BEBEĞİNİZİN KULAK SAĞLIĞI YERİNDE Mİ? BEBEKLERDE İŞİTME KAYBI NASIL ANLAŞILIR?

Nesnelere ve olaylara anlam yükleyebildikçe, bebeğinizle kurduğunuz iletişim canlanmaya ve daha da güçlenmeye başlar. Sizin gönderdiğiniz sinyallere verdiği anlamlı tepkiler arttıkça, çok daha sağlam bir bağ kurar ve geçirdiğiniz vakitten gün be gün daha fazla keyif almaya başlarsınız. Bebeğinizle geçirdiğiğniz bu tarifi mümkün olmayan güzellikteki anlara, zaman zaman onun sağlığı hakkında duyduğunuz endişeler gölge düşürebilir. Bebeğinizin, sizin gönderdiğiniz sinyalleri tam olarak algılayamaması, zayıf tepkiler vermesi gibi durumlarda onun duyu organlarını kontrol etmeniz gerektiğini düşünebilirsiniz. İşitme kaybı, yenidoğan bebeklerde doğuştan gelebileceği gibi, sonradan ortaya çıkan etkenlerle de meydana gelebilen bir duyu sorunu. Bebeğinizde işitme sorunu olup olmadığını anlamak için doğduğu zamandan itibaren bazı noktaları gözden geçirmeli ve dikkatli olmalısınız.

Peki bebeklerde işitme kaybı nasıl anlaşılır? İşitme kaybı riski oluşturabilen durumlar nelerdir?

İşitme kaybı, anne ve babaların bebeklerini iyi şekilde gözlemlemesi gereken ve erkenden önlem ve tedavi süreçlerine başlanması gereken bir durumdur. İşitme kaybının oluşmasına sebep olabilecek bazı riskli durumlar yaşandığında, bebeğinizde işitme kaybını belirgin bir şekilde gözlemlemeseniz bile, bir doktor kontrolüne gitmekte fayda var. Risk faktörlerini, şu şekilde sıralayabiliriz:

-Annenin hamilelik sırasında alkollü içecekler ve sigara tüketmesi, birçok konuda olduğu gibi işitme organlarında da tahribata yol açabilir. Eğer hamilelik sırasında bu tip durumlar söz konusu olduysa, bebek risk altındadır.

-Hamilelik sırasında grip benzeri viral hastalıklar geçirdiyseniz,

-Ailenizdeki işitme kaybı yaşayanların sorunlarını gözden geçirin. Kalıtsal işitme problemi riskiniz varsa,

-Yenidoğan bebeğinizde yüz ve kulakların görünümünde bir farklılık olup olmadığını kontrol edin. Yenidoğan bebeğiniz ilk ayını doldurana kadar menenjit, kan değişimi gibi durumlar ile karşı karşıya kaldıysa ve damardan antibiyotik almak zorunda kaldıysa,

-Bebeğiniz ilk ayını doldurduktan sonra 2 yaşına kadar nörolojik bir sorun yaşadıysa, menenjit geçirdiyse, damardan antibiyotik ilaç kullandıysa, kafa travması yaşadıysa veya kulağına bir darbe aldıysa, uzun süren veya sık tekrarlanan kulak enfeksiyonu geçiriyorsa, sesli uyaranlara geç tepki veriyor veya tepki vermiyorsa,

-Bebeğiniz 6. aya kadar aniden gelen sesler karşısında herhangi bir korkma, irkilme belirtisi göstermiyorsa, müzikli oyuncaklara ilgisi yetersizse, seslenildiğinde tepkisiz kalıyorsa,

-6. aydan sonra bebeğiniz konuşma güçlüğü çekiyor, tek kelimelik direktiflerinizi anlamıyor ve komutlarınız karşısnda kayıtsız kalıyorsa, televizyon izlerken gereğinden çok daha fazla yakında oturuyorsa, işitme kaybı riskini gözden geçirmelisiniz. İşitme kaybı yaşayan bir bebekte bu belirtilerin hepsi görülebileceği gibi, sadece bir veya ikisi de görülebilir.

Eğer bebeğinizin işitme kaybı yaşadığınızı düşünüyorsanız, hemen bir doktora başvurmalısınız. Doktorunuz, bebeğinize işitme testi yaparak ve çeşitli tahliller ile sorunu teşhis edebilir. Erken teşhis edilen işitme kaybının telafi edilmesi, bebeğinizin dil gelişiminde sorun yaşanmaması adına önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilen bir rahatsızlığa başından önlem almanız, daha kolay ve hızlı bir tedavi süreci için gereklidir.

YENİ BİR DÖNEM BAŞLARKEN İYİ HAZIRLIK GEREKİR: LOHUSALIKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Beklenen gün geldi. Doğum gerçekleşti ve size ait mucizeniz, biricik bebeğiniz artık kucağınızda. Sizin için artık lohusalık süreci başlıyor. Vücudun doğum sonrası adaptasyon sağladığı ve yaklaşık 6 hafta sürecek lohusalık döneminde nelere dikkat etmeniz gerekiyor?

İstirahati önemseyin
Hamilelik süresince geçirdiğiniz 9 ay ve doğum süreci, fizyolojik olarak büyük bir yorgunluk olarak geri döner. Fizyolojik yorgunluğunuz doğum sonrası telaşı ve bebeğinize kucağınıza almanın mutluluğu ile çok anlaşılmasa da, aslında önemsenmesi ve gereğinin yapılması gereken bir konudur. Yorgun düşen vücudun, iyi bir bakıma ve mutlaka dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bunun için evinizde basit işler dışında iş yapmamaya ve birkaç hafta dinlenmeye çalışın.

Psikolojiniz karşısında paniklemeyin
Hamilelik süresince bebeğiniz ile geçireceğiniz günlerin hayalini kurmuş ve psikolojinizi hazırlamış olsanız bile, hayatınız artık eskisine hiç benzemeyen bir süreç halini aldı. Bu da ister istemez bir kabullenme ve uyum dönemin de beraberinde getiriyor. Dinlenme ve bebeğinizin bakımı arasında geçen şu günlerde, kimi zaman bebek bakımının tüm hayatınızı kapladığı ve bundan sonraki tüm hayatınızın bu şekilde geçeceği düşüncesine kapılabilirsiniz. Ancak telaşa mahal yok, bu sadece geçici bir dönem. Vücudunuz kendini toparladığında ve siz bebek bakımına alışıp pratiklik kazandığınızda, hayatınızı düzene sokarak her şeyi çözebilirsiniz. Unutmayın ki bu süreç geçtiğinde, size kalan yepyeni çekirdek aileniz ile birlikte keyifli günlerinizin tadını çıkarmak olacak.

Süt konusunda uygun çözümü bulun
Bebeğiniz süt emdiği sırada meme uçlarınızı tahriş ediyor olabilir. Bunun için doğal içerikli uygun yağ ve kremleri doktorunuz ile birlikte bularak kullanmaya başlamalısınız. Eğer bebeğinizi her an emziremeyecekseniz, sütünüzü sağarak saklamanın size en uygun yolunu bulmalısınız. Bunun için motorlu pompalar, el ile kullanılan manuel pompalar veya direkt el ile sağma yöntemlerini deneyin ve size uygun olanı seçerek sütünüzü günlük olarak sağın. Bu sayede eşiniz de bebeğinizi beslemenin keyfini yaşayabilir ve bu eşsiz hissi onunla paylaşabilirsiniz.

Beslenmenize daha fazla dikkat edin
Doğum sonrasında vücudunuz emzirme dönemine de girdiği için hatırı sayılır miktarda demir ve mineral kaybedecektir. Bunun için doktorunuzla da görüşerek kendinize uygun bir beslenme planı oluşturmalı ve eğer ihtiyaç varsa gıda takviyesine başlamalısınız.

Doğumdan sonra, sindirim sisteminizde de bazı etkiler görülür ve bağırsaklarınızın hareketleri yavaşlayabilir. Bunun için de lifli gıdalar tüketerek kabızlık gibi sorunlarla karşılaşma olasılığınızı düşürebilirsiniz. Bu tip sorunlar, karnınız ve kasıklarınızın hassas olduğu bu dönemde sizi çok daha fazla zorlayacağı için mutlaka önlem almalısınız.

ÇOCUĞUNUZUN UFKU SEVGİYLE AÇILSIN: ÇOCUK VE EVCİL HAYVAN BİRLİKTE YAŞAYABİLİR Mİ?

Çocuklar, doğdukları ve dünyaya tanımaya başladıkları andan itibaren gerek oyuncaklar, gerek kıyafetlerindeki figürler, gerek dinledikleri masallar ile hayvanları tanımaya başlar. Peki bir evcil hayvan ile çocuğunuz bir arada yaşayabilir mi? Evcil hayvan ile bir arada yaşamanın aslonda çocuğunuz için faydalı birçok yönü vardır.

Soyut kavramları algılamada yardımcı olur
Kimi zaman çocuklar, ebeveynlerinin açıklamakta epey zorluk çektiği sorular sorabilir. Bu sorular, genellikle soyut kavramlar üzerine yoğunlaşmıştır. Doğum, ölüm, ailedeki pozisyon gibi konular, çocuğun merak içinde kaldığı konulardır. Kimi aileler bu konuları konuşmaktan çekinir. Bazı ebeveynler ise açıkça anlatma yolunu seçer ancak karşısındakinin bir çocuk olduğu unutularak, bir yetişkinle konuşur gibi yapılan açıklamalar istenmeyen sonuçlar getirebilir. Bir evcil hayvanın hayatında da tıpkı insanlar gibi bu soyut kavramlar yer alır. Bu tip kavramları evcil hayvanının üzerinde görerek deneyimlemek, çocuğunuzun soyut kavramları daha rahat kavrayabilmesini sağlar.

Çocuğunuzun sorumluluk duyguları gelişir
Evde artık ona ait bir şey var. Evcil hayvanın bir oyuncak olmadığını ve onun da tıpkı insanlar gibi kendine özgü ihtiyaçları olduğunu öğrenen çocuğunuza, evcil hayvanıyla ilgili birtakım sorumluluklar verebilirsiniz. Bu sorumlulukları, çocuğunuzun yaşı ve buna bağlı olarak edindiği kabiliyetleri göz önünde bulundurarak vermelisiniz. Evcil hayvanına düzenli olarak yemek vermek, onun temizliği, oyun saati veya bakımıyla ilgilenmek görev bilinci açısından olumlu sonuçlar doğurur.

Başarma duygusu pekişir ve kendine güveni gelişir
Kendisine verilen sorumluluğu yerine getiren çocuğunuz, evcil hayvanının onunla ne kadar iyi anlaştığını ve hayatını ne kadar mutlu sürdürdüğünü gördüğünde, aldığı sorumluluğu başardığını düşünür. Onun bu başarısını siz de sözlü olarak onunla paylaşıp destekleyebilirsiniz. Sorumluluğunu yerine getirmenin olumlu sonuçlar getireceğini fark eden çocuğunuz, aldığı görevleri yerine getireceğine inanır ve bu konuda kendine güven geliştirir.

İçsel sorunlarını paylaşarak rahatlamasına yardımcı olur
Evcil hayvanlar, sahiplerinin en yakın arkadaşlarından biri olmayı başararak ruhsal dinginlik sağlar. Sevginin en saf hallerinden biri olan evcil hayvan ve çocuklar arasındaki sevgi bağı ile, çocuğunuz ifade edemediği duygularını onunla paylaşabilir. Çocuğunuz, yalnızlık çektiği anlarda evcil hayvanınızı eksiklik çektiği olgunun yerine koyabilir ve özellikle aile içi sorunların yaşandığı durumlarda daha güçlü bir psikolojiye sahip olur.

Evcil hayvan almadan önce nelere dikkat edilmeli?
Evcil hayvan almadan önce, çocuğunuzun bu fikir karşısında ne düşüneceğini mutlaka konuşmalı, eve bir hayvan almadan önce onu dış ortamlarda evcil hayvanlarla tanıştırmalısınız. Çocuğunuzun sağlığı açısından bir sorun olup olmayacağını öğrenmelisiniz. Sonradan alerji vb. durumlar ortaya çıkması çocuğunuzun evcil dostundan ayrılarak hayal kırıklığı yaşamasına sebep olabilir.
Ailenizin maddi durumu ve evinizin düzeninin bir evcil hayvan için uygun olup olmayacağını düşünmelisiniz. Bir evcil hayvan almaya karar vermeden önce tüm aile bireyleri olarak oturup konuşmalı ve bu konuda oy birliğine varmalısınız.

ÇOCUKLARINIZ İÇİN LEZİZ VE ÇEKİCİ BİR TARİF: TAVUKLU VE HAVUÇLU TOPLAR

Bazı çocuklar et, bazıları ise sebze sevmez. Yemek seçme huyu olan çocuklara, yemeyi reddettiği malzemeleri başka malzemelerle bir araya getirerek bir karışım halinde sunmak kimi zaman harika bir çözüm olabilir.

Hem et hem de sebzenin bir araya geldiği tarifler deneyerek, çocuğunuza farklı lezzetler hazırlayın. Çok sevdiği bir sebze veya lezzet artırıcı başka bir ürün varsa, tarifinize o lezzetle zenginlik katın ve ilgisini çekmeye çalışın. Örneğin, çocuğunuz peyniri çok mu seviyor? Tarifimizdeki köftelerin üzerine pişmesine 2-3 dakika kala peynir rendesi serperek eritebilirsiniz ve bu tarifi onun için çok daha cazip bir hale getirebilirsiniz.

Tavuklu ve havuçlu toplar tarifi, proteinin yanı sıra vitamin içeriği ile de oldukça zengin. Havucun sahip olduğu E vitamini, betakaroten ve antioksidanlar; çocuğunuzun hem göz sağlığı, hem de bağışıklık sistemi için çok faydalı. Bunun yanı sıra, yine antioksidan ve vitamin yönünden zengin olan elmanın da vücudu hastalıklardan koruyarak direnç artırıcı bir işlev gördüğünü biliyoruz. Siz bu tarife kendi yorumunuzu katarak başka bir sebze daha eklemeyi tercih edebilirsiniz.

Tavuklu ve Havuçlu Top Tarifi

Malzemeler
Yarım kilogram organik tavuk veya organik hindi eti

1/4 fincan elma püresi

1/2 fincan rendelenmiş havuç

1/2 fincan iyice yıkanmış ve doğranmış organik ıspanak

1/4 fincan doğranmış taze soğan

1 yumurta

1/2 fincan kırıntı ekmek

1/2 çay kaşığı kimyon

Tuz ve karabiber

Hazırlanışı
Öncelikle tavuk veya hindi etinizi robotta veya makinede çekilmiş hale getirin.

Organik elmaları püre haline getirin.

Havuçları rendeleyin ve ıspanakları çok iyi yıkadığınızdan emin olduktan sonra doğrayın.

Bayat ekmekleri kırıntı halinde köftelik kıvama getirin.

Taze soğanları da doğrayarak hazır halde bırakın.

Büyükçe bir kap alarak tüm malzemeleri koyun ve elleriniz yardımıyla dikkatlice karıştırın.

Fırını 200 dereceye ayarlayarak önceden ısınmasını sağlayın.

Malzemelerin yapışmaması için tepsiye pişirme kağıdı serin.

Karıştırdığınız malzemeleri ceviz büyüklüğünde toplar elde edeceğiniz şekilde elinizle yuvarlayın.

Hazırladığınız tavuklu topları pişirme kağıdı serdiğiniz tepsiye aralıklı olarak yerleştirin.

Tepsiyi, önceden ısıttığınız fırına yerleştirin ve 10-12 dakika kadar pişirin.

Köftelerin rengi kahverengileşmeye başlamış olmalıdır.

Eğer çok büyük toplar yapmazsanız, bu tariften ortalama 30-35 köfte elde edebilirsiniz. Hazırladığınız yemeği 2 gün boyunca buzdolabında, 3 ay boyunca da derin dondurucuda saklayabilirsiniz.

BAHAR GELDİ NEŞELERİNE NEŞE EKLENDİ: BAHARA UYGUN ERKEK ÇOCUK KOMBİNLERİ

Bahar aylarının gelmesi ile birlikte, halihazırdaki neşeleri ile dünyamızı renklendiren çocukların da keyfi arttı. Temiz havanın tadını çıkarmak, okulda veya parklarda rahatça bahar neşesini yaşamak için rahat bir bahar gardırobuna ihtiyaç var. Bu bahar, erkek çocukların kombinlerinde rahatlığın yanı sıra yaratıcı desenler de dikkat çekecek.

Organik pamuktan üretilen yumuşacık kumaşları ve çocukların dünyasına uygun tasarımları ile dikkat çeken parçaları seçin, çocuklarınıza tam da istediğiniz gibi, hem şık hem de içinizi rahat ettirecek doğal bir bahar koleksiyonu yaratın.

Onun hayal gücünü kombinleriyle de yansıtın
Çocukların sonsuz hayal gücü, sınır tanımadan bambaşka dünyalara açılır. Space, uzay temalı t-shirt de onların hayal gücünün genişliğini gardıroplarında temsil eder. Organik pamuktan üretilen ipliklerden dokunan özel kumaşı ile yumuşacık ve sağlıklı bir dokusu olan space erkek çocuk t-shirt, üzerindeki figürlerin canlı renklerine uygun ve rahat kesimli kırmızı erkek çocuk pantolonu ile kombinlenebilir. Onun, hayallerini üzerinde taşımasını keyifle izlemek için siz de bu yaratıcı kombini çocuğunuzun bahar gardırobuna ekleyebilirsiniz.

Space Uzun Kollu T-Shirt

Space Uzun Kollu T-Shirt

 

Kırmızı Pantolon

Kırmızı Pantolon

Eğlenceli figürlerle bahara merhaba deyin
Baharın coşkusunu bahara yakışacak bir neşeyle karşılayan çocuklar, giyimleri ile de bu güzel havaya uyum sağlıyor. Onların parklara, bahçelere ve tüm sokaklara yansıttığı neşeden ilham alan desenleri ve renkleri ile naturel uzun kollu t-shirt, hafif rüzgarlı havalarda dengeli ve mükemmel bir koruma sağlıyor. Tamamen çocuğunuzun cilt sağlığına uygun yöntemler ile renklendirilen naturel t-shirt ile sizin de içiniz rahat.

Canlı rengi ve desenleri ile dikkat çeken naturel t-shirtü, doğanın bahar aylarında parlayan yemyeşil tonlarıyla tamamlayın. Eğlenceli renkleri ve rahat kesimleri ile çocukların hareketli dünyasına konfor ve yumuşacık bir doku getiren fun boy yeşil pantolon, t-shirt ile iyi bir ikili oluşturacak.

Naturel Uzun Kollu T-Shirt

Naturel Uzun Kollu T-Shirt

Fun Boy Yeşil Pantolon

Fun Boy Yeşil Pantolon

ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN OLUŞTURMAK

Çocuğunuzun küçük yaşlardan itibaren özgüven sahibi ve kendinden emin bir birey olarak yetişmesi için, o büyürken dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır. Çocuğunuzu özgüvenli bir insan olarak yetiştirmek, başarılarının tadını çıkarmasını izlemek, başarısızlıklarını ise bir sonraki denemesinde daha iyi olmaya bir fırsat olarak değerlendirmesini sağlamak için ona destek olun.

Onu sevmek için şartlar koymaktan kaçının.
O sizin çocuğunuz ve onu koşulsuz şartsız seviyorsunuz. Siz bunu bilseniz de, hareketleriniz ile göstermezseniz çocuğunuz bu konuda şüpheye düşer. “Eğer yemeğini bitirmezsen seninle artık konuşmayacağım”, “Ödevlerini bitirmezsen seni sevmeyeceğim”, “Yaramazlık yaparsan seni başka birine vereceğim” gibi tehdit cümleleri, sizin onu yeterince sevmediğinizi düşündürecektir.

Her zaman güven duyduğunuzu mutlaka hissettirin.
“Sen şimdi tek başına yapamazsın” diyerek müdahale ettiğiniz her şey, onun o işten biraz daha uzaklaşıp siz bağımlı hale gelmesine sebep olur. Denize düşmeden, kulaç atmayı öğrenemezsiniz. Bırakın yapması gerekenleri tek başına yapsın. Siz sadece, ona güvendiğinizi ancak yardıma ihtiyacı olduğunda da seve seve yardımcı olabileceğinizi belirtin, gerçekten yardıma ihtiyacı olduğunda size mutlaka söyleyecektir.

Söylediklerini dikkate alarak can kulağıyla dinleyin
Çocuğunuz, söylediği sözler “Çocuk…” diyerek dikkate alınmadığı her an, konuşmaktan biraz daha kaçar. Onun söylediği her sözün değerli ve dinlemeye değer olduğunu unutmayın. Onun söylediklerini ciddiye alın, konu hakkında fikir yürütün ve çocuğunuz ile konuşmaktan kaçınmayın.

Bırakın kendi hataları ile yüzleşebilsin.
Onun hata yapmasından, ondan çok siz korkuyorsanız, kendinizi biraz dizginlemenin vakti gelmiş olabilir. Bırakın hata yapsın, ne kaybedersiniz? Yaptığının sonucunda eğer bir hata ile karşı karşıya kalmışsa, bunun sebeplerini ve sonuçlarını sakince anlatarak ona yol gösterin.

Atacağı adımlarda ona cesaret verin.
Çocuğunuzun yapmak için istekli olduğu girişimlerde, bazen biraz cesarete ihtiyaç duyduğu zamanlar olabilir. Böyle anlarda sizin her zaman arkasında olduğunu bilmesine izin verin. Bunu yapabileceğini, isterse başarabileceğini anlatın ve gerekirse ipuçları ile yol gösterin. Ancak yol göstermenin, müdahale etme noktasına gelmemesine dikkat edin. Unutmayın ki, yolu kendi bulmalı.

Duygularınızı ve tepkilerinizi saklamayın
Onu sevmekten de ona kızdıysanız tepki göstermekten de kaçınmayın. Sizi en iyi şekilde tanımasının yolu, çocuğunuza karşı net olmaktan geçer. Sadece tepkilerinzde abartıya kaçmamaya dikkat etmelisiniz.

Onu başkaları ile kıyaslamak iyi bir yol değil
Bir başkasının çocuğu mükemmel şekilde bale yapıyor olabilir, bu durum sizin çocuğunuzun da göz kamaştıran bir balerin veya balet olmasını gerektirmez. Her çocuğun kendine özgü yetenekleri ve yeterlilik düzeyi olduğunu unutmayın. Onu, başkalarının yaptıkları ile sınırlamak yerine kendisine özgü yeteneklerini keşfetmesi için teşvik edin.

Eleştirilerinizde açık ve yapıcı olun.

Çocuğunuzun yaptığı her şeyi beğenmek de, hiçbir şeyi beğenmemek de iyi sonuçlar doğurmaz. Yaptıkları karşısında en dürüst kişi siz olmalısınız. Onun yaptığı bir çalışmayı desteklemenin en doğru yolu, bu çalışmanın nasıl daha iyi bir hale gelebileceği konusunda beyin fırtınası yapmaktır. Ancak, gerçekten iyi ir çalışma ortaya koyduğu zaman da “Mükemmel!” diyerek onu cesaretlendirmeyi unutmayın.

Kendine güvensiz davranmasına izin vermeyin
Onun zaman zaman kendine güvensiz davrandığı zamanlar olabilir, bu şekilde hissetmesine ise aslında hiç gerek yok! Ona, herkesin eşsiz olduğunu ve her insanın kendisine özgü bir dünya olduğunu anlatarak kimsenin aslında ondan üstün olmadığını yapıcı bir dille anlatın.

BAHARIN GÜZELLİĞİ GÖLGELENMESİN: ÇOCUKLARDA BAHAR ALERJİSİ VE ALERJİK RİNİT

Piknik mevsimi, park günleri ve keyifli zamanlar geldi! Bebekleriniz ve çocuklarınızla açık havanın keyfini çıkaracağınız ve doyasıya eğleneceğiniz bu günlere sağlık sorunları ile gölge düşürmemek için, çocuklarınızın bahar alerjisine yakalanma ihtimalini göz önünde bulundurmalısınız.

Bahar aylarında, bebeklerde ve çocuklarda solunum ile ilgili bir takım sorunlar yaşanabilir. Bebeğinizde ve çocuğunuzda soğuk algınlığı, nezle gibi belirtiler, hapşırma, kuru öksürük gibi sorunlar ortaya çıktıysa ve ilk başka mevsimsel bir grip veya nezle gibi düşündüyseniz, bu durumun takibini iyi yapmalısınız. Bir türlü geçmeyen soğuk algınlığı belirtileri, alerjik rinit ve bahar alerjisinin habercisi olabilir.

Çocuklarda bahar alerjisi genellikle 2 yaşından itibaren ortaya çıkar. Bir bebeğin bünyesinde bu alerjiye eğilim varsa, bu durum genellikle iki bahar mevsimi geçirdikten sonra kendisini gösterir. Alerjik rinit, belirtileri itibariyle mevsimsel hastalıklara çok benzer.

Alerjik rinit; saman nezlesi, bahar nezlesi olarak da adlandırılabilir ve üst solunum yollarını etkiler. Alerjik rinitten muzdarip olan çocuğunuzda; baş ağrısı, iltihaplı burun akıntısı, öksürük, hapşırma gibi belirtiler görülür. Daha ileri durumlarda solunumda güçleşme gibi etkiler de gözlemlenebilir.

Alerjik rinitin sebebi, çoğunlukla bahar aylarında ortaya çıkan polenler. Çiçeklerin açmaya başladığı bahar aylarında sıklıkla solumak durumunda kaldığımız polenler, alerjiye eğilimli çocuklarda zorlayıcı etkilere sebep olabiliyor. Bu yüzden özellikle baharın ilk dönemlerinde çocuğu iyi gözlemlemek ve şüphelenildiği durumlarda mutlaka doktora götürmek gerekiyor.

Alerjik rinitin kesin olarak bir tedavisi olmadığı gibi, yaşam kalitesini etkileyen faktörleri ilaç tedavisi ile azaltmak mümkün. Böylece alerjinin etkileri yüzünden kendini kötü hisseden, hasta olduğunu düşünen ve sosyal hayatı etkilenen çocuğunuzu rahatlatabilirsiniz. Ancak ilaç tedavisi de, çok uzun vadede etkisini kaybedebiliyor.

İlaç tedavisinin yeterli gelmeyeceğinin anlaşıldığı durumlarda, doktorunuz sizin için uygun bir aşı planı çıkarabilir ve çocuğunuzu aşı ile tedavi edebilirsiniz. Aşılar genellikle 2-3 haftada bir yapılacak şekilde planlanıyor; bu yüzden tatilinizi ve seyahatlerinizi bu takvime göre ayarlayacağınızı bilmekte fayda var. Aşının aksatılması, alerjik rinit tedavisinin etkili olması açısından tavsiye edilmiyor.

Alerjik rinitin etkilerinin azaltılması için şu önlemleri alabilirsiniz:

  • Çocuğunuzu sigara içilen ortamlardan uzak tutun.
  • Bahar aylarında, saat 14.00’e kadar çok fazla dışarıda vakit geçirmemesine özen gösterin.
  • Klima kullanıyorsanız, filtresinin temiz ve bakımlı olduğundan emin olun.
  • Polenlerin yoğun olarak havada dolaştığı saatlerde evinizin balkon kapısını ve camlarını kapalı tutun.
  • Evde tüylü hayvan beslemekten kaçının.
  • ÇOCUĞUNUZ İÇİN UZAKDOĞUDAN BESLEYİCİ BİR LEZZET: SEBZELİ KAVRULMUŞ PİRİNÇ

    Uzakdoğu, eşsiz kültürü ve zengin mutfağı ile damaklara farklı lezzetler kazandırıyor. Bebeğinizin yemek konusunda geniş bir zevki ve gelişmiş beğenilerinin olması için, onu dünya lezzetleri ile erkenden tanıştırmanız iyi bir fikir olabilir. Bebeğinizi küçük bir gurme olarak yetiştirirken, besleyici ve doğal içerikler ile ona sayısız fayda sağlayabilirsiniz.

    Pirincin birçok tarifte farklı şekillerde kullanıldığı uzakdoğu mutfağında, kavrulmuş pirinç de farklı şekillerde yorumlanarak alışılmadık lezzetlere dönüşüyor. Soya sosunun tatlı-tuzlu karışımı lezzetini, soğan ve jambonun baharatlı aroması ile birleştirerek siz de mutfağınızda farklı kokular elde edebilirsiniz. Bu tarifte aynı zamanda yumurta da bulunuyor. Bildiğiniz gibi yumurtanın içindeki minerallerin sağladığı sayısız fayda var. Böylece aynı tarifin içerisinde bebeğiniz için birçok faydayı bir arada sunabileceksiniz.

    Soya ise uzakdoğu mutfağının yıldız malzemesi. Çok seveni olduğu gibi sevmeyeni de fazla olan soya sosunu sevenler, ondan vazgeçemiyor. Soya da faydaları ile ünlü bir gıda. Aromatik bir lezzete sahip olan soya, kalp ve kolesterol konusunda dengeleyici bir özelliğe sahip. Ayrıca yapılan araştırmalarda, soyanın fazlaca tüketildiği uzakdoğu toplumlarında rahip ve meme kanseri türlerinin de daha az meydana geldiği görülüyor. Bu da, soyanın kansere karşı koruyucu bir özelliğe sahip olduğu çıkarımını beraberinde getiriyor.

    Bu tarifi, 1,5-2 yaşından itibaren bebeğinize sunabilirsiniz, ancak soya sosunun içindeki tuz oranı ve diğer malzemelerin kullanımı konusunda, doktorunuza danıştıktan sonra tarifi denemenizi öneriyoruz.

    Malzemeler
    1 çorba kaşığı sıvı hindistan cevizi yağı

    2 adet ince doğranmış jambon dilimi

    2 adet arpacık soğan

    100 gram bezelye (organik dondurulmuş bezelye de kullanabilirsiniz)

    80 gram taze fasulye

    1 adet havuç

    400 gram esmer pirinç

    2 çorba kaşığı buğday içermeyen soya sosu

    2 adet orta boy yumurta

    Hazırlanışı
    Arpacık soğanı ince dilimler halinde kesin.

    Taze fasulyeleri küçük parçalara bölün.

    Havucu dilimleyin.

    2 adet yumurtayı çırpın.

    Pirinçleri daha önce biraz yumuşayacak şekilde pişirin.

    Büyük boy bir tavayı yüksek ateşe koyarak, hindistan cevizi yağını ısıtın.

    Hindistan cevizi yağı ısındıktan sonra, ocağın ateşini orta kıvama getirin. Arpacık soğan, bezelye, jambon, fasulye ve havuçları ekleyerek 3-4 dakika kadar pişirin.

    Tavaya pirinci ekleyerek 5 dakika kadar daha kavurun.

    Pirinçler kavrulduktan sonra soya sosunu ekleyerek 2 dakika daha pişirmeye devam edin.

    Pirinçleri tavanın bir kenarına ayırın ve öteki kenara yumurtayı dökerek karıştırın. Pirinçler ve diğer malzemelerle yavaşça karıştırarak kısa bir süre daha pişirmeye devam edin.

    RENGARENK BİR DÜNYAYA AÇILIN: BOYAMA YAPMAK ÇOCUĞUNUZA NASIL FAYDA SAĞLAR?

    Çocukların en sevdiği aktivitelerden biri, resim ve boyamadır. Boyama yapan çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimlerine sağlanan katkılar ile çocuğunuzun hem eğlenip hem de kendini geliştirmesi mümkün.

    Şimdi, çocuğunuz için toksik madde içermeyen boyama kalemleri edinin ve bakın boyama aktiviteleri ona nasıl fayda sağlıyor.

    Boyama yapmak çocuğunuzun el becerilerini geliştirir
    Boyama kitaplarının üzerindeki desenler, çocuğunuza ince hatlar arasında geçiş yapma ve çizgileri taşırmadan boyamaya çalışma fırsatı verir. Çizgilerin arasında yeteneğini konuşturan çocuğunuz, ince çizgileri iyi bir şekilde boyayabilmek için kalemi daha özenli tutar ve elindeki kalemin kontrolünü sağlamaya çalışır. Kalem, kağıt gibi kırtasiye malzemeleri ile uğraşırken el kontrolünü de geliştiren çocuğunuzun alet kullanma becerisi bu şekilde artar.

    El göz koordinasyonunun gelişmesi için boyama çok faydalıdır
    Çocuklar 3 yaşından sonra el göz koordinasyonunu geliştirmeye başlar ve nesneler ile şekilleri anlamlandırmaya çalışır. Boyama kitaplarının üzerindeki desenleri anlamlandıran çocuğunuz, resim yapma ve boyama aktiviteleri ile el göz koordinasyonunu geliştirme fırsatı bulur.

    Boyama yapmak hayal gücünü tetikler
    O bulutun pembe mi olmasını istiyor? Bırakın olsun! Çocuklar, resim ve boyama aktiviteleri sırasında kendilerine ait bir dünya yaratır ve nesnelere farklı bir bakış açısı ile bakmayı öğrenir. Onların, boyama yaptıkları sırada her şeyi gerçeğe uygun olarak uygulamasını beklemeyin.

    Çocuğunuza göre bir kedi yeşil, bir ağaç mor olabilir. Bu konularda çocuğunuza sınır koymamalı, gerçeğe uygun şekilde yapması için müdahale etmemelisiniz. Böylece, sınırsız bir hayal gücünü kullanabilmeyi öğrenen çocuğunuz, nesneleri gerçeklerin de üstünde bir bakış açısı ile değerlendirerek kendine has bir düşünce yapısı geliştirme fırsatı bulmuş olur.

    Konsantrasyon toplamayı öğretir
    Bir işe kanalize olmak ve tüm dikkatini bir işe yöneltmek, birçok insan için zor olabilir. Böyle durumlarda zorlanmamak için, küçük yaşlardan itibaren konsantrasyon gerektiren işlerle uğraşmak büyük yardımcıdır. Boyama aktiviteleri, çocuğunuzun dikkatini toplayarak uğraşması gereken bir tür oyun olduğu için, çocuğunuz küçük yaşlardan itibaren konsantrasyon kontrolü yapmayı öğrenir. Onun dikkatini toplaması için gereken ortamı sağlayın ve bırakın tüm dikkatini boyamaya versin.

    Boyama ile sakin ve daha mutlu çocuklar
    Kimi zaman kendimizi ifade etmek için kelimeler yetmez. Böyle durumlarda içimizdeki duyguları ve düşünceleri dışarı aktarmak için alternatif yollar ararız. Çocuklarda da bu durum çoğunlukla böyle olabilir. Özellikle çocuklarınızın dil gelişimini tamamlamadığını düşündüğümüzde, kelimeler onlar için fazlasıyla yetersizdir. Çocuklarınız boyama ve resim aktiviteleri ile içindeki duygu ve düşünceleri dış dünyaya açabilir ve bu bir çeşit rahatlama sağlar. Kendini ifade ederek rahatlayan çocuğunuz, daha sakin ve mutlu bir çocuk olur.

    Organickid olarak, biz de çocuğunuzun gelişimine katkı sağlamak için her alışverişinizde bir boyama kitabını paket içerisine ekliyoruz. Paket içerisinden çıkan boyama kitapları ile siz de onun gelişimini destekleyebilirsiniz.