KARANTİNA VE CORONA VİRÜSÜ ÇOCUKLARA NASIL ANLATMALI?

Tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını, büyük küçük demeden herkesi maalesef ki fiziksel ve psikolojik olarak zorlamaktadır. En çok da anne babasını endişeli ve korkulu gören çocukları etkilemektedir. Ev halkını her zamankinden daha endişeli gören çocuklar kendilerini güvende hissetmekte güçlük çekiyorlar. Çocuk gelişimi uzmanları, bu zor dönemin atlatılmasında anne- babaya görevler düştüğünü, çocukların psikolojilerinin desteklenmesinin gerektiğini belirtmekteler. 

Ebeveynlerin yapması gerekenler:

İlk olarak kendi davranışlarınızı kontrol altına almalı ve haberler, sosyal medya gibi yayın organlarına çocuğunuzun önünde odaklanmamalısınız. Elbette ki gündemi takip etmelisiniz ama onun önünde kaygı ve panik içeren yorumlar yapmamak için ayrı olduğunuz zamanları tercih etmelisiniz. Aksi takdirde çocuğunuzun ruhsal durumunda derin yaralar açılmasına sebep olabilirsiniz. 

İçinde bulunduğunuz karantina durumunu çocuğunuza açıklayın:

Çocuğunuzun yaşını ve gelişimini göz önünde bulundurarak uygun bir dille neden karantinada olduğunuzu açıklamalısınız. Jest ve mimiklerinizle destekleyeceğiniz sakin ve yumuşak bir ses tonuyla, ona güven veren cümleler kurmalısınız. Çocukların müthiş bir gözlemci olduğunu hatırlayarak, konuşmanızı yapın, çünkü sizdeki kaygı ve paniği hemen anlama kapasitesine sahipler. Bu yüzden ne söylediğinizden ziyade nasıl söylediğiniz daha önemlidir. 

Konuşmaya başlarken önce onu dinlemeye çalışın. Bu durumdan duyduğu kaygıyı ve yanlış bildiklerini öğrenerek konuşmanıza yön verin. Yanlışlarını düzelterek yapacağınız konuşmalar onun güven duygusunu perçinleyecektir.

Çocuğunuz okul öncesi yaşta ise onunla net ifadelerle konuşun. Ona bu virüsün bizim öksürmemize ve hapşırmamıza neden olan çok küçük mikroplar olduğunu açıklayın. Ancak evde kalarak bu mikroplardan korunacağınızı ve bunun için evden dışarı çıkmadığınızı, ancak bazı insanların hastalanabileceğini anlatarak, oluşan ya da oluşabilecek kaygısını azaltabilirsiniz. Korunma yollarından bahsederek sık sık ellerinizi yıkamanız gerektiğini, hijyen kurallarına uyulmasının önemini ve bu yüzden diğer insanlarla temastan kaçınılması gerektiğini anlayabileceği şekilde anlatın. Eğer çocuğunuz sosyal medya kullanabiliyor ya da televizyondan haberleri izleme fırsatı bulabiliyorsa duyduğu her şeye inanmaması gerektiğini, bu süreçte bilgi kirliliği olabileceği, bunun için de öğrenmek istediği, aklına takılan şeyleri size sorması gerektiğini açıklayın. 

ÇOCUĞUNUZU SALGIN STRESİNDEN KORUYUN

Corona virüs salgınında yaşanan sosyal izolasyon ve uyulması gereken kurallar, günlük yaşamın doğal akışının önemli ölçüde değiştiğine şahit olan çocuklarda, maalesef ki korku, kaygı ve çaresizlik duygularının artmasına neden olmaktadır.

Çocuk gelişimi uzmanları, yeni tip corono virüs (Kovid-19) salgınında çocukta oluşabilecek strese karşı anne babaları uyarıyor. Sağlıklı iletişimin kilit noktası olduğu salgın sürecinde, çocukların günlük yaşamında yaptığı rutinlerine devam etmesi gerektiğini belirten uzmanlara göre çocuğun kaygı ve korkularını dile getirebilmesi için cesaretlendirilmesi gerektiğine işaret etmekteler.

Salgın döneminden büyükler kadar, hatta daha fazla etkilenen çocukların bu süreçten yıpranmadan çıkabilmeleri için alınacak tedbirler olduğunu belirten uzmanlara göre işte yapılması gerekenler:

  • Çocuğunuza Corona virüs hakkında ne düşündüğünü sorun

 Çocuğunuzu karşınıza alarak yumuşak bir ses tonuyla sohbet eder gibi Corona viriüs hakkında neler bildiğini öğrenin. Neleri doğru, neleri yanlış bildiğini tespit ederek gerekli düzeltmeleri yapın. Yaşını ve gelişimini göz önünde tutarak verdiğiniz bilgilerin kontrollünü yapın.

  • Sizinle iletişimde kalmasını sağlayın

Çocuğunuzla sık sık konuşarak, kendi cephesinde neler hissettiğini ifade etmesi için uygun ortam yaratın. Kaygılarını, korkularını anlatması için seviyesine uygun şekilde sohbeti yönlendirerek onu cesaretlendirin. Bazı çocuklar duygularını daha kolay paylaşırken, bazılarının yüreklendirilmeye ihtiyaç duyduğunu unutmamak gerekir. Bu salgın hakkında ne bildiğini öğrenirseniz ne hissettiği konusunda konuşmanız daha olumlu geçecektir.

  • Salgının kontrol altında olduğu konusunda onu ikna edin

Salgın konusunda yetkililerin nasıl önlemler aldığını anlatarak kaygılarını azaltabilirsiniz. Çocuklar sosyal izolasyon sürecinde korku ve endişenin yanı sıra çaresizlik da hissedebilirler. Bu durumda kontrolümüzde dahilinde olanları anlatarak onu rahatlatacak bir etki sağlayabilirsiniz. Salgının yayılmasını önlemek için üzerimize düşen görevleri konu alan konuşma yapabilir, özellikle hijyen kurallarından bahsederek dikkat edilmesi gerekenleri, bunun geçici bir süreç olduğunu yaşına uygun seviyede anlatarak, güven duymasını sağlayabilirsiniz. 

BEBEKLERDE YÜRÜME DÖNEMİ HEYECANI

Bebeğinizin yürüme denemeleri onlar kadar sizin için de heyecan vericidir. Bebeğinize bu süreçte nasıl katkı sağlayabilirsiniz? Bazı önerilerimiz sizinle paylaşmak istedik

Ağlaması, gülmesi, emeklemesi ya da ondan beklemediğiniz becerileriyle anne babalarını şaşırtan bebekler doğdukları andan itibaren kazandıkları becerilerle heyecan verirler. Yürüme süreci de bu heyecan verici gelişmelerden biridir. Yürüme döneminde bebeğinizin sizin desteğinize ihtiyacı vardır. Yürümeyi özendirme aşamasında keyif almasını sağlayıp, özgüven duymasını ve adım atmasını sağlamalısınız. 

Öncelikle yürüme çalışmaları yapacağı alanları güvenli hale getirerek ilk yardımınızı yapmalısınız. Olası kazaların önüne geçeceğiniz güvenlik işinden sonra o yumuk yumuk ayaklarıyla adım atma serüvenine başlatabilirsiniz.

Her bebek için değişse de genelde emeklemeye 7 -9 aylar arasında başlayan bebeklerden bazıları hiç emeklemeden de sıralayıp, ayakta durmaya ve adım atmaya başlayabilirler. Emekleyen çocuk bir süre sonra aynı yerleri dolaşmaktan sıkılabilir. Evdeki herkesin yürüdüğünü gördüğünde kendisi de yürümek için ayağa kalkmaya çalışacaktır. Tutunarak ayağa kalkma isteği, onun yürüme arzusunda olduğunu gösterir. Önce yakınındaki nesnelere tutunup ayağa kalkmaya çalışır ve ilk adımını atar. Sonrasında ellerini bırakarak ayakta durmaya çalışacaktır. Çocuğunuzu bu dönemde cesaretlendirmek için koltuk veya divan gibi tutunabileceği eşyaların üzerine, sevdiği oyuncak oyuncaklar koyabilirsiniz. Böylece adım atmaya daha istekli olacaktır. Bazen ağlayacaktır, bunu normal olarak kabullenmelisiniz. Onu taklit edin ve dizlerini nasıl büküp oturabileceğini göstererek başarmasına yardımcı olabilirsiniz.

Bebeğinizin yürümeye başlaması yaşıtlarından erken ya da geç olabilir, telaşlanmayın. Ancak 16 ayı tamamladığında hala yürümüyorsa doktorunuzla bunu paylaşmalısınız. 

Bebeğiniz yürüme döneminde sendeleyerek ve bacaklarını açarak yürüme provaları yapar. Beceremediğinde düşebilir, ağlamaya başlayabilir. Zaten bu dönmede düşmeyen çocuk yoktur. Düştüğünde panik yapmayın, sarılarak onun güvende olduğunu hissetmesini sağlayın. Böylece yeni denemeleri için güç toplayacaktır. Zayıf ve minyon çocukların daha erken yürüdükleri görülürken, genetik faktörlerin de bunu etkili olduğunu belirtelim. 

ÇOCUKLARDA GELİŞİM GERİLİĞİNİN İPUÇLARI

Çocukların gelişim sürecinin yakından takip edilmesi gerektiğini belirten uzmanlara göre ebeveynlerin pek çok noktaya dikkat etmesi gerekiyor. Gelişim geriliğinin detayları birçok başlıkta görülebilir. Dil gelişiminde, motor gelişimde, sosyal gelişiminde, bilişsel gelişiminde eksiklikler gözlenebilir. Mesela çocuğunuz yaşına uygun 2-3 kelimeden oluşan cümleleri kurmakta sorun yaşıyor olabilir. Dil gelişiminde yaşıtlarına oranla geriden geliyor olabilir. Fiziksel gelişiminde de koşma, yürüme, tutma, zıplama gibi motor becerilerinde geri kalmış olabilir. 

Uzmanlara göre en önemlisi ve daha sık görülen sosyal iletişimde yaşadığı geriliktir. Çocuğunuz kendi yaşındakilerle iletişim kuramayabilir, bağırır, ağlar ve saldırarak isteklerini anlatmaya çalışabilir. Bu durumdaki çocuğunuzu yaşıtlarıyla bir araya getirerek nasıl iletişim kurması gerektiğini öğretmiş olursunuz. Ancak yaşanan gelişim geriliği zihinsel alanda ise, bireysel gelişim programlarından destek almaya dikkat etmelisiniz.

Gelişim geriliğinin ip uçları nelerdir? Ne yapmak gerekir?

Çocuğunuzun bazı becerilerden emin olamıyor ve geriden geldiğini düşünüyorsanız bir çocuk gelişim uzmanından yardım almalısınız. Denver II Gelişim Tarama Testi uygulayacak olan çocuk gelişimi uzmanı, çocuğunuzun hangi alanlarda ve ne kadar geriliği olduğunu tespit edecektir. Buna uygun bir çalışma programı ile gelişim geriliği ortadan kalkıncaya dek çalışmalar devam eder. 

Çocuğunuzda gelişim geriliği olduğunu öğrendiğinizde yapmamanız gereken en önemli şey, bu durumun zamanla düzeleceğine inanıp harekete geçmemektedir. Üstelik gün geçtikçe çocuğunuzun yaşıtları ile arasındaki gelişim farkı giderek açılacak ve bunun çözümü daha da zorlaşacaktır. Her problemde olduğu gibi erken teşhisin çok önemli olduğunu atlamamak gerekir. Gelişim geriliği çocuk gelişimi uzmanlarınca çözülebilecek bir sorundur. 

Aslında her ebeveynin imkanı oldukça, gelişim geriliği belirtisi görmese dahi, normal gelişişim süreci geçiren çocuğunu 6 ayda bir çocuk gelişim uzmanının kontrolünden geçmesine dikkat etmesi gerekir.  Sizin gözden kaçırdığınız, ancak uzmanın tespit edebileceği gelişim geriliği, erkenden teşhis edilerek büyük sorunlar yaşamadan müdahale edilir.

ANNE BEBEK BAĞLANMASI

Anne ve babalar çocuk sahibi oldukları ilk andan itibaren yetişkin duruma gelene kadar onun tüm temel ihtiyaçlarını karşılamaları gerektiğini bilirler. Bir bebek beslenme, güvenlik ve sevgiye koşulsuz ihtiyaç duyar. Bebeğin sağlıklı bir gelişim gösterebilmesi, fiziksel ve duygusal ihtiyaçları karşılanması ile gerçekleşir. 

Sağlıklı fiziksel gelişimi ise bebeğin özellikle annesiyle güvenli bağlanma oluşmasına önemli destek verir. Bu özel bağ bebeğin ileri zamanlardaki sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimini destekler ve yetişkin bir insan olduğunda kuracağı ilişkileri, benlik algısını ve kişiliğini doğrudan etkiler.

Bağlanma, anne bebek arasında gelişen ve stres, ayrılık gibi durumlarda daha çok ortaya çıkan duygusal bir bağdır. Her anne-baba ve bebek arasında bir bağlanma vardır ama bağlanma türü anne-bebek bağlanması ve bebeğin ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmaması ve nasıl karşılandığı ile ilgili olarak değişkenlik gösterebilir. Bağlanmanın en önemli noktası bebeğin ihtiyaçlarının bakım veren tarafından anlaşılması, uygun şekilde ve zamanında karşılanabilmesidir.

Özellikle son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz güvenli anne-bebek bağlanmasına daha yakından bakacak olursak, doğumun hemen sonrasında anne-bebek arasındaki bağlılığın sağlıklı sürdürülmesi oldukça önemli. 

Bebeklerdeki bağlanma bazı duygu ve davranışlarla açığa çıkar. Bebeğin annesine verdiği olumlu tepkiler, zamanın büyük bir kısmını annesiyle geçirmek istemesi, korku oluşturan herhangi bir durum veya bir nesne karşısında hemen annesini istemesi, annesinin varlığını algılanması ve onun yanında rahatlaması bebeğin anneye bağlandığının en belirgin göstergesidir. 

Özellikle doğum öncesi dönemde, annenin bu değişime verdiği tepki çok önemlidir. Anne adayının bedenindeki değişiklikleri benimsemesi ve pozitif duygularını bedeninden bir parça olan bebeğine aktarabilmesi, anne bebek arasında doğumdan sonra oluşacak güvenli bağlanma açısından belirleyici özellik taşır. 

Bebeğinize daha karnınızdayken onu çok sevdiğinizi sık sık dile getirip, ileride oluşacak güvenli bağlanmanın temelini atabilir, onu hayata hazırlamanın ilk adımlarını oluşturabilirsiniz. Hamilelik döneminde, karnınıza dokunarak bebeğinizin tensel olarak hissetmesini sağlarken, onu sizin yanınızda güven içinde olacağı hissini verebilirsiniz. 

ÇOCUĞUM SALDIRGAN DAVRANIYOR

Çocukların bir arada olduğu zamanlarda itişip kakışmaları, birbirini tutarak çekiştirmeleri hatta birbirlerine vurmaları normal karşılanır. Genellikle endişelenecek bir durum değildir. Yaralanmalar ufak tefektir, anlaşmazlıklarını hemen unuturlar. 

Ancak okul öncesi bazı çocuklarda sık sık tekrarlanan ve giderek tırmanan çatışmalar izlenebilir. Bu gibi çocuklarda neredeyse içine düştüğü her çıkmazı saldırganlıkla çözecekmiş gibi bir yaklaşım görülür, kendilerinden çok daha büyük ve iri çocuklarla dahi kavgalara girişebilirler. Yürümeye başladıktan itibaren çocukların gelişmekte olan sinir sistemleri dürtülerini yaşıtları kadar kontrol etmelerine izin vermeyebilir. Bazı çocuklar içinse, saldırganlık daha çok sosyal becerileri öğrenme ve uygulama sorunu olarak ele alınır.

Saldırganlığın çoğu zaman ödüllendirildiğini gören çocuk hayatının her alanında bunun işe yarayacağını düşünerek kendinde hak görmeye başlar. Örneğin ana okulunda oyun alanındaki salıncak için sıranın önüne geçerek o salıncağı en çok kendisi kullanmaya başlar. Böyle davranışlar gösteren bir çocuğu öğretmen hemen fark edecektir. Bir çocuğun bakış açısından ele alınacak olursa kendine güven ve saldırganlık arasındaki fark çok da anlaşılmayabilir.

Çocuğuma nasıl yardım etmeliyim?

Saldırgan bir çocuğu düzeltebilmenin en iyi yolu en başından bu davranışının önüne geçmektir. Çocuğunuzdaki saldırgan davranışları gözlemlerken çoğu davranışlarında belirgin bir düzen görürsünüz. Ya evde ya da sadece başkalarının arasında saldırgan olduklarını fark edersiniz. Çocuğunuz yorgunsa veya hayal kırıklığına uğradığını hissetmişse saldırgan davranıyor olabilir. Bu belirgin düzen müdahale etmeniz ve bu konuya daha iyi hazırlanmanıza destek verir. Bu yaştaki saldırgan çocuklar bir saldırganlık göstermeden önce tutarlı bir davranışlar sergilerler. Dişlerini sıkabilir, dik dik bakabilir, ileri geri sallanabilirler.

Tırmanan davranışlarını hissettiğiniz an yapmanız gereken şey, çocuğunuzu o ortamdan uzaklaştırmaktır. Sizin tahmin edebilirliğiniz, onun sakin ve kontrollü hissetmesine yardım eder. Bir an kontrolünüzü kaybedip saldırgan çocuğunuzu dövmek asla işe yaramaz. Aksine var olan sorunu daha kötü yapar, çünkü ondan yapmasını istemediğiniz bir davranışı siz yapmış olursunuz. Bazı durumlarda ise saldırganlığın bazen küçük çocuklarda görülebilen depresyon belirtisi olduğunu unutmamak gerekir. Çocuğunuz aşırı saldırgan görünüyor ve sizin çabalarınıza cevap vermiyorsa, doktorunuza danışmakta fayda var. Ne kadar erken davranırsanız hem sizin hem de çocuğunuz için çözüm daha kolay olacaktır.

DEPREM GERÇEĞİNİ ÇOCUCUĞUMA NASIL ANLATAYIM

Deprem her yaştan insan için travmatik bir olaydır. Ama 10 yaş altı çocuklar için durum biraz daha farklıdır, çünkü olaya anlam veremez, şekillendiremez ve böylelikle şiddetli bir travma geçirme riski yüksek olur. Soyut düşünemeyen bu yaşlardaki çocuklar için depremin nasıl meydana geldiğini anlamak zordur. Zihinlerinde işleyemedikleri bu olay ürkütücü olurken, kaygı unsuru da olur. Kaygı yaşayan çocuklarda yoğun endişe, güvensizlik ve korku hasıl olur. Rüyalarında korkarak uyanmaları, yalnız kalmaktan korkmaları, içe kapanmaları… gibi birçok ruhsal sorunların yanı sıra sebepsiz karın ağrıları, düzensiz uyku, mide bulantısı…gibi fiziksel sorunlar da görülebilir.

Deprem gibi doğal afetleri anlayabilmeleri için çocukların zihinlerinde oluşan bu belirsizliğin belirli duruma getirilmesi çok önemlidir. Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun şekilde anlatılması, bu doğa olayını anlamasını kolaylaştıracak, korku ve kaygılarla başa çıkmasını sağlayacaktır. Bu konuda en önemli görev siz anne babalara düşmektedir.

Peki deprem gerçeğini çocuğunuzla nasıl konuşmalı ve nelere dikkat etmelisiniz?

Çocuğunuzla deprem hakkında konuşurken sizin duygu durumunuz ve çocuğunuza yaklaşımınız çok önemlidir. Eğer siz kaygı yaşıyorsanız çocuğunuza bunu hissettirmemeniz gerekir. Özellikle deprem anında sakin olmanız, onun travma yaşamamasında çok etkili olacaktır. Çünkü çocuklar bir olay anında etrafındaki insanların tepkilerinden hemen etkilenirler. Olay anında şahit olacağı kaygı, panik, heyecan ve korku içeren konuşmaların yanı sıra tv haberleri, felaket söylemleri çocuğun psikolojisini olumsuz yönde etkiler.  

Duygusal durumuna dikkat ederek çocuğunuza doğa olaylarını onun anlayabileceği sadelikte anlatmaya gayret edin. Hatta çocuğunuzun bir oyuncağını kullanıp bir oyun hâline getirerek anlatmanız, anlamasını kolay hale getirecektir. 

Çocuğunuza deprem sırasında ve sonrasında neler yapması gerektiğini uygulamalı olarak anlatın. Deprem sırasında nerelere saklanması gerektiğini, nerelerin güvenli olabileceğini, nasıl korunması gerektiğini ve deprem sonrasında ne yapacağını bildiğinden emin olana kadar bu konuyu sıkmadan gündemde tutun. 

Çocuğunuzla birlikte deprem çantası hazırlayarak kafasındaki belirsizliği azaltın ki güven duygusu gelişsin.

Deprem ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi çocuğun yanında vahim bir şekilde dile getirmeyin ama ölçülü duygusal paylaşımların, çocuğun ve ailenin kaygılarını azaltmak için en faydalı yollardan biri olduğunu da unutmayın.

Çocuğunuza doğa olaylarının insana zarar vermediğini, insanın doğaya uygun davranmadığı için zarar gördüğünü anlatarak algısını bu yönde geliştirin.

ÇOCUĞUNUZ DOĞRU YEME ALIŞKANLIĞI İLE BÜYÜSÜN

Bebeğinizin çocukluğa geçişi sırasında bazı alışkanlıkları edinmesinin tamda zamanıdır. Çünkü bu süreçte kazanılan alışkanlıkların yıllarca devam ettiği kanıtlanmış tespitler arasında olduğundan bu fırsatın olumlu kanala yönlendirilmesi gerekir. Sağlıklı yeme alışkanlıkları da bunlardan biridir. Anne baba olarak çocuğunuza rol model olduğunuzu hiçbir zaman unutmamalı, yemek tercihlerinde ve yeme alışkanlıklarını belirlemesinde yol gösterici olmalısınız. 

Çocuğunuzun doğru yeme alışkanlığı kazanmasını, bazı davranışlarınıza dikkat ederek sağlayabilirsiniz. Örneğin ailece birlikte yemek yemeye özen gösterin. Tüm ailenin yemekte bir araya gelmesinin doğru yeme alışkanlığı kazanmasında önemli rolü vardır. 

Ailece yenecek yemeklerde geniş ve sağlıklı besinler tüketmeye gayret edin. Sağlıklı besinlerden oluşmuş çok çeşitli gıdalar, dengeli beslenmesini sağlayacaktır. Özellikle sebzelerden oluşan menünün ailedeki diğer fertler tarafından istekle yenmesi, onun bunları reddetmesini önleyecektir. Masaya gelen sağlıklı gıdalardan hangisini seçeceğine kendisinin karar vermesine izin verin. Kendi seçeceği yemeği kabullenerek yemesi ona zevk vereceğinden, doğru ve sağlıklı yeme alışkanlığı kazanmasına destek olacaktır. 

Yemek yemenin çocuklar ve aileler için bir zevk haline geldiği ailelerde çocukların doğru yeme alışkanlığı kazanması daha kolaydır. Bebeğiniz erken çocukluk dönemine ilk adım attığı birinci yaşının sonunda onu sandalyesine oturtup kendi başına yemek yemeyi öğrenmesini teşvik edin. Elinde tutabileceği gıdaları parmaklarıyla yiyebilir, en azından sizi taklit ederek yemeye çalışır. Ona uygun kaşık, çatal bardaklarla yemek yemesini öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Yemekler ağzı hariç her tarafa gidebilir ama bu süreçte sabırlı davranmalı, kıyafetlerinin ve etrafın kirlenmesine göz yummalısınız. Bırakın çocuğunuz belli bir süre yemeği ile oynasın. Sabrınızı sevam ettirerek onu teşvik edin, hatta onu överek her hareketine yardımcı olun.

Unutmamak gerekir ki siz nasıl bir modelle ona örnek oluyorsanız, o da sizi taklit ederek aynı alışkanlıklar kazanacaktır. İleride şikayet etmemek için doğru yeme tercihleri ile ebeveyn olarak siz doğru besinler yemelisiniz. 

ÇOCUĞUM TUVALET EĞİTİMİNİ REDDEDİYOR NE YAPABİLİRİM?

Anne babaların bebeklerini büyütürken en zorlandıkları detaylardan biri de tuvalet eğitimidir. Bebekleri tuvalete gitmeyi reddediyorsa bu işin daha da zor bir devreye girildiğinin habercisidir. Maalesef ki bu sorun aşılmadığında tuvalet alışkanlığı edinmek çocuk için oldukça zordur. Ama öyle kendinizi çıkmaza girmiş gibi hissetmenize gerek yok. Tuvalete gitmesi gerektiği halde kendisini sıkıp bezine yapmaya devam ediyorsa işte yapmanızı önerdiğimiz basit uygulamalar…

Her konuda olduğu gibi bebeğinizi ısrarcı bir şekilde tuvalete girmeye zorlamak da büyük hatadır. Ceza ya da tehdit gibi yöntemler de çözüm bulmada etkili değildir. Onu anlamaya çalışarak tuvalete gitmekte neden direndiğini, buna sebep olan şeyleri gözlemleyerek problemi aşabilirsiniz. Tuvaletteki birçok şey buna sebep olabilir. Örneğin utanıyor olabilir ya da tuvaletin ışığı veya klozetin yapısı nedeniyle rahat hissedememesi gibi durumlar onu oraya girmekten alıkoyuyor olabilir. 

Yapılması gereken şey, tuvaleti onun seveceği tarza getirip cazip olmasını sağlamaktır. Sık sık kendinizin de tuvalete gitmeniz gerektiğini ve bunun normal bir şey olduğunu dile getirerek çocuğunuzun dikkatini çekin. Tuvalete gitmenin ne kadar faydalı ve gerekli olduğu ile ilgili masallar anlatın, kahramanların sık sık tuvalete gittiği ile ilgili cümleleri bu masallarda kullanın. Her çocuğun tuvalet eğitimi için hazır olduğu süreç fiziksel ve ruhsal açıdan farklı olduğundan bir başka çocukla asla kıyaslamayın. Tam aksine onu överek ödüllendirin, küçük sürprizlerle onu cesaretlendirin.

Tuvalete gittiğinde kontrolün onda olduğunu hissettirin. Yapmanız gereken şey ona seçenek sunmak olsun. İhtiyacını istersen tuvalete yap, istersen de lazımlığa yap gibi cümlelerle kontrolün kendisinde olduğunu hissetmesi, onun bu alışkanlığı kazanmasında yardımcı olacaktır. 

Bu eğitim sürecindeki alta kaçırma gibi kazaları görmezden gelmelisiniz. Böyle zamanlarda anlayışlı ve destekleyici yaklaşım göstermelisiniz. Artık büyüdün, neden altını ıslatıyorsun gibi sözler yerine, hiç sorun değil, diğer sefer tuvalete gidip yaparsın diyerek onu yüreklendirmelisiniz.

Yapmanız gerekenlerden biri de tuvalet eğitiminizde mutlaka rutin oluşturmanızdır. Aynı saatlerde olmak üzere tuvalete gitmesini sağlayın, bu esnada çocuğunuzun kolay çıkarabileceği giysiler giydirin. 

BANYONUZ ÇOCUĞUNUZ İÇİN GÜVENLİ Mİ?

İster yıkanma, isterse de tuvalet eğitimi sırasında kullanılan banyo ve tuvaletler çocuklar için ilgi çekici yerlerden biridir. Faaliyet merkezi gibi görülen banyo, çocuklar tarafından bir bakıma oyun alanı gibi de algılanır. Banyosunu eğlenerek yapıyorsa, oraya girmek için fırsat kollayacağından emin olabilirsiniz. Ancak onun güvenliğini tehdit edebilecek tuvalet ve banyolar ne gibi tehlikeler içerir? Ne gibi önlemler alınmalı? Nasıl düzenlemelerle yeni tasarımlar uygulanmalı? İşte bu sorulara cevap bulabileceğiniz yazımızı sizin için derledik.

  • Banyoda olabilecek tehlikeler 

Boğulmalar, kaygan zeminde kayarak düşmeler, aşırı sıcak su yüzünden yanma ya da haşlanmalar, kesici ve delici objeler yüzünden yaralanmalar, kimyasal maddeler yüzünden zehirlenmeler, banyoda kilitli kalma, banyo penceresinden tırmanma…

  • Alınması gereken önlemler

Banyo zamanında gözünüzü çocuğunuzdan asla ayırmayın. Önceden banyo için gereken tüm malzemeyi elinizin altında bulundurun ki bir daha dışarı çıkmanıza gerek kalmasın. Küvet kullanıyorsanız dikkatiniz ona odaklayın. Bir gözünüz daima küvette olsun. 

Çocuğunuzu küvete sokmadan suyun sıcaklığını mutlaka test edin. Küvet tabanına kaymayı önleyecek şeritler yerleştirmeyi ihmal etmeyin. Özellikle kafa çarpmalarına karşı bataryanın üzerine tampon görevi yapacak kauçuk gibi şeylerle destekleyin. Banyo sonrası küveti boşaltmayı unutmayın. Kova kullanıyorsanız ortalıktan kaldırın. Klozet kapağına kilit takın ve kapağını kapalı tutmaya dikkat edin.

  • Banyoda yeni düzenlemeler yapın

Banyoda bulunan eşya ya da mobilyalarınızın çocuğunuzun tırmanmasına izin vermeyecek şekilde konumlandırın. Lavabo ve duşluktaki sabunların zemine düşerek kaymaya neden olabileceğini gözden geçirin ve çocuğunuzun erişemeyeceği yerlere sabitleyin. Banyoda bulunan alanlarda sivri köşeli yerler olmamasına dikkat edin. Tüm banyo alanının kaydırmaz özellikteki malzemeyle kaplayın. (bunun için yapı marketlerde birçok malzeme bulunmaktadır) Banyodaki prizlerin tehlike oluşturmayacak şekilde konumlandırmaya özen gösterin. Islak alanlara göre tasarlanmış kapaklı prizler kullanın ve banyoda kullanacağınız elektrikli aletlerin kablolarını kullanım sırasında lavabo üzerinden geçirmemeye dikkat edin.

Banyo ve tuvalet kapılarına çıkarılabilir menteşe takın, çocuğunuz banyonun kapısını içeriden kilitlenmesine karşı kapının dışarıdan açılmasının sağlamış olursunuz. 

İlaç, deterjan, makyaj malzemesi gibi zehirlenmelere neden olabilecek malzemeleri çocuğunuzun erişemeyeceği yerlerde muhafaza edin.