Bebek Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bebeğinizi zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı büyütebilmek için çok dikkatli olmanın önemli büyüktür. Bebek bakımı konusunda anne ve babalar kendilerine düşen görevleri çok iyi yerine getirmeleri gerekiyor, aksi halde ileride telafisi zor durumlara düşülebilir.

Bebek bakımının en önemli başlıkları:

Beslenme:

İlk altı ay sadece anne sütü yeterli olup, altıncı aydan sonra uygun ek gıdalara geçilebilir. İki yaşına kadar emzirmek bebeğiniz için çok doğru olacaktır. Annenin bir sağlık problemi olmadığı sürece bunu rahatlıkla yapabilir.

Gaz Çıkarma:

Bebeğin emme sırasında yuttuğu havayı çıkarmak gerekir. .Emzirme sırasında ve sonunda gazını çıkarmalısınız, aksi halde yuttuğu hava bebeğinizi rahatsız eder ve beslenmesine engel olabilir. Gazını çıkarmak için, bebeği omzunuzun üstüne veya kucağınıza yatırın veya kucağınızda oturtun, usulca sırtına vurun veya sırtını sıvazlayın.

Alt Temizliği:

Bebeğinizin bezini günde ortalama 6-7 kez değiştirmek yeterli olacaktır. İlk aylarda sık kaka yapan bebeklerin daha fazla kontrol edilmesi gerekmektedir. Altı temiz olan bebekler daha rahat olur ve pişik olmasının da önüne geçilmiş olur. Kız ve erkek bebeklerin temizliğinin farklılık gösterdiğini unutmamak gerekir.

Cilt Bakımı:

Bebeklerin cildi çok hassas ve incedir, ufak bir yanlış uygulamada tahrişe sebep olabilirsiniz. Bu da bebek için enfeksiyon tehlikesi oluşturabilir. Doğumdan hemen sonraki günlerde bebeğin cildi kuru ve kabuksu bir hal alabilir, soyulabilir. Bu durumda zararlı kimyasallar içermeyen nemlendirici, bebe yağı veya losyonlar kullanmalısınız. Cildine direkt temas eden giysilerin % 100 pamuktan üretilmiş olanları seçilmelisiniz.

Banyosu:

Bebek bakımında banyo çok önemlidir. Onu rahatlatır ve iyi uyumasını sağlar. Her gün veya bir gün arayla yıkanabilir. Banyodan önce eşyalarını hazırlanmak ve üşütmeden giydirmek gerekir. Beslenmesinden önce banyo yaptırmak olası bir kusmayı önler. Huzursuz ve gazı çok olan bebeklerin yatmadan 1-2 saat önce banyo yaptırılmaları geceyi daha rahat geçirmelerini sağlayabilir. Banyodan sonra iyi kurulanmasına, pişik ve tahrişleri önlemek açısından dikkatli olunmalıdır.

Kıyafetleri:

Bebeği mevsimin şartlarına göre giydirin. Aşırı giydirmek bebeği huzursuz eder ve terletebilir, bu da ufak bir hava akımında üşütmesine sebep olabilir. Bebeğinizin üşüyüp üşümediğini anlamak için göğüs veya sırtından kontrol ederek giysi tercihi yapabilirsiniz. Kıyafetlerini alırken sentetik olmayan pamuktan üretilmiş ve mevsime uygun olanları almalısınız.

Uyku:

Uyku düzeni bebekten bebeğe değişebilir. İlk aylarda genellikle günde 15-18 saatini uykuda geçiren bebek, büyüdükçe bunu azaltır. Zaman geçtikçe belli bir uyuma ve uyanma düzeni oluşacak, gündüzleri 1-3 saat kadar, geceleri 3-6 saat kadar uyumaya başlayacaktır. Bebek uyurken yan yatırılmak olabilecek bir kusmada boğazına kusmuk kaçmasını önleyecektir. Onu izleyerek göre uyku saatlerini belirleyin. Bir takvim oluşturun. Bu saatler sizin istediğiniz saatler değil, çocuğun doğal vücut ritminin belirlediği saatler olmalıdır.

Yaz Aylarında Bebek Bakımı

Yaz sıcaklarında, bebeklerin sağlığına çok daha fazla dikkat etmek gerekir.  Bu dönemde giyiminden beslenmesine kadar birçok faktör gözden geçirilmeli, isilik gibi,  yaz ishali gibi hastalıklardan korumak için hassasiyet gösterilmelidir. Ayrıca bebekleri, güneşten alacakları D vitamininden faydalandırmaya önem vermek gerekir.

Kıyafet seçimi:

Bebeklerin vücut ısıları ortama göre adapte olmadığından, yaz döneminde uygun bebek kıyafetlerinin tercih etmek büyük önem taşımaktadır. Özellikle 12 aydan küçük bebeklerin, ince, pamuklu, ter çeken ve hava alan giysiler seçmelidir. Bebekleri sentetik kumaşlardan üretilmiş giysilerden ve kat kat giydirmekten uzak durulmalıdır. Bunlar göz ardı edildiğinde bebeğin vücut ısısının artmasına sebep olunacağından, sıvı ihtiyacının ortaya çıkması, su ve tuz kaybı halsizlik ve iştahsızlığa neden olur. Aşırı sıcağa maruz kalan bebeklerde,  fazla çalışan ter bezleri tıkanır ve deride benek benek isilik lekeleri otaya çıkar. Bunun oluşmaması için ince,  bol ve pamuklu organik giysiler giydirilmelidir.

Yaz aylarında banyo ve alt değişimi:

Yaz sıcaklarında bebeğinizi en çok rahatlatan yöntemlerden biri de ılık suyla günlük banyo yaptırmaktır. Pişik ve isiliğin oluşması için sıcaklar uygun ortam sağladığından, bezini sık sık değiştirmek, bebeğin poposunu silmek yerine ılık suyla yıkayıp, olabildiğince açıkta bırakmak ve hava temasıyla cildin kuru kalmasını sağlamak, zararlı kimyasallar içermeyen koruyucu kremlerin ince bir tabaka halinde kullanılmak pişiğin oluşmasını önleyecektir.

Yaz aylarında bebeğin sıvı ihtiyacı:

Sağlıklı bir yaz geçirmesi için bebeğinizin beslenmesine dikkat etmeniz gerekiyor. Özellikle sadece anne sütü alan yenidoğanların ayrıca su ihtiyacı olmadığı düşünülür am çok sıcak yaz aylarında annenin de sıvı gereksinimi artacağından bazen süt içeriğinde su oranı az olabilir. Uzmanlar bu durumda annenin bol su tüketmesi ve bebeğine de mutlaka kaynamış su içirmesini öneriyor.

Yaz aylarının olası rahatsızlıklarından korunma:

Sıcaklarda mikroorganizmaların daha hızlı üremesi ve yiyeceklerin daha çabuk bozulması, ishale neden olacağından çok dikkatli olunması gerekiyor. Hijyen kurallarına uymak da bunun önüne geçmede etkili olacaktır.

Yaz aylarındaki böcek ve sinekler:

Yaz aylarında gerek kapı pencerenin açık oluşu, gerekse açık alanlarda daha çok zaman geçirildiği için sinek böcek gibi istenilmeyen haşerelerle karşılaşma olasılığı daha çok olmaktadır. Bunlardan bazıları alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Bebeğinizin odasında sineklik ve cibinlik kullanarak onu koruyabilirsiniz. Kimyasal içeriği bulunan sinek veya böcek kovuculardan uzak durmak en sağlıklısı olacaktır.

Çocukların Gelişiminde Sporun Önemi

Spor, fiziksel sağlığa olan önemli faydalarının yanı sıra çocukların yaratıcılığını geliştirip, sorumluluk duygusu kazanmalarına katkı sağlayan aktivitelerdir. Çocuğunuzun yaşı, vücut gelişimi, en önemlisi de tercihlerini göz önünde bulundurarak bir spor dalını seçmesinde rehber olmalısınız.

Çocukları neden spor yapmaya yönlendirmeliyiz?

  • Erken yaşlarda spora başlamak ve sporu yaşam şekli olarak benimsemek, yüksek tansiyon, diyabet, kolon kanseri, obezite ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskinin azalmasında çok önemli rol oynuyor.
  • Spor, çocuğun öz güveninin ve duygularının gelişmesine yardımcı olur. Spor yapan çocuklar yenilgi ve hayal kırıklığı gibi olumsuz duygularla baş etmeyi ve bir başkasıyla rekabet etmeyi tek başına, anne babaları yanlarında olmadan öğrenirler.
  • Spora erken yaşlarda başlayan çocuğun, ileriki yaşlarında depresyon veya kaygı bozuklukları gibi psikolojik çöküntüye düşmesi çok zor bir olasılıktır.
  • Spor, yapmak çocuklarda ekip çalışmasını öğretir veya liderlik gibi vasıfların gelişmesine olanak sağlar.
  • Spor, çocuğa disiplinin önemini ve öz denetim yapabilmesini öğreten çok etkili bir araçtır. Bir hedefe ulaşmak için kişinin kendi davranışlarını kontrol etmesi, isteklerine karşı koyabilmesi öz denetim demek olduğuna göre spor yaparken uygulanan kurallar yolu ile de bunu mutlaka öğrenmiş olacaktır.
  • Çocuğun düzenli spor yapması onu kötü alışkanlıklardan korumanın da en güzel ve eğlenceli bir yoludur.
  • Çocukları spora yönlendirmek, hem yeni arkadaşlar edinmelerine hem de ortak bir faaliyet içinde yer alarak, sosyal yönden gelişmelerine olanak sağlar.
  • Esnekliği, koordinasyonu, dayanıklılığı ve kuvveti artıran faaliyetlerde bulunursa büyüme, gelişme yeteri kadar olur ve genetik olarak sahip olduğu fiziki yapıya daha hızlı ulaşabilir, yetişkin çağa geldiği zamanda ise uzun boya ve iyi bir solunum, dolaşım sistemine sahip olabilir.
  • Spor yapan çocuk, enerjisini sporla boşalttığı için derslerine daha çok odaklanarak daha verimli çalışır.

Oyuncak Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Çocukların eğlenirken öğrenmesini sağlayan oyun, aynı zamanda zihinsel kapasitelerini de geliştir. Oyuncak ise, çocukların oyunlarında kullandıkları her türlü oyun araç ve gereçlerdir.

Uzmanlar çocukların zekâ gelişiminde ilk 3 yaşın önemini vurgularken, yaşlarına uygun seçilmiş oyuncakları ile oynarken sorun çözmeyi öğrendikleri, kendi vücutlarını daha iyi tanıdıkları ve liderlik yeteneklerini kazandıkları belirtiyorlar.

Çocuğun gelişiminde bu kadar önemli olan oyuncakları seçerken dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntıları gözden kaçırmamak gerektiği gibi çocuğunuzun yaşına, gelişimine uygun oyuncakları almaya da özen göstermelisiniz.

Oyuncak alırken:

•Oyuncak, mutlaka çocuğun yaşına, gelişimine, yeteneklerine, ilgisine uygun olmalıdır.

•Oyuncağı üreten firmaya ve üzerinde güvenlik açıklaması bulunan oyuncakları almaya özen göstermelisiniz.

•Aldığınız oyuncağın sağlam ve kolay temizlenebilir olması ile çocuğunuzu olası tehlikelerden korumuş olursunuz.

•Oyuncakların özellikle zehirsiz kimyasallar kullanılarak üretilmiş olması şartını unutmamalısınız.

•Oyuncakta metal parçalar, iğne gibi yaralayıcı batıcı herhangi bir sert veya sivri yabancı madde olmadığından emin olun.

•Çocuğunuzun boğazından geçemeyecek kadar büyük olan oyuncakları tercih etmelisiniz.

•Köşeleri yuvarlak, fazla ayrıntısı olmayan ve küt olan oyuncakları tercih etmeye özen göstermelisiniz

•Oyuncak, çocuğunuzu ürkütmeyecek, sevimli bir tasarımda olmalıdır.

•Oyuncak konusunda uzmanlaşmış, bilinçli önerileri olan yerden alışveriş yapmanız işinizi kolaylaştıracaktır.

Çocuğun gün içindeki en önemli oyundur. Doğru seçilmiş bir oyuncak ile onun hayal dünyasına, zihinsel gelişimine birçok faydalar sağlayabilirsiniz. Ancak hiç bir oyun anne babanın ilgi ve şefkatinin yerini tutmayacağını unutmamak gerekir.

Çocuğumla Nasıl Oynamalıyım?

Oyun oynamanın çocuk gelişimindeki rolü çok önemlidir. Oyun çocuklara kim olduğunu,  el becerilerinin gelişmesini, neler yapabildiğini ve yapabileceğini, çevresi ile nasıl iletişime geçeceğini öğretme imkânı sağladığından çocuklar için çok gerekli ve faydalıdır.

Oyun, çocuğunuzla sağlıklı bir ilişki kurmak ve birçok şeyi doğru aktarabilmek adına harika bir araçtır

Anne babalar, çocuklarına oyun oynamak için uygun vakti ayırmaları çok önem teşkil eder. Onunla oyun oynarken kesinlikle başka bir şeyle meşgul olmamanız,  ona ayırdığınız vaktin kendisine ait olduğunu bilmesi gerekir.

Çocuklarınızla oynayacağınız oyunun onun gelişim dönemine uygun olmasına çok dikkat etmelisiniz.

Oyun oynarken çocuğunuzda özgüven ve yeterlilik duygusunu geliştirirsiniz. Oyun, çocuğunuzla aranızda ilişkilerin ve güçlü bağların oluşması için biçilmiş kaftandır.

Oyun, çocuğunuzda başkalarının hakkına saygı göstermeyi,  sıra beklemeyi ve paylaşmayı öğreterek sosyal becerilerini arttırır.

Çocuğunuzla oyun oynarken onu gözlemleyin, ona komut vermek yerine onun yapmanızı istediği şeyleri yapın ki vermek istediği mesajı anlayabilesiniz. Oyunu onun yönetmesine izin vererek onun yaratıcılığının ortaya çıkmasını sağlayın.

Birlikte oynadığınız oyunlarda ona kazanma fırsatı vererek güç mücadelesi yapmayın. Onunla rekabete girip kendinize düşen kısmını mükemmel yaptığınızda, çocuğunuz kendini yetersiz hissedecektir. Kontrolü ona bırakarak kendi kurallarını uygulama şansı tanımalısınız. Bu durum kendisini bağımsız ve kendine güvenen birey gibi hissetmesini sağlayacaktır.

Çocuğunuzla oyun oynarken onun fikirlerine değer vererek övün. Onunla zıt giderek ya da yargılayarak düzeltmeye çalışmayın. Önemli olan bir şey deniyor olmasıdır, bu da problem çözme yeteneğinin gelişmesi açısında son derece önemlidir.

Oyunlarınızda ona sürekli sorular sormak öğretici olmak yerine onun içine kapanmasına, sorgulandığını sanmasına ve daha az iletişim kurmasına sebep olur. Oynadığınız oyun hakkında açıklamada bulunmak ise onun kendisini daha rahat hissetmesine ve kelime dağarcığının gelişmesine katkı sağlar. Örneğin, ‘’şimdi çay ikram ediyorsun, arabayı park ediyorsun’’ gibi..

Oyun, çocuk ve anne-baba arasında harika bir iletişim aracıdır. Bunu en iyi şekilde kullanıp hem keyif almak, hem gelişimine olumlu katkılarda bulunmak, ebeveyn olarak sizi doğru sonuca götürecektir.

Çocuklarda Su Tüketiminin Önemi

Çocuklarda yetersiz su tüketimini sanılandan çok daha fazla yan etkileri vardır. Zihinsel ve bedensel yıpratıcı etkilerine dikkat çeken uzmanlar bu konuda anne babaların rol model olması gerektiğini belirtiyorlar.

Özellikle yaz aylarında sıcakların artması ve yaz tatilinin olmasıyla çocukların hareketlerinde artış olacağından su tüketimine çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Çocuklar yetişkinlere göre susuzluktan daha fazla etkilenir. Yetersiz su tüketimi, sadece bedensel değil aynı zamanda odaklanamama ve öğrenme güçlüğüne de neden olabilmektedir.

Oyun çağındaki çocukların bedensel aktivitelerinin yetişkinlere göre çok daha fazla olduğu düşünüldüğünde su içme aralıklarının 20-25 dakikayı geçmemesi gerekmektedir ve bu konuda ebeveynlere de özellikle görev düşmektedir.

Yaz aylarında aşırı sıcaklar sebebiyle terlemeyle vücudun kaybettiği sıvının, kesinlikle su içmeyle vücuda geri kazandırılması gerekmektedir.

Yeterli su tüketimi, sağlıklı ve düzenli beslenme ile paralel bir ilişkide ilerler. Obezite sebeplerinin başında yemek saatlerinin düzensizliği, bol yağlı kızartma ve gazlı içeceklerin aşırı tüketimi geliyor. Ailelerin, su yerine gazlı içeceklerin tüketimine izin vermesi, son derece sağlıksız gelişime neden oluyor. Maalesef ki bu konuda yeterli özen gösterilmediği için çocuklarda obeziteye her geçen gün daha fazla rastlanmaktadır.

Su İçmek Neden Bu Kadar Önemlidir?

  • Su temel enerji kaynağıdır.
  • Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayarak yapıştırıcı görevi görür.
  • Su vücut ısısını dengeler.
  • Solunuma yardımcı olur.
  • Sindirimin tamamlanmasının ardından atıkların boşaltılmasını sağlar.
  • Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır.
  • Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
  • Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
  • Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
  • Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.

Saymakla bitirilemeyecek ve vücut için oksijenden sonra yaşamsal değeri tartışılamayan suyu, yeterli tüketmede ailelerin çocuklarına örnek olmaları gerekir.

Çocuklarda Öfke Kontrolü Nasıl Sağlanır?

Diğer duygular gibi öfke de insana özgü bir duygudur. Yıkıcı etkileri bulunan bu duyguyla baş etmek, kontrol altına almak gerekir. Öfkeyi yaşayan ve çevresindeki kişiler için çoğu zaman hoş olmayan sonuçlar doğurur.

Bazı çocukların diğerlerine göre daha çabuk öfkelendiği olgusundan yola çıkılarak bununla baş etme yolunun ebeveynlere düştüğü bir gerçektir. Çocukların enerjilerini yeteri kadar boşaltamamaları saldırgan davranmalarına sebep olmaktadır. Bu nedenle de çoğu zaman anne babalarının sabırlarını zorlarlar. Bir konuda ısrarcı olması, sürekli ağlaması, sizin işlerinizin aksaması onun ve sizin açınızdan gergin bir ortam demektir.  Böyle zamanlarda sizin sergileyeceğiniz davranış şekli çok önemlidir. İş yerindeki sıkıntılar, olası sağlık problemleri öfkenizi kontrol edemeyişinize neden olur. Akılcı düşünüp sakinleşmek onun ve sizin için doğru sonuçlar doğuracaktır.

Öfkeyi kontrol edebilmek için yapılması gereken ilk iş, duyguları sözlü olarak aktarabilmektir. Kullanılan hitap şekli, sözcükler ve konuşma, karşı taraf üzerinde farklı etkiler bırakır. Bazen söyleme tarzı, söyleneceklerin önüne geçebilmektedir.

Aile ortamı huzurlu olmalıdır. Çocuğun saldırgan tavırları varsa ona aynı dille cevap vermek, saldırgan davranmak kesinlikle yanlış olan bir tutumdur. Saldırgan tepkileri olan çocuk ile pozitif bir şekilde konuşmalı, asla dayak atılmamalıdır.

Öfkesine yenik düşen bir çocuğunuz varsa buna neden olan duygu ve düşünceleri hakkında onunla konuşun. Bunun kendisine ve çevresine ne kadar zarar verebileceğini anlatın.

Öfke kontrolü çocuğun öğrenebileceği bir davranıştır. Çocuk, yasaklamalarda ya da kendisine sıkıntı veren bir durumla karşılaştığında, ağlar, ortalığı dağıtır ve öfkesini bu şekilde gösterir. Burada ebeveynler çocuğa öfkesini kontrol etmeyi öğretmeli ve duygularını normal şekilde ifade etmesine yardımcı olmalıdır.

Anne Baba Olarak Çocuğunuzu Tanıyor Musunuz?

  • Öfkelendiğinde kendini yere atıyor ve istediği şeyin hemen olmasını istiyorsa,
  • Sırasını beklemekte zorlanıyorsa,
  • Dikkatsiz davranıyorsa,
  • Sakinleşmiyorsa,
  • Sağa sola tekmeler savuruyorsa, anne baba olarak sizin desteğinize ihtiyacı var demektir.

Öfkesini Artıracak Etkenler:

  • Şiddet içerikli oyunları ya da filmleri izlemek.
  • Çocuk sağa sola vurup tekmelediğinde isteklerini yapmak.
  • Sizin tarafınızdan sürekli engellenmek.
  • Aile içi şiddet görüntülerine tanık olmak.
  • Saldırgan davranışlarını ödüllendirmek ve pekiştirmek.
  • Saldırganlığa yöneltebilecek silah vs. oyuncak almak ve özendirmek.

 Öfkesini Yenmesinde Anne Babaya Düşen Görevler:

  • Aile içinde huzursuzluk varsa çözüme buradan başlayın ve sorunu ortadan kaldırmaya çalışın.
  • Çocuğa deşarj olabileceği ortam hazırlayın.
  • Çocuğa öfkesinin nedenini anlamaya çalışın, neden olan sorununu onunla konuşun ve rahatlatın.
  • Çocuğunuza, böyle durumlarda nasıl davranmamız gerekir diye sorun ve çözümü kendisinin bulması için yardımcı olun.
  • Kendi çocukluk deneyimleriniz hakkında konuşun ve ona güven verin.
  • Çocuğun sosyal uyumunu arttırmak için destekleyin.

Çocuğunuza Disiplin Öğretmenin Yolları

Her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister. Disiplin ise ailelerin zorlandığı, bazen de anne baba arasında fikir ayrılığına düştüğü önemli bir konudur.

Çocuğa disiplin öğretmek, genellikle ödül ve ceza yöntemi ile denenir. Ebeveynler, çocukları onların istediği doğrultuda davranmadığı zaman nasıl davranmaları gerektiği konusunda genellikle kararsız kalırlar. Kimi zaman fazla tepki göstererek ağır cezalar verirler, kimi zamanda yapılan hata görmezden gelip üstünü örtebilirler. Şiddettin asla ama asla disiplini öğretmede bir yöntem olmadığının bilinciyle konuya yaklaşılması gerektiğinin iste altını özellikle çizmek gerekir.

Peki Disiplin Nasıl Sağlanır?

Çocuklar kuralların neden gerektiğinin açıklamasını öğrenmek isterler. Anne baba kuralları çocuklarına öğretirken öncelikle kendi aralarında bunu nasıl uygulayacakları konusunda mutabakata varmaları, hemfikir olmaları gerekir. Çocuk, anne ve babanın bir olay karşısında farklı tepkiler görmesi sonucunda algı karmaşası yaşar. Çocuğun bu kafa karışıklığını yaşamaması için anne babanın aynı davranış şeklini sergilemeleri yeterli olacaktır.  Aksi halde çocuk bunu koz olarak kullanacak istediğini kolayca yaptıracaktır hatta sürekli sınırlarını genişletmeye çalışacaktır. Bu da disiplinin uygulanmasına olanak tanımayan bir durumdur.

Anne babanın rol model olması gerektiği aile ortamında, çocuk ile arasında sağlıklı ve yeterli bir iletişim olmaması halinde çocuğun anne-babayı dinlemesi ve işbirliği içinde olması mümkün değildir.

Anne-babanın tutarlılığı, kararlılığı, kendi disiplinlerinin çocuk tarafından model alınacağının unutulmaması gerekir.

Çocuğunuza sorumluluk vermek de disiplinin yaşandığı bir aile ortamı oluşturmakta önemli bir etkendir. Günün planlamasını yaparken onu da dâhil etmeniz kendisini önemli hissettireceğinden kurallara uymasını kolaylaştıracaktır.  Sorumluluk almak onun kendi sınırlarını belirleyebilmesine olanak sağlar.

Ona kuralları açıklarken yüksek bir ses tonu ve kızgın ifade ile değil, daha nötr (tarafsız, yansız) bir ifadeyle anlatılırsa sonuç daha olumlu olacaktır

Çocuklara kuralları olumlu cümlelerle anlatmak, kabul edilebilir davranışların sayısının artmasını sağlayacaktır. Örneğin ‘’dişlerini fırçala’’ emir kipinin yerine ‘’dişlerini fırçalarsan çürümesini önlersin’ ’gibi.

Anne baba arasındaki tutarlılık, ona güveninizi hissettirmeniz, onun planlama yapmasına izin vermeniz, beden dilinizi olumlu ifadelerle kullanmanız disiplini doğal ve keyifli yollardan oluşturmanızı sağlayacaktır.

Bebeklerde 9 Ay Öncesi Riskli Besinler

Bebekler yetişkinlere göre bazı besinlere alerjik reaksiyon göstermeye daha hassastırlar. Bunun sebebi ise bağırsaklarının büyük moleküllere karşı daha geçirgen olmasıdır, böylelikle besin alerjisi oluşma riski yükselmiş olur.

Alerjik reaksiyon belirtileri:

  • Göz ile dudaklarında şişlik gelişiyorsa,
  • Cildinde kabarık, kaşıntılı kurdeşen veya egzama gibi lezyonlar oluşuyorsa,
  • Hapşırık, öksürük, burun tıkanıklığı, nefes darlığı, göğüste sıkışma problemleri yaşıyorsa,
  • Karın ağrısı, kusma, kanlı ve mukuslu ishali varsa, bebeğiniz besin alerjisi olmuş olabilir. Bu izlenimlerinizi mutlaka doktorunuzla paylaşmalısınız.

Besin alerjileri özellikle yeni doğan döneminden itibaren her yaşta ortaya çıkabiliyor. Örneğin yumurta akı, inek sütü, soya ve buğday alerjileri 9.aydan önce görülmektedir.

  1. aydan önce riskli besinler neler?

Yumurta:  Alerjiye yumurta proteinleri sebep oluyor. Yumurtanın beyazı, sarısına göre daha alerjiktir. Özellikle yumurta beyazında bulunan ovalbumin ve ovomokoid maddeleri alerjinin oluşmasında rol oynar.  Bu proteinler ısıya dayanıklı oldukları için pişmiş yumurta da alerji yapabiliyor.

İnek sütü: Çocuklarda sık görülen ve genellikle ilk 6 ayda görülmeye başlayan besin alerjisidir. Çocukların yüzde 85’inde inek sütü alerjisi 5 yaşına kadar geçer.

İnek sütü alerjisinde bebeklere genellikle inek sütü verilmeyip, diğer süt ürünlerinin verilmesi gibi bir hata yapılmaktadır. İnek sütü alerjisi görülen bebeğe, yoğurt, peynir, ayran, tereyağı, margarin, sütle yapılan kek ile bisküvi gibi yiyeceklerin de verilmemesi gerekir. Biberon mamalarını da inek sütü ile hazırlamamak, bunun yerine,  özel inek sütü proteini içermeyen mamaların verilmesi gerekmektedir. En sık tahıl alerjisi görülüyor.

Buğday: Buğday alerjisinde en çok cilt belirtileri ile kendini gösteriyor.

Susam ve soya: Soya tohumundaki proteinlerini alerjiye neden olmaktadır. Soya, salam- sosis gibi et ürünlerinde çikolata, dondurma, kahvaltılık tahıllarda ve unlu mamullerde katkı maddesi olarak kullanılıyor. Paketlenmiş ürünleri kullanmak dikkat edilmesi gerektiren bir etkendir.  Susam da unlu ürünlerle beraber, değişik besin maddelerinde de kullanıldığından alerji görülen bebeklerde susam ve susam ürünü olan tahini de tüketmemek doğru olacaktır.

Balık ve deniz ürünleri: Balık omega 3 kaynağından en zengin besin olsa da, alerji riski nedeniyle beslenmeye 9.aydan önce verilmemelidir. En erken 1,5 yaşından sonra dikkatle gözlenerek verilmeye başlanmalıdır. Kalamar, midye, karides gibi diğer deniz ürünleri ise 1 yaşından sonra önerilmektedir. Balık yağı içeren ilaçlardan da uzak durmak yerinde olur.

Ayrıca portakal, mandalina gibi turunçgiller ve domates, kivi çilek de alerji riski taşıyan besinler arasında yer almaktadır. Bu sebeple de uzmanlar tarafından 9 ayını doldurmamış bebeklere verilmelerini önermemektedirler.

 

Anne Sütünün Faydaları ve Sütü Artırmanın Yolları

Anne sütü bebeğe verilebilecek en değerli ve yaşamsal bir hediyedir. Zira anne sütü, bebeklerin tüm yaşam sürecinin sağlık yolunu düzenleyen bileşenlerden oluşan mucizenin kendisidir.

Bebeğin ihtiyacı olan tüm besinleri ideal ölçülerde barındıran, onu hastalıklardan koruyup kollayan ve hem fiziksel hem beyinsel hem de ruhsal gelişimlerine sayısız faydalar sağlayan bir mucizedir.

Sayısız faydaları içinde barındıran bu çok özel besini, her anne kendi bebeğine özel olarak sunar. Bebek büyüdükçe sütün içeriği de o dönemin gereksinimine göre değişiklik göstererek bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılar. Uzmanlar, yeri doldurulamaz bu mucizevi besinin diğer faydalarının da sayılamayacak derecede çok olduğunu belirtiyorlar.

Bebek dünyaya geldikten hemen sonra salgılanan ilk süte “kolostrum” denir. Önceleri az miktarlarda salgılanan süt, bebek emdikçe giderek artar. Kolostrum ilk 72 saat içinde salgılanır. Bu süt, bebeği hastalıklardan koruyucu maddeler açısından çok zengindir ve sarımsı bir renge sahiptir. Bebeğin, kolostrum’ dan en üst düzeyde faydalanması için bebek mümkün olduğunca doğumu takip eden ilk 2 saat içinde emzirilmelidir.

Anne Sütü;

  • Annenin ilk sütü (kolostrum) bebeğe yapılan ilk aşı gibidir.
  • Enfeksiyonlara karşı korur.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Anne ile bebek arsındaki bağı kuvvetlendirir.
  • Bebeğin zihinsel ve zekâ gelişimine katkıda bulunur.
  • İshali önler.
  • Anne sütünün tadı zaman zaman değişerek bebeğin tatları tanımasını sağlar.
  • Aşıların etkisini arttırır.
  • Kabızlığı önler.
  • Alerjik hastalıkları önler.
  • Konuşmayı geliştirir.
  • Bebeğin çene ve diş sağlığı için faydalıdır.
  • Solunum yolları, kulak, idrar yolu, menenjit vb. enfeksiyonlarına karşı korur.
  • Lösemi ve lenfomadan korur.
  • Diyabet, kolesterol yüksekliği, imflamatuar barsak hastalıklarına karşı korur.
  • Sindirim sistemini zorlamaz.
  • Anne sütü ile beslenen bebekler daha uysal ve stressiz olurlar.
  • Ani bebek ölümü riskini azaltır.
  • Anne sütü ile beslenen bebeklerde kansızlık daha az olur.

Uzmanlar bu mucizevi doğa harikası besini artırmak için bazı yöntemler önermektedirler.

Anne Sütünü Artırmanın Yolları:

  • Yeteri kadar iyi beslenmeye ve bol sıvı almaya çalışın. (Yeterli miktarda sıvı aldığınızı idrarınızın renginin açık olmasından anlarsınız.)
  • 24 saat içinde minimum 8 kez ve hatta mümkün olduğunca fazla emzirmeye çalışın.
  • Her emzirmede iki göğsü birden emzirin.
  • Daha fazla süt üretimi için emzirme esnasında göğsünüze masaj yapın.
  • Emzirme pozisyonlarınızın doğru olduğundan emin olun.
  • ilk haftalarda emzik ve biberondan uzak durun, sadece anne sütüyle besleyin.
  • Göğüslerinizden pompa ile süt sağmak da sütü arttırır.
  • Zayıflamak için diyet yapmayın.
  • Beslenmenizde koyu yeşil yapraklı sebzelere çok yer verin.
  • Tam tahıllı karbonhidrat içeren ürünleri sık sık tüketin.
  • Bal kabağı, havuç kavun gibi beta karotenden zengin olan ürünleri tüketmeye özen gösterin.
  • Sık sık emzirmek bol süt gelmesini sağlayacağını da unutmamak gerekir.