvam alana kadar yaklaşık 10 dk pişirin ve dinlenmeye bırakın. İnce kıyılmış yeşil nane ile servis edin.

KIZ ÇOCUKLARINDA MAKYAJ TEHLİKESİ

Günümüzde kız çocuklarında giderek yaygınlaşan makyaj yapma, kadınımsı görünme isteği maalesef ki istenmeyen boyutlara gelmiş durumda. Karamsar bir tablo çizmek istemeyiz ama bu konu ebeveynlerin yaklaşımlarıyla birebir alakalı bir konu.

Hiç düşündünüz mü, kozmetik malzemelerinin kız çocuklarımızı nasıl etkilediğini? Her kız çocuğunun annesini örnek alarak süslenmek istemesi olağan bir durum ama sınırları ve yaklaşımlarınızın doğru olduğu sürece tabii ki. Günümüzde kız çocuklarının bu ilgisi ve isteği eski masumuyetini yitirmeye başladı. Kadınsı görünmeyle, minik kız çocuğunun kendine has süslü püslü giyim kuşamını karıştırmamak gerekir. Mesela kız çocuklarının saçlarını kuaförde taratmak, okul törenleri veya bir yakınınızın düğün merasiminde ağır makyaj yaptırmak ebeveyn olarak onu bu konuda cesaretlendirmek anlamına gelir. Bırakın, minik kızınız olması gerektiği gibi çocukça süslü püslü olsun. O aradaki ince çizgiyi aşıp aşmamasında sizin yaklaşımınız belirleyici olur.

Kız çocukları ortalama üç yaşında cinsiyetlerinin farkına varmaya başlarlar. Kendi cinsi olan anneyle rekabete başlarlar. Ve bir iki yılın ardından rol model olarak gördüğü annesiyle özdeşim kurar. Kendi cinsinin rollerini benimserler.

Bu yaştaki kız çocuklarının topuklu ayakkabı giyme, etek ve elbise giyme, makyaj yapma isteği olur ve bu annesine özenme isteği olarak görülür.

Ancak ne yazıktır ki günümüzde kadın vücudu bir meta olarak görülmekte, televizyonda bakımlı, makyajlı, ince ve düzgün vücutlu şık giyimli kadınlar boy göstermekte ve bütün bunlar bir tüketici oluşturma çabasıyla yapılmaktadır. Daha çocuk yaştakiler bile tüketici kapsamına alınmakta, makyaj sektörünün pazarlama çarkının içine çekilmek istenmektedir. Çocuklara yönelik makyaj ürünlerinin ballandırarak anlatıldığı reklamlar, oyuncak bebeklerin makyaj yapılmış haliyle satışa sunulması çocuklarda bu algının yerleşmesine sebep olmaktadır.

Ne yapılması gerektiği konusuna gelince yasaklamak tabii ki çözüm değildir. Bu sebeple düşüncenizi ve nedenlerini çocuğunuzla paylaşmalı, bazı istisnalar tanımalısınız. Zarar vermeyecek ve sınırlı bir şekilde kozmetik ürünlerine izin verebilirsiniz. Çocuğunuza onu olduğu gibi sevilme hissini vermeli, makyaj yapma isteğini horlayıp ayıplamamalısınız. Sevildiğini hissetmesi onun özgüvenli bir şekilde hayata hazırlanmasını sağlayacaktır.

Sevgiyle büyüyen çocukların hayatın zorluklarına karşı daha güçlü olacağına inanıyoruz…

Organickid Ailesi